Bedir

Bu köşenin okuyucuları bilirler... ABD hegemonyasının gerilediğine, dünyada artık küreselciliğin de küresel hegemonyalar çağının da geri kalacağına, dünyanın bölgesel güçler ve bölgesel savaşlar çağına girdiğine dair uzun yıllardır tartışmalar yapıyorum. Yine benzeri bir şekilde bu yeni dünyada dinin ve milliyetçiliğin büyük rol oynayacağı, tarih-politik güç unsurlarına sahip imparatorluk devamı olan devletlerin bu mücadelelerde ön plana çıkacağını savunuyorum.

Türkiye'nin de bu bakımdan yeni dünyanın belirleyicisi olacak güçler arasında olacağını, bölgesel liderlik mücadelesinde favori aday olduğunu ve bu mücadelede esas olarak İsrail ve Türkiye karşıtı ittifaklarıyla sert bir mücadele dönemine girdiğimizi iddia ediyorum.

İşte bu çerçevede bundan çok uzun zaman önce (o zamanki isimlendirmemle Üçüncü Yol İttifakı) Mekke İttifakı'nın Türkiye açısından çok önemli bir hamle olduğunu ve uzun vadede büyük potansiyel barındırdığını argümanlarıyla birlikte ileri sürmüştüm.

Tam da Mekke Anlaşması'na dair tartışmalar son günlerde artmışken bilhassa da Yemen üzerinden bu anlaşmaya karşı bir propaganda savaşı yürütülüyorken pek çok kişinin beklemediği bir anlaşma daha imzalandı. Daha Mekke Anlaşması'nın şokunu atlatamayan siyonist ve Batıcı çevrelerde bir şok etkisi yaratan bu anlaşma ise Bedir Anlaşması oldu.

Türkiye, Pakistan, Katar ve Endonezya arasında imzalanan Bedir Anlaşması bu ülkeler arasında askeri işbirliğini amaçlıyor. Millî Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada "bu mutabakatla, savunma sanayisi alanında ortak projelerin hayata geçirilmesi, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin artırılması, altyapı ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesi ile ülkelerimiz arasında uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejik ortaklıkların tesis edilmesi hedeflenmektedir" deniliyor.

Bilhassa başta Kaan uçakları olmak üzere Türkiye'nin savunma sanayi ürünlerinin bu ülkeler tarafından alınmasına dönük ilgi biliniyorken bu anlaşmayla bu ilginin bir ortak yatırım ve ortak araştırma-geliştirme aşamasına geçtiği de görülüyor.

Bu iş birliği, Türk savunma sanayii için yeni pazarlar açabileceği gibi sermaye, teknoloji ve ortak üretim kapasitesini de artırabilir. Bilhassa bu anlaşmada Endonezya gibi dünya ekonomi projeksiyonlarında uzun vadede dünyanın ilk 10 ekonomisine girmesi beklenen ve Güneydoğu Asya jeopolitiği için Türkiye açısından kilit bir konumda yer alan bir ülkenin yer alması önemli bir kapıyı aralayacaktır.