Eğitimden önce ahlak!

Eğitim sistemini kökten değiştirmek yerine aile ve okul işbirliğiyle ahlak eğitimine odaklanmalıyız, ama dijital mecraların etkisini yok saymak mümkün müdür?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'yi üzüntüye boğan bir olayın ardından toplumun topyekün sorumluluk bilinci geliştirmesi gerektiğini savunuyor. Siyasi suçlamalardan kaçınarak aile-okul-devlet işbirliğiyle ortak ahlaki değerlerin yerleştirilmesini öne sürüyor. Ancak okul ve aile dışındaki dijital etkileri kontrol etmek bu çözümü gerçekten yeterli kılabilir mi?

Bütün Türkiye'yi üzüntüye boğan bu elim olayın bir daha yaşanmaması için herkesin tam sorumluluk bilinci içinde elinden geleni yapması gerekiyor. Muhterem Cahit Hınıslıoğlu'nun ifadesiyle "SORUMLU BİZİZ" diyerek, başkalarını suçlama kolaycılığından kaçınmamız, ilk ve son sözümüz olmalı.

Birkaç gündür ibretle ve dikkatle; yazılan yazıları, yapılan paylaşım ve yorumları takip ediyorum. Artniyetli kişilerin kasıtlı ve düşmanca ifadelerini bir yana bırakırsak, aydın geçinen birçok insanın sıradan ve kalıplaşmış suçlamaları yine öne çıkıyor. Olayın sorumluluğunu hemen laik, seküler düzenin üzerine yıkanlar, "ben bunu daha önce söylemiştim" diyerek enaniyetini ortaya koyanlar, eğitim sisteminin toptan değiştirilmesi gerektiğini savunanlar dikkati çekiyor. Keder ve acı üzerinden siyaset yapmaya kalkanları, hedeflerine Bakanı ve hükümeti koyanları bahsimizden hariç tutuyorum.

Elbette hepimiz üzüntülüyüz. Bu yüzden bazı aşırı yorum ve ifadeler olabilir. Önemli olan başkalarını suçlamadan kendi sorumluluğumuzun farkında olmak ve ümitsizliğe düşmemektir. Bir yapıyı ayakta tutan kolonların hepsi güçlü ise bina ayakta durur, birkaç tanesi çürükse diğerlerinin sağlamlığı fayda etmez. Toplumda siyasi yetkililer başta olmak üzere, okul idarecileri, öğretmenler, veliler ve öğrenciler eğitim binasının kolonlarıdır. Birinde görülen zafiyet tüm binayı çökertebilir. Öyleyse adına "TOPYEKÜN SORUMLULUK" diyebileceğimiz bir sosyal bilincin yerleşmesi ve sağlamlaşması gerekiyor.

Sözü uzatmadan birkaç temel mesele üzerinde durmak istiyorum.

Birincisi; gerçekçi olmak. Hayalleri ve idealleri karıştırmadan mevcut sistem içinde yapılabilecek iyileştirmeler üzerinde çalışmak, tavsiyede bulunmak. Sürekli eğitim sistemini kökten değiştirmek gibi söylemlerin, bugünkü problemlere çözüm olmayacağını idrak etmek.

İkincisi; problemleri, okul idaresi, öğretmen, veli üçgeni içinde çözmeye çalışmak. Dışarıdan yapılacak, denetim, baskı ve müdahale ile meselelerin daha da içinden çıkılamayacak hale geleceğini bilmek.

Üçüncüsü; hiçbir ön şart olmadan evlatlarımızı ahlaklı ve erdemli olarak yetiştirmek. Aile yapısı, inancı, yaşayışı, siyasi eğilimi ne olursa olsun, toplumun her kesiminin kabul edeceği ortak ahlaki değerleri yaygınlaştırmak. Özellikle ilk ve orta okulda bu ahlak ve terbiye eğitimine özen göstermek.

Biraz da kavramların üzerinde durmak gerekir. Mesela öğretim ve eğitim gibi. Bu kavramların temeli talim ve terbiye mefhumlarına karşılık gelmektedir. Günümüzde bu kavramlar, sadece "Talim Terbiye Kurulu" adında kalan manası unutulan göstermelik bir ifadedir.