Nuri Pakdil'i özlüyoruz!

Kudüs şairi merhum Nuri Pakdil'i en çok "klas duruş" tarifiyle hatırlıyorum. Bugünlerde bu "klas duruş"a ne kadar ihtiyacımız olduğu herkesin malumudur. Onun yazdıkları ve savunduğu fikirlerle hayatı arasında en ufak bir çelişkiye rastlanmaz. Kazanmış olduğu Kültür Bakanlığı, Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün maddi kısmını kabul etmemesi tam bir "klas duruş" idi. Yıllar önce şöyle demişti:

"Klas duruş, her şeyden önce mala mülke itibar etmemektir. Vicdanlı olmaktır, ilkeli olmaktır. Yazdıklarınızla yaşama biçiminiz arasında çelişki olmamasıdır. Her koşulda, doğru bildiğiniz şeyin arkasında durmaktır."

Hiç şüphesiz onun en önemli vasfı Kudüs Şairi olmasıydı. Şiirlerinde Kudüs ve Mescidi Aksa bir figür olarak değil, en derin anlamıyla bir ideoloji olarak yer alır. Bazı ütopik kişilerin yaptığı gibi sadece fantezilerle değil, Filistin Davasıyla beraber Kudüs'e sahip çıkmıştır.

Kudüs'ün kendisi için ne kadar önemli olduğunu şöyle anlatmaktadır:

"Yeryüzünün değerli, basiretli insanları. Sevgili Müslüman kardeşlerim. Hepinizi anti kapitalist, anti faşist, anti komünist, anti nasyonalist, anti siyonist ve en önemlisi de Türkiye üzerine ait olmak üzere anti firavunist bilinçle selamlıyorum.

Filistin davasına inanmış ve bu davanın başarıya ulaşması için karınca kararınca çaba sarf etmiş bir kardeşinizim, bir yazarım. Bu çabanın ana tetikleyicisi elbette, Filistin topraklarının bir parçası olan Kudüs'ün, ezeli ebedi ulu önderimiz, yeryüzünün gelmiş geçmiş en büyük devrimcisi Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) miraca çıkarken son ayak bastığı yer oluşudur. Benim dünyamda İstanbul'un özel bir yeri, Kudüs'ün ise daha özel bir yeri vardır. Kalbimin yarısı Mekke'dir. Geri kalanı da Medine'dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır. Tutsak Kudüs'e borcumuz, Kudüs'ü savunmaktır. Özgürlüğüne kavuşturmaktır. Mekke, Medine, Kudüs ve İstanbul sevilmeden hayatın yani var oluşumuzun hikmeti kavranılamaz. Çünkü bizim eylemimizin evrenselliği Kudüs'ten başlamaktadır."

Kudüs'e, Gazze'ye ve Filistin'e nasıl sahip çıkacağız Zulüm zirveye çıkınca, soykırım haddi aşınca, Siyonistler Müslümanları canıyla malıyla yok etmeye çalışınca mı Merhum Nuri Pakdil bu satırları yazdığı zaman Filistin'de bugünkü zulüm, Gazze'de soykırım yoktu.

"Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez. Kudüs'ü bunun için biz Müslümanlar çok seviyoruz. Kudüs'ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Çünkü gerçek bağımsızlık yüzyıllar boyunca damıtılarak oluşturulan bir birikimdir. Kudüs insan onurunun asal kaynaklarından biridir. Putçuluğun kesinlikle iptalidir. Ve sevgili Kudüs, bizim ideolojik temelimizdir. Bu bağlamda vicdanını koruyabilen her edebiyatçı, her sanatçı, her yazar, sadece Filistin'de değil bütün insan coğrafyalarında batılı emperyalistler ve yerli işbirlikçileri tarafından ortaklaşa işlenen cürümlere karşı bir tavır almalıdırlar.