Her şeyden önce ahlak!

Toplumdaki ahlaki çöküntüyü dile getirmek için, mutlaka büyük çapta yolsuzluk ve sahtekarlıklar mı olması gerekiyor Üzülerek izlediğimiz son olayların hiç yaşanmadığını farz edelim. Çalışan insanların ve özellikle gençlerin sosyal medyada dile getirdikleri hayat felsefesi; fazla çaba göstermeden kısa zamanda zengin olmak ve lüks bir yaşantı sürmek şeklinde özetlenebilir.

Eskiden de insanların zengin olma hayali vardı. Kimileri bir define peşinde koşar, kimileri de piyango türü şans oyunlarından medet umardı. Bunların ne kadar boş işler olduğu malumdur. Ancak günümüzde insanlar işi şansa bırakmak istemiyor. Bir takım dijital yöntemlerle kısa zamanda aşırı kârlar elde etmenin yollarını bulmuşlar.

Son haftalarda kamuoyunu meşgul eden ancak tam olarak anlaşılmayan bu yolsuzluk yöntemi, şimdiye kadar yaşadıklarımızdan çok farklı görünüyor. Konunun. suç sayılan bir yönü varsa soruşturma açılır ve gereken yapılır. Eğer yasal boşluklar varsa bunlar giderilir. Fakat toplumdaki bu menfaat zehirlenmesi kolay tedavi edilemez. Çünkü bütün sistem insanları aşırı lüks hayata yönlendiriyor. Bu da toplumu kaosa sürükleyen, yolsuzluklara kapı açan, ahlaki değerleri sıfıra indiren bir teşvik zinciri oluşturuyor. İnsanlar kolayca zengin olmanın, yorulmadan para kazanmanın yollarını arıyor. Bu yöntemleri bulanlar sınıf atlıyor, bulamayanlar da enayi yerine konuyor.

Böyle bir ortamda işinde başarılı, çalışkan, helal yoldan kazandığı ile geçinen insanlar aptal durumuna düşüyor. Kısa zamanda yüksek kazanç elde eden, paraya para kazandıran yöntemleri bilen, yasal boşluklardan yararlanan insanlar ise zeki, açıkgöz ve uyanık oluyor.

Halbuki kültür ve medeniyetimizin temelinde ahlaki değerler ve dini inançlar gelmektedir. Asırlardır toplumu ayakta tutan; alınteriyle, emek harcayarak, hak ederek kazanmak, kul hakkına girmemek, başkalarına zarar vermemek gibi kutsal değerlerdir. Hırs ve tama, insanı meşru yoldan çıkarıp harama sokar. Bu insanlar kısa zamanda çok kazanmak için her yolu mübah görür. Yaptığı gayrımeşru işe yasal bir kılıf uydurur. Belki, helal fetvası bile alabilir. Fakat Allah'tan hakkıyla korkan asla böyle bir şey yapamaz. Hadisi Şerif'te "Allah korkusu hikmetlerin başıdır" buyrulmaktadır.

Hikmet, insanın bütün hayatına yön veren en önemli amildir. Geçmişi, hali ve geleceği şekillendiren en doğru bakış açısıdır. Eğer Allah korkusu bu bakış açısına hakim olursa, insanın bilerek hata yapması imkansız hale gelir. Bilmeyerek yapılan yanlışlar, affa mazhar olabilir.