ARAMIZDA YÜZBİNLERCE ARAS VAR

Türkiye'de ruh hastalarının yarısı tedavi görmüyor, şiddet içerikli medya yayınları izleyicileri suça sürüklerken, kurumlar sorumluluğunu yerine getiriyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, okul katliamlarının ardında ihmal edilmiş ruh hastaları olduğu gerçeğinden hareketle, Türkiye'de tedavi almayan 300 bin şizofreni hastasının toplumsal tehlikeyi artırdığını savunuyor. Bunu sadece tıbbi müdahalelerle değil, medya sorumluluğunun artırılması ve şiddet içerikli yayınlara reklam embargo uygulanmasıyla çözülebileceğini ileri sürüyor. Peki, medyaya yaptırım uygulamak suçlu kaynağını başında keser mi, yoksa söz konusu sorunun kökleri daha derinlerde midir?

Kahramanmaraş'ta okul katliamını yapan İsa Aras Mersinli isimli çocuğun tedavisi ihmal edilmiş bir ruh hastası olduğu anlaşılınca, "Acaba aramızda o çocuk gibi kaç kişi var" sorusu takıldı aklıma.

Bu sorumun yanıtını Sağlık Bakanlığının yayımladığı "Türkiye Ruh Sağlığı Eylem Planı" başlıklı rapor ile Başakşehir am ve Sakura Şehir Hastanesi Psikiyatri Kliniği'nden Doç. Dr. Hasan Mervan Aytaç'ın açıklamalarında buldum.

Bakanlık raporundaki birkaç veri şöyle:

-Türkiye'de nüfusun yüzde 18'i yaşam boyu bir ruhsal hastalık geçiriyor.

-ocuk ve ergenlerde klinik düzeyde sorunlu davranış oranı yüzde 11.

-Ruhsal hastalığı olan 6 kişiden sadece 1'i yardım alıyor.

-Türkiye'de en fazla kalp hastalığı görülüyor. Onu yüzde psikiyatrik hastalıklar izliyor.

***

Gelelim, Doç. Dr. Hasan Mervan Aytaç'ın sözlerine:

"Türkiye'de 450 bin ile 600 bin arasında şizofreni tanılı kişi var.

Bunların yarısı maalesef tedavi imkânlarından yararlanamıyor.

Onlara mutlaka ulaşmamız gerekir.

Şizofreni, kişilerin gerçek ile gerçek dışını ayıramadıkları zihinsel bir bozukluktur.

Sosyal davranışlarda bozulma, arkadaş ve sosyal çevreden uzaklaşma, aşırı tepkiler verme, depresyon gibi belirtilerle ortaya çıkar.

Erkeklerde daha fazla görülür."

***

Gerek bakanlığın verileri, gerek Doç. Aytaç'ın sözleri büyük bir tehlikeyi işaret ediyor.

Türkiye'de sürekli artan suçlarda, intihar vakalarında, uyuşturucu ve alkol kullanımındaki patlamada başta şizofrenler olmak üzere ruh hastalarının parmak izlerini aramak gerekir.

***

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan üzücü olaylar çözüm arayışlarını hızlandırmalıdır.

İlk yapılacak şey, geçen günkü yazımda da belirttiğim gibi genel bir ruh sağlığı taramasına gidilmesidir.

ocuklardan yetişkinlere her yaş grubundaki insan ruh sağlığı açısından incelenmeli, hasta oldukları belirlenenlerin yatarak ve ayakta tedavileri mutlaka yapılmalıdır.

Okullarda ders programları değiştirilmeli, bütün çocukların sanat ve sporla ilgilenmelerini sağlayacak düzenlemelere gidilmelidir.

Bu kadar yeter mi

Yetmez elbette!

Okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması, halkın elindeki silahların toplanması, televizyonlara ve dijital mecralara yaptıkları yayınlar ve düzenledikleri oyunlarla ilgili çeki düzen verilmesi de gereklidir.

++++++++++++++++++++++

BU KARAR ALKIŞLANIR!

Gazetelerde ve haber sitelerinde yer alan haber özetle şöyleydi:

"Yapı Kredi Bankası, şiddet içerikli dizi ve yapımlara reklam vermeme kararı aldı.

Bankanın Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"İnsana, özellikle kadına, çocuğa ve hayvanlara yönelik şiddeti normalleştiren, şiddeti güç, prestij, karizma ya da başarı göstergesi gibi sunan hiçbir dili ve anlatıyı kabul etmiyoruz.

Bu dili ve anlatıyı temel alan dizi ve içeriklere reklam vermeyeceğiz.

Bu bir tercih değil. Etik bir sınır, kamusal bir sorumluluk ve vicdani bir yükümlülüktür."

***

Banka yetkililerini aldıkları bu karar nedeniyle yürekten kutlayıp coşkuyla alkışlıyorum.