Gönül âlemi maddî kazançlardan ziyade manevî temasların, kendini mutmain kılacak hâl alışverişlerinin önemini kavrayan tecrübelerle doludur. Özellikle erişim ve iletişime katkı maksadıyla yola çıkarken insanı nitelikli hasbihâllerin uzağına düşüren, onu derinlik ihtiva eden yolculukların gerisinde bırakan, mekanikleştiren sanal sistemler, etrafa adeta bir metal, bir naylon kokusu yayar ve insanın değerleriyle, aile ve çevresiyle, tabiatıyla arasına görünmez duvarlar örerken gönül, kendine bir çıkış zemini aramaktadır. Makinelerin, sosyal mecraların, yapay zekânın ruh ve zihinleri esaret altına aldığı böylesi bir dönemde elest bezmindeki ahdine sadık kalan, toplumu için yola koyulan, "söyleyeceklerim var!" diyebilen insana duyulan ihtiyaç da gün be gün artmaktadır. Bir toplum mühendisi, bir kanaat önderi olan böylesi güzel yürekleri fark etmek, onlarla mülaki olmak, seslerini duymak, duyurmak duyarlılık taşıyanlarımız için bir insanlık vazifesidir.
Tanıdığım yirmi yıllık süreçte bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle milleti için çalışıp koşturan, her tavrıyla bana "insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır" hadisini hatırlatan Kahramanmaraşlı Şair Yazar Ahmet Sandal düşüncelerini eylem planına dökebilmek için bundan bir sene evvel arkadaşlarıyla birlikte İnsan, Kitap ve Toplum Araştırmaları Derneğini (İKTA) kurdu. İKTA'nın kuruluşu İstanbul fethinin 572. yılına denk getirilerek 29 Mayıs 2025'e tekabül etti. Yıllardır bastırdığı kitapları halkına bedava dağıttığı için çevresinde "Kitapçı Baba" diye anılmaya başlanan Ahmet Sandal dernek tüzüğüne "kitap ve dergi ile benzeri eserler yayınlamak, satın almak, satmak, bedelli ya da bedelsiz olarak halkımıza dağıtmak, kitap fuarlarına, benzeri kültür faaliyetlerine ya da toplantılara katılmak, vatandaşlarımızı kitap okumaya teşvik etmek, kurum ve kuruluşlarla kültür faaliyetlerinde işbirliği yapmak, ülkemizde kitap okuma alışkanlıklarını geliştirmek ve kitap okuma oranlarını arttırmak; kreş, okullar, üniversiteler gibi eğitim kurumlarında, hastane, huzurevi, yaşlı bakım evlerinde; kafe, pastane, kıraathane ve kahvehane gibi halka açık yerlerde; hapishanelerde, ıslahevlerinde kütüphane kurmak, kütüphanelere kitap ve dergi ile benzeri eserleri hibe etmek, toplumda "kendini bilen ve ilim-irfan sahibi, edep ve ahlak timsali fertlerin yetiştirilmesini amaçlamak" şerhi düşerken ideal dünya hayalini de ortaya koymuş oluyordu.
Tüm resmi/özel kurum ve kuruluşlarla müşterek çalışabileceklerini, bu maksat doğrultusunda hazırlanan projelere STK olarak destek verebileceklerini bildiren İKTA, kuruluşundan kısa zaman sonra dernek adıyla bir de dergi çıkardı. Temmuz ayıyla dokuzuncu sayıya ulaşacak olan derginin okuruna seslenişi de tüzüğü kadar düşündürücü, anlamlı. Sandal'ın kaleminden çıkan satırlar bilip de haykıramadıklarımızın kısa bir yorumu adeta; "Bir toplumda bencil, düşüncesiz, öfkeli, gergin, bilinçsiz, inançsız ve menfaatçi insanların sayısı ne kadar fazla ise o toplum o kadar huzursuz ve güvensizdir. Bu toplumu daha huzurlu ve daha güvenli hale getirmenin tek yolu, bencil, düşüncesiz, öfkeli, gergin, bilinçsiz, inançsız ve menfaatçi insanları kitapla buluşturup ilim ve irfan sahibi insanlar haline getirmekle mümkündür. Toplumdaki insanlar "ben bu toplumdan nasıl yararlanabilirim" anlayışsızlığından "ben bu toplum için nasıl faydalı işler yapabilirim" anlayışına kavuştuğunda sorun çözülmüş demektir."
İşte, bir mukaddes anlayışla kendini inşa eden dernek okullara, muhtarlıklara ve kahvehanelere kitap bağışı yapıp panel ve seminerler düzenleyerek doldurduğu birinci yılında öğrenciler için bir hayır kermesine, ardından "

34