Dünya Kupası başladığından beri futbolun yalnızca futbol olmadığını, aynı zamanda milletlerarası bir siyasal ve kültürel mücadele alanı olduğunu vurguluyorum. Elbette Türkiye açısından Türk Milli Takımı'nın performansının hem tüm Türk dünyasında hem Türk diasporasında hem de tüm kardeş ve akraba toplumlardaki etkisini de tartışıyorum.
Spor, tüm milletler için olduğu gibi, Türklüğün ve Türkiye'nin dünyadaki temsili, ağırlığı, tanıtımı ve markalaması için önemli bir platform. Her ne kadar millî takımımız şimdi başarısız olsa da bu yazıdaki ilk değineceğim husus tam da bu konuda olacak.
Bu konuda da Norveç örneği üzerinden Türklüğün ve Türkiye'nin dünyadaki temsili konusuna kafa yormak istiyorum.
Bilindiği üzere, Norveç Millî Takımı kazandığı maçlardan sonra Viking atalarına atıfla hem seyirciler hem futbolcular hep birlikte Vikinglerin gemilerde kürek çekmesini canlandıran bir koreografi sergiliyor. Tribünlerde kafalarına boynuz takmış seyircilerle birlikte bir ülkenin tanıtımına ve markalamasına tarihteki köklere atıfla önemli bir gönderme yapıyorlar.
Norveçliler kendi barbar, yağmacı, ilkel ataları olan Vikinglere bile bir kimlik olarak böylesine sahip çıkıyor, dünyanın gözlerine sokuyor ve markalaştırıyor. Peki, dünyanın en büyük medeniyet ve devlet tarihine sahip milletlerinden biri olan biz Türklerin hala kendi tarihine mesela Bozkurt sembolüne veya Orta Asya köklerimize ya da Türk tarihinin zirvesi olan Osmanlı tarihine sahip çıkmakta, bunu bir kimlik olarak sahiplenmekte böylesine tereddüt etmesi, spordan gündelik hayata, turizmden ulus markalamaya kadar Türkiye markasının ve Türk kimliğinin merkezine koymaması anlaşılamaz.
Mesela şunu biraz olsun yabancı memleketlerde yaşayan herkes bilir ki, tüm dünyanın gözünde hem turistik hem kültürel hem tarihsel olarak Türk tarihinin ve Türkiye markasının en dikkat çekici, en çok ilgi ve hayranlık uyandıran unsuru bizim imparatorluk tarihimiz ve bilhassa da Osmanlı dönemidir. Bunun Muhteşem Yüzyıl dizisinden, İstanbul turizmine kadar örneği de çoktur.
Bizse yakın zamana kadar hala kendimizi eski Yunan kalıntılarıyla, çok da ilgi uyandırmayan ve kimlik olarak Türklüğü yansıtmayan eski Anadolu medeniyetleriyle tanıtıyorduk. Bir de tabii "biz de şu kadar Batılıyız, biz de Nişantaşı çocuğuyuz" temalı Batıcı müstemleke zihniyetin laflarıyla...
KURTLUKTA DÜŞENİ YEMEK KANUNDUR
Millî takımın uluslararası alandaki sembolik önemini hatırlatan bir başka gelişme de son maçlardan sonra yaşanan tartışmalar oldu. Bilindiği gibi Türk Millî Takımı, Dünya Kupası'nda büyük bir başarısızlık yaşadı. Bununla ilgili pek çok eleştiri de yapıldı. Ben de çeşitli mecralarda bu eleştirilerimi yaptım. Lakin kesinlikle "eleştiri" kategorisine girmeyecek ve futbolla da alakası olmayan tuhaf bir vaziyet ortaya çıkmaya başladı.

5