Bölgesel Savaşlar Çağı

Suriye İç Savaşı, Ukrayna - Rusya Savaşı, Libya İç Savaşı, Lübnan Savaşı, Gazze Soykırımı, Yemen Savaşı, Karabağ Savaşı, İran - ABD ve İsrail Savaşları, Sudan İç Savaşı...

Son yıllarda dünyada çıkan ve birçoğu da etrafımızda olan savaşlara şahit oluyoruz. Dahası yine birçok iç savaş devletler arası savaşları aratmayacak kadar şiddetli ve kanlı geçebiliyor. Bu savaş ve iç savaşlar, pek çok bakımdan sadece savaşın doğrudan sahada tarafı olan güçleri değil, bu güçleri vekil güç olarak kullanmaya çalışan bölgesel ve küresel güçlerin de sürece belli oranlarda dahil olduğu bir dalgayı tetikliyor.

Kuşkusuz daha önceki dönemlerde de küresel ve bölgesel güçlerin vekil güçler üzerinden mücadele ettiği pek çok savaş ve iç savaş görmüştük. 20. Yüzyılın ilk yarısında da Soğuk Savaş'ta ve sonrasında da bunun pek çok örneği ile karşılaştık. Lakin bu dönemki savaşların önemli bir fark var.

Önceki bölgesel savaşların önemli kısmında küresel hegemonyanın sahipleri daha somut, aralarındaki sınırlar daha netti. İngiltere'nin mutlak hegemon olduğu dönemde de hegemonyanın ABD'ye geçtiği dönemde de Soğuk Savaş döneminde de sonrasında da böyleydi. Ancak bu sınırların belirsizleştiği ve hegemonyanın el değiştirdiği dönemler de sancılı geçmiş, savaşlar ve krizler dönemleri ortaya çıkmıştı. Bu savaş ve kriz dönemlerinin bir biçimde küresel hegemonya mücadeleleriyle alakası olmuştu.

İşte şimdi içinde yaşadığımız dönem de ABD hegemonyasının gerileme dönemi. Uzun yıllardır bu köşede tartıştığım bu gerileme dönemi bugün tartıştığımız dünyadaki pek çok konuyla ilgili önemli bir boyut teşkil ediyor.

İran Savaşı'nda İran karşısında ulaşmak istediği neredeyse hiçbir stratejik hedefe ulaşamayan, İran karşısında sürekli geri adım atmak durumunda kalan, Hürmüz'ü açma konusunda çaresiz kalan ABD'nin hegemonik gücünün zayıflaması daha da görünür hale gelmeye başladı.

Ukrayna - Rusya savaşını bitirmek isteyen ve bunu Rusya'ya tavizler vererek yapmaya çalışan ama buna rağmen de başarılı olamayan bir ABD gördük.

Trump'ın Çin ziyaretinde, Şi'nin "Tukidides Tuzağı" örneği üzerinden ABD'ye verdiği gözdağını da ABD hegemonyasına bir yandan meydan okuyan bir yandan da eski tek mutlak hegemon olmadığını hatırlatarak ona makul bir çerçeve önerisi sunan tavrını da gördük.

Şunu da unutmamak gerekir ki Trump Başkanlığını bu hegemonya kaybının sebebi gibi ele alanlar hata yapıyor. Trump, bu hegemonya kaybının sebebi değil, sonucu.