Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillah vessalatü vesselamü ala Resulillah.
Yaşadığımız dünya; suyu, toprağı, dağları, ovaları ve vadileriyle bize çok büyük görünse de, aslında uçsuz bucaksız uzay içerisinde bir nokta kadar bile yer kaplamayan küçük bir cisimdir. Hepimiz biliyoruz ki tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir uzay vardır. O uzayda trafik yoktur, kalabalık yoktur, pahalılık yoktur, düşmanlık yoktur. Çünkü insan yoktur. Bomboş bir boşluk vardır.
Biz ise santiminde yüzlerce insanın yaşadığı bir dünyada hayat sürüyoruz. İnsan bazen düşünmeden edemiyor: "Keşke uzayda bir evim olsa da dünyanın bütün sıkıntılarından kurtulsam." Fakat bu mümkün değildir. Çünkü insanın olduğu yerde ilişki vardır, sorumluluk vardır, imtihan vardır. Dünya, bunun için yaratılmıştır.
DERTSİZ BİR DÜNYA HAYALİ EN BÜYÜK YANLIŞTIR
Bir Müslüman'ın yapabileceği en büyük hatalardan biri, dünyada yaşadığı halde kendisini uzaydaymış gibi düşünmesidir. Hem insanlar olacak, hem dostlarımız ve akrabalarımız olacak hem de hiçbir sıkıntı olmayacak; böyle bir düzen mümkün değildir.
Dünya; dostla düşmanın, zenginlikle fakirliğin, hastalıkla sağlığın, ölümle hayatın, ticaretle memurluğun bir arada bulunduğu yerdir. Bunların olmadığı bir dünya tasarlamak gerçeklerden kaçmaktır.
Bazı insanlar dünyada yaşarken sanki hiçbir zaman yaşlanmayacaklarını, hastalanmayacaklarını ya da sıkıntı görmeyeceklerini düşünürler. Oysa Allah Teâlâ, dünyayı böyle yaratmamıştır. Müslüman, gerçekleri görmezden gelerek değil, gerçekleri kabul ederek yol alabilir.
Sorunsuz, düşmansız ve ölümsüz bir dünya mümkün olsaydı, Allah'ın en çok sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hayatı da sıkıntılardan uzak olurdu. Ancak O'nun hayatı da imtihanlarla doluydu. Çünkü dünya, cennet değildir.
PEYGAMBERLERİN HAYATI BİZE GERÇEĞİ ÖĞRETİYOR
Allah Resûlü'nün yaşadığı Medine bile sıkıntılardan arındırılmış bir şehir değildi. Hastalık vardı, ölüm vardı, düşmanlar vardı, ekonomik zorluklar vardı. Eğer dünya cennet gibi bir yer olsaydı, imtihanın anlamı kalmazdı.
Çünkü biz bu dünyaya cennet gibi yaşamak için değil, cennete gidebilmek için geldik.
Bu gerçeği kabul eden insan, karşılaştığı sıkıntılar karşısında yıkılmaz. Dertlerin hayatın doğal bir parçası olduğunu bilir. Buna rağmen Allah'tan daima afiyet ister.
Müslüman, hiçbir zaman dert talep etmez. Tam aksine;
"Ey Rabbim, dinimde, ailemde, sağlığımda, malımda ve ülkemde bana afiyet ver" diye dua eder.
Afiyet istemek, sıkıntısızlık istemektir. Peygamber Efendimiz de ümmetine Allah'tan afiyet istemeyi tavsiye etmiştir. Ancak afiyet istemek başka, dünyada hiç sıkıntı olmayacağını düşünmek başkadır.
MÜSLÜMAN, HER ŞARTA HAZIRLIKLI OLMALIDIR
Gerçekçi olmak, dünyanın kanunlarını kabul etmektir. Nasıl ki yerçekimini kabul edip ona göre yürüyorsak, hayatın zorluklarını da kabul ederek yaşamalıyız.
Bir insan herkese iyilik yapabilir. Kimseye kötülük düşünmeyebilir. Fakat buna rağmen kötülük görebilir. Çünkü dünya böyledir.
Sivrisinek örneğini düşünelim. Bahçenizde hayvanlara zarar vermemeye çalışırsınız, onlar için yiyecek bile bırakabilirsiniz. Ama gece olduğunda sivrisineklerin sizi sokmayacağını garanti edemezsiniz. Bu nedenle pencereye sineklik takar, gerekirse ilaçlama yaptırırsınız.

5