2014 Yılı Edinburgh...
Kendinizi sanki Ortaçağ'a ışınlanmış gibi hissedeceğiniz İskoçya'nın tarihi ve turistik başkenti Edinburgh'da hava her zamanki gibi yine yağmurlu... Sokaklarını, caddelerini her daim huzurla adımladığım şehirde ise bir süredir farklı bir hareketlilik var...
Normalde ne İskoçya'da ne de İngiltere'de çok da sık rastlayabileceğimiz bir şekilde caddelerde gösteriler, eylemler ve kampanyalar var...
2011 Yılında İskoçya Seçimlerinde tarihinde ilk defa tek başına iktidar olmuş (İskoç Milliyetçisi), İskoç Millî Partisi hükümeti Bağımsızlık Referandumu talebini Londra'ya iletmişti. Bu talep neticesinde de bağımsızlık referandumu 2014 Yılı Eylül ayında yapılacaktı..
Referandum sürecinde bir yanda bağımsızlık yanlıları diğer yanda birlik yanlılarının eylemlerine şahit olmuş, bağımsızlık yanlılarının eylemlerinde yer almış ve her iki tarafı destekleyen birçok kişiyle konuşmuştum. Referandum öncesi bağımsızlık kararı çıkmasına hiç ihtimal verilmiyordu. Ama yine referandum sonucunda bağımsızlık yanlılarının beklenenin üzerinde bir seviyede, %45 oy almaları Londra'da moralleri bozmaya yetmişti.
O dönem İskoçya'da birlik yanlısı tutumun ekonomik istikrar, kurumsal devamlılık gibi önceliklerle ilgisi olduğu kadar bağımsızlığın öngörülemezlik yaratacağı da düşünülüyordu.
O dönemde Kuzey İrlanda'da da çoktan İngiltere ve IRA arasında "Hayırlı Cuma Anlaşması" imzalanmış, Belfast'taki ayrışmış mahalleler ve gerginlik devam etse de IRA'nın siyasi kanadı Sinn Fein siyasetin önemli bir parçası haline gelmişti. Yine de İngiltere'den ayrılma ve İrlanda ile birleşme yanlısı, çoğunlukla da Katolik İrlandalı olan kesimin yüzde 50'ye yaklaşabilmesi ve hatta referandum talep etmesi kolay değildi.
Hele hele Cardiff'te, Swansea'de ve diğer Galler şehirlerinde bulunmuş herkesin bilebileceği üzere Galler'deki bağımsızlıkçı Plaid Cymru Partisi tarihinde ilk defa birinci parti olsa bile Galler'de bağımsızlık gündemi veya referandum talebi hiçbir zaman marjinal bir tartışma olmaktan öteye gidememişti.
Sonrasında önce Brexit sonra da Birleşik Krallık'taki alım gücünün düşüşü ve göç tartışmaları bağımsızlıkçı hareketlerde birtakım yükselmeler kaydedilmesine sebep oldu. İngiltere'de aşırı sağcı Reform Partisi gibi partilerin güç kazanması da birlik üyesi diğer ülkelerde tepki yarattı.
Ancak yine de tüm bu gerekçeler yeni şeyler değil ve uzun yıllardır söz konusu. Brexit'in üzerinden 10 yıl geçti, ekonomik sorunlar 2008 kriziyle başlayıp pandemiyle derinleşti, göç meselesi de uzun yıllardır devam ediyor.

4