9 Kasım 2023 tarihinde bu köşede şunları yazmıştım:
"Ben CHP üzerine ideolojik, sosyolojik veya politik analizlerin dışında polemik düzeyinde yazmayı seven birisi değilim. Mutlaka CHP'nin tarihsel süreç içerisinde değişen ideolojik tartışmalarını, kültürel/sınıfsal tabanını ve partinin dönüşüm stratejileri bağlamında ele alacak tahlillerle CHP üzerine yazmaya, konuşmaya çalışırım. CHP'de yaşanan son kurultay sürecini de aslında bu bağlamda bir siyaset bilimi tartışması olarak ele almak isterdim.
Lakin liderlik mücadelesi sürecinde yaşananlar bırakın bir ideolojik, teorik tartışmayı; seviyesiz bir koltuk mücadelesinden, ortaya atılan Güneş Motel benzeri iddialardan ve birbirinden ne farklarının olduğu belli olmayan genel başkan adaylarından ibaret bir kurultay tartışması seviyesinin ötesine bizi çıkaramıyor. Son kurultayda ne Ecevit-İsmet İnönü mücadelelerine ne de Erdal İnönü-Baykal rekabetine seviye olarak yaklaşabilen tuhaflıklar zinciri ile karşı karşıya kaldık.
Neticede birtakım para-pul iddialarının gölgesinde kalmış ve ideolojik, siyasal bakımdan farkları bulunmayan iki kişinin liderlik rekabeti ile karşı karşıya kaldık....
...Mesela kıyılara ve büyükşehirlerin üst gelir grubu mahallelerine sıkışmış bir CHP'nin yeni dönemde farklı sınıfsal ve kültürel kesimlere nasıl ulaşacağına dair bir tartışmaya, CHP'nin sosyal demokrat mı Kemalist mi liberal sol mu yoksa aynı anda bunların hepsi mi (nasıl olacaksa) olacağına dair bir gündeme şahit olan oldu mu En azından hem sol hem neoliberal hem de Kemalist olmaya çalışmanın nasıl imkansız olduğunu dile getiren yani en azından ideolojik bir bağlamda bunları gündeme getiren birine"
Maalesef daha o 'şaibeli kurultay'ın ilk günlerinde ele aldığım bu seviye kaybı üzerinden yaklaşık üç yıl geçmesine rağmen giderek yeni kirli iddialarla, itiraflarla, tartışmalarla, yolsuzluk operasyonlarıyla, suçlamalarla ve bunların neticesinde ortaya çıkan mutlak butlan kararıyla daha da dibe doğru gitti.
Bugün yaşanan tartışmaların da önemi yalnızca mahkeme kararlarından ibaret değil. Asıl dikkat çekici olan, partinin iç tartışmalarının artık fikirlerden tamamen kopmuş olması.
Bu mesele CHP'nin bölünmesiyle sonuçlandı ama ortaya çıkan bu büyük seviye kaybı CHP'den çok daha öte tüm Türk siyasetine zarar veren, zar zor bugünlere getirmeye çalıştığımız demokrasi kültürü, siyasal bilinç ve katılım gibi siyasetin temel dinamiklerine zarar veren bir yere ulaştı.
Yani asıl sorun hukuki kriz değil; hukuki kriz ideolojik ve entelektüel yoksunluğun sonucunda ortaya çıkan bir nihai aşamadır.

9