Resmi Gazete'de geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir yönetmelikle geleneksel tıp uygulamalarının yapıldığı alanlar genişletildi.
Buna göre, devlet hastaneleri ile 100'den fazla yatağı olan özel hastaneler geleneksel tıp bölümleri açabilecek.
Aile hekimliklerinde de geleneksel tıptan tedavi amacıyla yararlanılacak.
Diş hekimlerinin kendi alanlarıyla ilgili olarak geleneksel tıp yöntemleri uygulamalarına da izin veriliyor.
***
Modern tıbbın gelişip adeta şaha kalktığı, bazı kanser türlerinin tümüyle tedavi edildiği, ağır kalp hastalarının yapılan operasyonla uzun yıllar yaşatılabildiği, organ nakilleriyle binlerce canın kurtarıldığı bir dönemde geleneksel tıptan medet ummak son derece tuhaf geliyor bana.
Örneğin, şiddetli ağrı şikayetiyle gidilen hastanede doktorun, "Sülük tedavisi uygulayalım" deyip vücudun ağrıyan yerine sülük adı verilen küçük hayvancıklar koyarak oradaki kanı emdirmesi ve kendi salgısını emdiği bölgeye boşaltması sağlıklı bir tedavi yöntemi sayılabilir mi
Yine gidilen başka bir hastanede doktorun, "Anlattığınız şikayetleri gidermek için size hacamat tedavisi yapalım" diyerek vücutta kesikler oluşturup oluşan kanları çekmesi doğal karşılanabilir mi
***
Bitmedi...
Önümüzdeki aylarda hastanelerde ve aile hekimliklerinde yapılacak geleneksel tıp uygulamaları arasında larva (kurtçuk) tedavisi, diğer adıyla maggot tedavisi de var.
Bu tedaviyle kronik yaraların üzerine bir sinek türünün larvaları konarak yaranın kısa sürede iyileşmesi beklenecekmiş.
Şaşırmamak mümkün değil!
asırda sinek larvasıyla tedavi kabul edilebilir mi***
Geleneksel tıbbın; fitoterapi, mezoterapi, apiterapi, osteopati, refleksoloji, homeopanti, kayropraktik gibi uygulamaları da bulunuyormuş.
Bana kalırsa muska-terapiyi de kesinlikle unutmasınlar!
Onu da bir yere koyarlarsa tam olur yani.
***
Aslında işin bu noktaya geleceği belliydi.
Yıllar önce Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde geleneksel tıp merkezi kurulmuş, burada yüksek lisans ve doktora programlarına bile geçilmişti.
İhtimal ki bu programlarla şimdiye kadar birçok doktor yetişti.
***
Geleneksel tıp yöntemlerini bulup uygulayan atalarımız bir mucize sonucu bugün gelse, "Siz ne yapıyorsunuz çocuklar! Biz asırlar önce hastalıklar karşısında çaresizdik. Belki faydası olur diye kendimize göre bazı yöntemler uyguladık. Bu asırda sülükle, sinekle, hacamatla tedavi olur mu, neden bilimin aydınlık yolundan ayrılıp tozlu patikalara yöneliyorsunuz" diyerek fena halde kızsalar haksız mı olurlar
O GÜN NELER YAŞANDI
1 Mayıs 1977...
DİSK'in İşçi Bayramı dolayısıyla Taksim Meydanı'nda düzenlediği kutlama sırasında meydana gelen olaylarda 34 kişi hayatını kaybetti, 130 kişi yaralandı.
Yapılan soruşturmada, 29 kişinin izdiham sırasında ezilerek ya da nefes alamadığı için boğularak, 5 kişinin ise silahla vurularak öldüğü belirlendi.
O üzücü olayla ilgili olarak bugüne kadar çok şey yazıldı, çok iddia ortaya atıldı.
Bunlar arasında en dikkati çekeni gazeteci Korhan Atay'ın "İşçi Bayramı Neden ve Nasıl Kana Bulandı" kitabıydı.
Atay, kitabında o gün meydanda olanlarla konuşarak olaya ışık tutmaya çalışmıştı.
Kitap okunduğunda ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
O dönemde sol, tarihin hiçbir bölümünde olmadığı kadar çok bölünmüştü.
Bir yanda Sovyet yanlıları, bir yanda Maocular, bir yanda Latin Amerikancılar vardı.
Bunlar kendi aralarında da çeşitli gruplara ayrılmıştı.
Mitingi düzenleyen DİSK'in içinde Sovyet yanlısı bir grup öne çıkıyordu.

5