İran ve iç cephe

Ben, bu sürecin neticesinde önce İran içerisinde sokakları, sonra İran'ın çeşitli bölgelerindeki etnik unsurları hareketlendirerek İran'da rejim-halk çatışmasının yani bir iç savaşın planlandığı kanaatindeyim. Bunu mümkün kılacak rejim karşıtlığının toplumsal tabanının yaygınlığını da İran içerisindeki Mossad unsurlarının operasyon kabiliyetini de anlatmıştım.

Şunu tekrar tekrar söylemek gerekiyor ki, İran rejimi baskıcı, anti-demokratik bir rejim olarak İran halkının pek çok unsuruna, kadınlara, öğrencilere, muhalefete, Türklere, Sünnilere dönük politikalarıyla bu karşıtlığı hak ediyor. Dahası İran rejimi Azerbaycan karşısında Ermenistan'ı destekleyerek, PKK ile ilişkiler kurarak ve Suriye'de Esad rejimi ile birlikte Türkiye'ye ve Sünnilere düşmanlık yaparak da bu karşıtlığı hak ediyor. Lakin bugünkü konu İran rejiminin kötülükleri değil."

İsrail'in İran'a saldırıları sırasında bu köşede böyle yazmıştım.

"İsrail, İran rejimi kötü olduğu için İran'a saldırıp, yakıp yıkıp katliam yapmıyor. İsrail, İran'ı Suriye'leştirerek bir iç savaşa ve parçalanmaya götürmek için saldırıyor" diye de eklemiştim.

İran Rejimi'nin karşı çıkılacak çok fazla uygulaması ve politikası var. En başta da İran'da çok yoğun bir ekonomik yıkım yaşandığı, bunda ambargoların ve yaptırımların etkisi olduğu kadar İran Rejimi'nin "Şii Hilali" fantezilerinin de payı var. Lübnan'da Hizbullah'ı, Suriye'de Esad Rejimi'ni, Irak'ta Haşdi Şabi'yi, Yemen'de Husileri ve Afganistan'da Şii milisleri desteklemek için İran'ın gelirleri seferber edildi. Neticede ortaya çıkan büyük yıkıma da İran halkı yoğun tepki gösteriyor ki son eylemler de böyle başladı.

Dahası yukarıda örnekleri sayıldığı üzere İran'da ciddi bir demokrasi ve özgürlükler sorunu da bulunuyor. İran'da seçilmiş Cumhurbaşkanı, seçilmemiş Ayetullah ve mollalar tarafından vesayet altına alınmış, yetkileri ve gücü kısıtlanmış durumda bulunuyor. Yani İran'da demokrasinin en temel mekanizması işlemiyor, millî irade yok sayılıyor. Zaten buna ve genel olarak da rejime karşı oluşan tepki de seçime düşük katılım oranlarından da görülüyor.

İran'daki molla rejiminin vesayeti sadece seçilmiş siyasetçilerin üzerindeki bir vesayetle de sınırlı değil. İran'daki kadınların görünüşüne, kıyafetine yasak koyan; kadın bedenini müdahale edilebilir bir nesneye indirgemeye çalışan baskıcı, ilkel bir anlayış da söz konusu. Elbette bunlar bize de yabancı bir durum değil.

12 Eylül'le başlayıp 28 Şubat'la zirveye ulaşan, kadınlara karşı ayrımcı ve cinsiyetçi politikalar izleyip başörtüsü yasağı gibi yasaklar koyup, kadın bedenini aynı İran'daki gibi müdahale edilebilir bir nesneye indirgeyen anlayışı iyi tanıyoruz.