Bazı yerler var, varınca eviniz gibi hissettirir, bazı insanlar var gördüğünüzde aile gibi hissettirir. Şu an tam da öyle bir yerdeyim. Azerbaycan'dayım. Neticede her Türk için Azerbaycan da Türkiye de vatandır. Türk Dünyası da ailedir.
Azerbaycan'da güzeller güzeli Bakü'de başlayan uzun ve dolu dolu bir seyahatte önemli notlar ve gözlemler biriktiriyorum. Türk Dünyası'nı ve bilhassa da Azerbaycan'ı takip eden beni bile birçok yönüyle şaşırtan ve mutlu eden notları ve gözlemlerimi birkaç yazıda kaleme alacağım.
Ama öncelikle Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) ve onun kıymetli Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar'ın öncülüğündeki bir gazeteci - akademisyen heyeti olarak Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sn. Hikmet Hacıyev ile yaklaşık 2 buçuk saat süren görüşmemize ve Hacıyev'in sorularımıza verdiği samimi cevaplara dair birkaç not paylaşmam gerekiyor.
Birincisi, Türkiye ve Azerbaycan, dünyada herhangi iki ulus-devletin ilişkisinden farklı bir ilişki biçimine sahiptir. Bunu Hacıyev, "Türkiye'nin olmadığı masada biz varız, Azerbaycan'ın olmadığı masada Türkiye var" diyerek özetliyor. Yani Türkiye ve Azerbaycan oturduğu tüm diplomasi masalarında diğeri de o masada temsil edilmiş olur ve diğerinin de hakları ve çıkarları o masada savunulur. Bu, başta Zengezur Koridoru Anlaşması olmak üzere gündeme gelen pek çok konuda bunun böyle olduğunu Sn. Hacıyev de vurguluyor.
İkinci gündeme gelen konu ise, çok speküle edilen ve Türkiye - Azerbaycan ilişkilerini sabote etmek isteyen bazı unsurların gündeme getirdiği Azerbaycan - İsrail ilişkilerine dairdi. Azerbaycan'ın Filistin'i devlet olarak tanıdığını, Filistin Başbakanı'nı kısa zaman önce ağırladıklarını, Cumhurbaşkanı Aliyev'in en başından beri iki devletli çözümü savunduğunu ifade ettiğini ifade eden Hacıyev daha sonrasında da Azerbaycan'ın Filistin'e yaptığı insani yardımlardan ve Filistin Büyükelçiliği'ne yapılan bağıştan bahsediyor.
Bu iki vurgunun haricinde Türkiye ve Azerbaycan'ın Türk Devletleri Teşkilatı'ndaki öncü rolleri, Karabağ Zaferi'nin Türk Dünyası'na nasıl özgüven ve cesaret verdiği de konuşmalarda vurgulanması gereken önemli noktalardan birisiydi.

11