Aklınızı başınıza alın!

İran'da devam eden gösterilerde, etraf savaş alanına döndü adeta. İSRAİL'in AÇIKÇA DESTEKLEDİĞİ bu ayaklanmada, binlerce insan hayatını kaybetti. Hal böyle olunca batı dünyasından, İran'a dönük tehdit açıklamaları birbirini kovaladı. Bu aynı zamanda da, İsrail'in tezlerinde haklı olduğu imajı çizdi kamuoyunda. Lakin sonradan otaya çıkan görüntüler, hiçte öyle söylemiyordu. Nitekim bazen gösterici, bazen de rejim saflarında saptanan AYNI KİŞİLERİN, insanları nasıl GALEYANA getirdikleri gözler önüne serildi. O yüzden İran Savunma Bakanının; "aralarında ABD ve İsrail'in de bulunduğu bazı yabancı istihbarat servislerinin, kargaşa çıkarmaları için provokatörlere özel bütçe belirlediğini" söylemesi bizleri şaşırtmadı. Evet, olaylar şu sıra, karşılıklı diyalog yoluyla sükûnet buldu belki. Tabi bu durum İsrail ve ABD'nin, bölgede silahlı kuvvetlerini kırmızı alarma geçirmesini engellemedi. Şimdiki soru ise "İran'ın akıbeti" hususunda düğümleniyor malumunuz üzere. Her şey olası ama İran'lı muhaliflerin; Irak'a, Afganistan'a ve Suriye'ye bakıp, ona göre tutum belirlemeleri şart görünüyor. Kaldı ki önce gazlayıp, sonra sömüren, işleri bitince de bir yana atan bu zihniyetten, kimseye bir fayda gelmediği tarihi bir realite değil mi

Umut ediyoruz ki İran, Suriye'nin düştüğü duruma düşmez. AKLINI BAŞINA ALIR, mezhepçiliği bırakır ve Türkiye ile yakın ilişki kurarak, halkıyla barışık bir yöntem seçerler. Zira Suriye'nin 13 yıl süren bir trajediden sonra, yeni yeni nefes almaya başladığı ortada. Yeni yeni diyorum çünkü Suriye'nin PKK/YPG temizlenmesi, tıpkı Esed'den arınması gibi HAYATİ öneme sahip. Bu minvalde "Halep'in, Hama'nın, Humus'un alınması, Şam'ın kurtarılması kadar baş döndürücü bir durum" desek yeridir. Hele Rakka ve Deyrizor'da buna eklenince, tüm ezberlerin bozulduğunu söylemek mümkün. Ancak terör örgütü durur mu Çekilirken dahi ÇİRKİN TIYNETLERİNİ sergilemekten geri kalmadılar ne yazık ki. Zira bir taraftan Arap köylerine baskın yapıp masum sivilleri katlederlerken, diğer yandan DEAŞ'lı mahkûmları serbest bırakmalarıyla gerçek yüzleri bir kes daha deşifre ettiler. Gerçi son ateşkes talepleri, her şeye rağmen Suriye Hükümetince iyi niyetle karşılandı. Gel gelelim PKK/YPG'nin bunu sağduyu yerine, SİLAHLI HAZIRLIK şeklinde kullandığını görüyoruz. Öte yandan sulh görüşmelerinin devam ettiği belirtilse de Abdi'nin; "Afrin'i ve Resulayn'ı da alacağız" sözleri var ki, tam bir savaş ilanı niteliğinde. Elbette PKK elebaşlarının İsrail'den, Barzani'nin de Papa'dan medet umması cabası. İçimizdeki uzantılarının çağrısıyla, malum kitlenin sokakları karıştırma çabasını daha saymıyorum bile.