Dünya Kupasını İspanya'nın kazanması, sanki mazlum Filistin Halkının bir galibiyeti, zalim Siyonistlerin bir hezimeti gibi algılandı. Elbette bunda İspanya'nın ta ilk günden beri Filistin'e destek veren ve soykırımcı Siyonistleri sert şekilde eleştiren en cesur Avrupa ülkesi olmasının büyük payı var. Bilhassa Başbakan Pedro Sanchez'in 2024 yılında Filistin Devleti'ni tanıması ve İsrail'in yaptığı soykırımı açıkça dile getirmesi, İslam dünyasının kendisine sempati duymasına sebep oldu. Dünya Kupası finalinde Arjantinli yöneticilerin ve bazı futbolcuların İsrail yanlısı sözlerini duyan büyük bir çoğunluk İspanya'nın galip gelmesi için dua etti.
İspanya'ya Endülüs'ten nasıl bir miras kaldı acaba
Bu soruya tek kelime ile olumlu veya olumsuz olarak cevap vermek imkansızdır. Çünkü 8 asır süren Endülüs tarih ve medeniyeti çok değişik özellikleri olan bir zaman dilimidir. Herşeyden önce Endülüs'ün fethi başlı başına bir inceleme konusudur. Tarık bin Ziyad kumandasındaki 12 bin kişilik İslam ordusunun, 40 bin kişilik Vizigot ordusunu Vadi Lekke savaşında mağlup etmesiyle Endülüs'ün kapısı açılmıştı.
Vali Musa bin Nusayr ve oğlu Abdülaziz bin Musa'nın İspanya'ya geçmesiyle Müslümanlar İber Yarımadasına üç koldan girmiş, üç seneden daha kısa bir zamanda tamamını fethetmişlerdi. Önemli şehirlerin çoğu barış ile alınmış, Hıristiyan ve Museviler, Müslümanlara kurtarıcı gözüyle bakmışlardı. Çünkü Katolik olan Vizigotlar, çoğu Aryan mezhebine bağlı olan halka baskı ve zulüm yapıyordu. Aryan mezhebinin kurucusu Rahip Arius, teslis inancını reddettiği, Hz. İsa'nın sadece peygamber olduğunu kabul ettiği için İznik Konsili'nde aforoz edilmişti.
Aryan mezhebine bağlı yerli İspanyol halkı, Katolik zulmündem kurtulmak için bir kurtarıcı beklerken karşılarına Müslümanlar çıktı. Onların kendilerine iyi davranmaları ve can, mal, namus güvencesi vermeleri üzerine birçok şehir anahtarlarını getirip teslim etti. Dini inanç ve ibadetlerine tanınan hürriyet ortamında barış ve huzur içinde yeni bir dönem başladı. Bir zaman sonra bu yerli halk kendi isteğiyle Müslüman olmaya başladı. Doğudan gelen Müslümanların sayısı 100 binlerle ifade edilirken, yerli Müslümanların sayısı milyonları buldu.
Eğer Müslümanlar asabiyet ve saltanat kavgasına düşmeseydi, muhtemelen bütün Avrupa İslam'a girecekti. Endülüs Emevi Devleti ve Hilafeti 10. Asırda, Avrupa'nın ve Afrika'nın en güçlü siyasi ve askeri gücüydü. Fakat Berberiler, Şamlılar ve Yemenliler birbirine düşünce pusuda bekleyen Katolikler "Reconquista" dedikleri yeniden İspanya'yı geri alma projesini başlattılar. 1492'de son kale Elhamra Sarayı, Katolik Kralların eline geçince bütün Müslümanları ve Yahudileri İspanya'dan sürgün ettiler.

31