Tarihin doğru tarafında durmak

Yazar, bölgedeki mezhep savaşlarına karşı Türkiye'nin 'derin mücadelesini' öne çıkarırken, İran'ın içindeki 'ajan provokatör klikleri' gerçekten var mı, yoksa bu, karmaşık bölgesel çıkarlara basit bir açıklama mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın temel iddiası, Siyonist güçlerin bölgeyi Müslüman mezhepleri birbirlerine kışkırtarak kontrol etmeye çalıştığı ve Türkiye'nin rasyonel diplomasisiyle bu tuzakları bozduğudur. Bunu, Erdoğan'ın dini sembollere dayanan çıkışları ve MİT Başkanı Kalın'ın mezhep savaşı uyarılarıyla destekler. Ancak yazının, İran'ın bölgedeki eylemleri ve PKK desteklediği iddialarını kısaca geçip hemen Siyonist tehdide odaklanması, çatışmaların gerçek sebeplerinin ne kadar karmaşık olduğunu geri planda bırakmıyor mu?

Kirli mi kirli bir savaş cereyan ediyor zamanımızda. SİYONİST HAYDUTLARCA başlatılan savaş, İran üzerinden bölgemizi kan ve barut kokusuna boğuyor adeta. Gözünü nefret bürümüş bu SOYKIRIM ŞEBEKESİ, sapkın argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor ne yazık ki. Evet, İran'ın geçmişte "Şİİ HİLALİ" uğruna bölgede yaptıklarını ve PKK/PJAK terör örgütüne alttan alta verdikleri destekleri unutmuş değiliz. Ama bugün İran'ın karşısında, coğrafyamızı ateşe vermek isteyen Siyonist bir çete söz konusuysa, durup tekrar düşünmek gerektiği de muhakkak. Bu minvalde Sn. Erdoğan'ın; "Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısı ile yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler bizim şehirlerimizdir. Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Mürteza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var" tespitleri hayati önemdedir. Ancak Sn. Erdoğan'ın bu sarf ettikleri sadece bir tespitten ziyade, coğrafyamızdaki herkesin YÜZLEŞMESİ GEREKEN GERÇEKLER olduğunun da altını çizmek lazım. Çünkü söz konusu vampirlerin, sapkın ideolojileri için Şİİ, SÜNNİ fark etmeksizin Müslüman kanı içmeye azmettiğini kimse yadsıyamaz. Keza ABD Savaş Bakanı olan ruh hastası Pete Heghset'in; "Bu savaş din savaşıdır, İslam'a karşı yürütülen bir savaştır" ifadeleri üzerine de daha ne söylenebilir ki

Fakat Hamaney'i katlederek rejimin devrileceğini, İran'ın saldırılara karşılık veremeyeceğini ve herhangi bir zarar görmeden istediklerine ulaşacaklarını sanan bu akıl, aldıkları zayiatla BÜYÜK HESAP HATASI yaptıklarının acı tecrübesini tadıyorlar günümüzde. Hürmüz Boğazının kapatılmasıyla, artan enerji fiyatlarının altında ezildikleri de ortada. Lakin durmadılar/durmayacaklar da. Zira İran Rejimi her ne kadar aksini iddia etse de "İÇLERİNE NÜFUZ EDEN AJAN PROVOKATÖR BİR KLİĞİN" önce Azerbaycan, sonra Türkiye'ye atılan füzelerle neyi amaçladığının hepimiz idrakindeyiz. Bunu başaramayınca, Körfez Ülkelerindeki bazı sivil hedeflere düşen füzeler marifetiyle, neye yeltendikleri de malumunuz. Bu ise asıl üst aklın; suya sabuna dokunmadan "Müslümanı Müslümana kırdırarak, hadiseyi bir mezhep savaşına evirme" niyetlerinden öte bir şey sayılmaz. Açıkçası İran'da da Körfez Ülkelerinde de buna TEŞNE OLACAK NİCE ŞUURSUZ TİPLER mevcut maalesef. O yüzden evvela İran'ın içlerindeki bu kliği temizlemeye mecbur olduğu gibi, Araplar ile beraber AKILLARINI BAŞLARINA ALARAK hareket etmeleri elzem görünüyor. Yoksa bahsedilen hususta yapılacak ufacık bir hatanın, bölgeyi onarılması imkânsız sonuçlara götüreceğini kimse inkâr edemez.