Batı medeniyetinin sefaleti

Epstein belgelerinin ortaya saçılmasıyla birlikte başlayan tartışmalar devam ediyor. Ancak bu tartışmaların içeriğine bakıldığı zaman ya mesele kriminal bağlamda organize bir sapıklıktan ibaret bir şekilde tartışılıyor ya birkaç şahsa indirgeniyor ya da öznesiz cümlelerle geçiştiriliyor. Epstein skandalının bir veya birkaç şahsa indirgenemeyecek bir sorun olmadığını, bunun sistemik, kurumsal bir cürüm olduğunu ve esas olarak da bir medeniyetin çöküşüne işaret ettiği görülüyor.

Epstein meselesi; son altı ABD Başkanı, İngiltere Prensi, Fransa Cumhurbaşkanı, ABD'nin ve hatta Batı'nın en ünlü bilim adamları, sanatçıları, oyuncuları, büyük sermayesi, yazarları, medya, bürokrasi ve kültür elitlerine uzanan devasa bir şebekeyle bizi karşı karşıya bırakıyor. Burada bahsedilen örgüt, kurumsal bir çocuk tecavüzcülüğünden çocukları burada yazamayacağım yöntemlerle katletmeye, yargı kararlarına müdahaleden medya operasyonlarına, pandemiden savaşlara, yolsuzluklara, suikastlara ve şantaj mekanizmasına kadar giden büyük bir sistemin sahibi olan bir örgüt. Yani aslında sistemin kendisi haline gelmiş bir örgüt. Belki de bu tarz örgütlerden sadece açığa çıkmış bir tanesi...

Yani buradaki konu bir organize suç örgütünün ötesine geçiyor. Bu durum bir sistem krizini ve çöküşü işaret ediyor. Şu an itibarıyla kamuoyuna kısıtlı olarak açıklanan belgelerde bile kolayca görülebildiği üzere Batı'nın bir sistem olarak çürümüşlüğünü, Batı'ya atfedilen tüm o ahlaki, bilimsel, söylemsel, ideolojik, kurumsal prensip ve ideallerin esasında nasıl çökmüş, özünde pespaye ve temelsiz olduğu görülüyor.

Üstelik bu sistemin esas patronlarının da koskoca Batı medeniyetini bir avuç Mossad ajanının elinde İsrail çıkarları için kumanda ettikleri bir oyuncağa da çevirdiği görülüyor. Herhalde Batı, tarihinde son asırlarda hiç böylesine aşağılanmamıştı. Daha da aşağılanması gereken tarafı da hala bu kadar şey ortaya çıkmışken bile bu konuyu sulandırıp, mecrasından çıkarıp sıradan bir organize suça çevirmeye veya suçu alakasız bir şekilde Rusya'ya atmaya çabalayanlar karşısında bile bu kadar çaresiz ve şuursuz bir dirençsizlikte debelenmesi.

Peki, ya bu kadar büyük çöküş içinde olan ve çöküş içinde olduğunu fark etmeyecek kadar da çaresiz olan sadece Batılılar mı

Hayır, içimizdeki mandacı Batıcılar da olan biteni görmek istemiyor, Tanzimat'tan beridir üzerinden statü ve güç devşirip sembolik iktidarlarını Batı'nın kültürel hegemonyası üzerine kurmaktan başka vasfı olmayan bu güruh meselelere ya hiç girmiyor ya da tuhaf detaylara konuyu boğmak istiyor.