Yazar, Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen'in Türkiye'yi Rusya ve Çin'yle birlikte tehdit olarak göstermesini analiz ederek, bunun Türkiye'nin ulaştığı jeopolitik etki alanının yapısal bir tanınması olduğunu savunuyor. "Hasta adam" olarak yüzyıllar boyunca tanımlanan Türkiye'nin kalkınarak yeniden etkin bir güç haline gelmesinin, batı tarafından algı değişiminden çok daha derin bir güç dengesesi dönüşümünü işaret ettiğini ileri sürüyor. Bu tespit, Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisinden ve İsrail'in batılı aktörler üzerindeki nüfuzundan kaynaklanan bir çatışmanın da göstergesi değil midir?
Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz."
Bir anda Avrupa gündemine bomba gibi düşen bu söz Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e ait.
Bu sözün sıradan olmadığı ve üzerinde dikkatle düşünülmesi gerektiği kanaatindeyim. Zira sözün içeriği de üslubu da zamanlaması da bunu zorunlu kılıyor.
İlk olarak vurgulanması gereken husus şu: Bu sözüyle von der Leyen, Türkiye'yi Rusya ve Çin'le birlikte zikrederek Avrupa için Türkiye'ye dair bir tehdit algısı inşa ediyor. Avrupa'yı etkileyebilecek bir 'tehdit' olarak tanımlıyor.
Bilhassa Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisinden rahatsız olduğu anlaşılan von der Leyen'in Türkiye etkisine karşı Avrupa Birliği'nin Balkanlar'ı kapsaması gerektiğini vurguladığı ilk etapta görülebiliyor. Nitekim sonrasında 'düzeltme' mahiyetinde yapılan açıklamalar da bir özürden çok tam da bu tehdit algısını teyit eden bir açıklama niteliğindeydi. "Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisi ve hırsları"ndan bahseden 'özür' açıklamasında da Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisinden duyulan tedirginliğin itirafı gelmiş oldu.
Ama Türkiye'nin Avrupa'yı tedirgin eden etkisi Balkanlar'dan ibaret değil kuşkusuz. Macaristan'dan Akdeniz kuşağına, Afrika'dan Türk diasporasına kadar Avrupalıları tedirgin edici bir Türk etkisi söz konusu.
"Afrika'da olup bitenler konusunda endişelenmeliyiz. Brüksel'e ilk geldiğimde Fransızlar ve İtalyanlar Libya'daydı. Her zaman uyum içinde değillerdi ama oradaydılar. Bugün ise Libya'da hiç Avrupalı kalmadı, sadece Türkler ve Ruslar var... Libya kıyılarındaki üsler artık Avrupalılara ait değil; bunlar Türkiye ve Rusya'ya ait. Bu bizim öngördüğümüz Akdeniz düzeni değil..."
Bu sözler de 2 yıl önce Avrupa Birliği Dış İlişkiler eski Yüksek Temsilcisi Josep Borrell tarafından sarf edilmişti.
Von der Leyen'in açıklamasının tartışılması gereken ikinci boyutu ise Türkiye'yi tehdit olarak Rusya ve Çin'le birlikte zikretmenin tam da İsrail'in Türkiye'yi düşmanlaştırma ve şeytanlaştırma sürecine denk gelmesi. Bilhassa von der Leyen'in İsrail etkisinde bir Siyonist olduğu da düşünüldüğünde bu da önemli bir boyut teşkil ediyor. Belli ki İsrail, etkisi altındaki politik aktörler üzerinden sadece ABD'de değil, Avrupa'da da tarihten gelen Türk karşıtlığını daha da yükseltmeyi hedefliyor.

8