Prof. Dr. Acar Baltaş: Mutlu öğretmenlere ihtiyacımız var

Çocuk yetiştirme ve çocukların ruhsal gelişimi konusunda çalışmalar yapan uzman psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş, öğretmenlerin mutluluğunun eğitim sürecine olumlu yansıyacağına dikkat çekerek, "Onların ruh sağlığı eğitimde önemli. Harika öğretmenlere değil, mutlu öğretmenlere ihtiyacımız var" diyor.

Prof. Dr. Acar Baltaş ile çocuk gelişimini ve eğitimi konuştuk: "Çocukların ruh sağlığı çok önemli. Ama onları eğitecek ve geliştirecek öğretmenlerin ruh sağlığı daha az önemli değil. Okul yöneticileri öğretmenin ruh sağlığını da gözetmek zorunda. Çocukların aslında harika öğretmenlere değil, mutlu ve okula severek gelen öğretmenlere ihtiyacı var. Bu ortamı yaratacak olan da okul yöneticileri ve okul sahipleridir. Eğer okul yöneticisi, olumsuz yüksek enerjiye sahipse, çalışanların yapacağı iki şey vardır; birincisi hatalarını saklamak ve radara girmemek, ikincisi de dedikodu yapmak. Dolayısıyla olumlu odaklanma ve yüksek enerji, neşe ve mizahla olur. Bu noktada da okul yöneticileri ile okul sahiplerinin sorumluluğu var.

Haberin Devamı

EVDE ÖĞRETMENİ ELEŞTİRMEYİN

Çocuğun öğretmeni sevmesi, öğretmenin onunla iyi bir bağ kurmasına bağlı. Öğretmen bu bağı dünyayı öğrencinin gözünden görerek kurabilir. Eğer öğretmen öğrencinin gözünden dünyayı göremiyorsa o zaman sonuçlara aşırı odaklanıp ilişkiyi ihmal ediyor. Bu, iş hayatında da böyle. Sonuçlara aşırı odaklanıp ilişkiyi ihmal ettiğimizde insanları araç gibi görüyoruz. 'Yapamayan gider, yapan kalır' diye düşünüyoruz. Bu durum eğitim hayatına ve öğretmenin bakışına, 'adam olacak ya da olamayacak çocuk' şeklinde yansıyor. Yani öğretmenin zihninde çocuklar ikiye ayrılıyor ki gerçek bu değil. Daha detaylı ve derinlikli değerlendirmeler için felsefe, edebiyat ve sanatın diğer dallarıyla eğitimi zenginleştirmeliyiz. Anne babaların evde öğretmenle ilgili olumsuz konuşmaması lazım. Örneğin, 'Kimleri öğretmen yapıyorlar Öğretmen dediğin kişiye bak' gibi sözleri duyan çocuk ertesi gün o öğretmenlerin önüne gidiyor. Çocuklardan gelen tek yönlü beyanlarla öğretmenlere olumsuz yaklaşmak yanlış. Özel okullardaki disiplin sorunlarının çoğu, bu gibi yetersiz ya da yanlış iletişimlerden kaynaklanıyor.

Haberin Devamı

KUŞAKLAR ARASI BAĞ KOPTU

Çocuklara arkadaşlık, yardımlaşma, şefkat ve merhamet duygusu kazandırmak gerekiyor. Bunlar geçmişte çocuklar sokakta oynayarak büyüdükleri zamanlarda önemli ölçüde hayatın içinde gelişiyordu. Şimdi çocuklar artık sokakta değiller, dolayısıyla bu sosyal becerileri geliştiremiyorlar.

Ailelerin fazlasıyla başarı odaklı olması da çocuklarda ve gençlerde başarı için her yolun geçerli olduğuna dair anlayışı körüklüyor. Kuşaklar arasındaki bağ geçen yüzyılın, yani 20'nci yüzyılın başında kopmaya başladı. Endüstrileşme ile bu yaşandı. Daha evvel kırsal hayatın egemen olduğu bir ortamda anne baba toprakta çalışmaya gider, büyükler de torunlarına bakar ve onlara hikâyeler anlatırdı. O zamanlar kuşak farkı diye bir olgu yoktu. Bu olgu batıda geçen yüzyılın başında ortaya çıktı, bizde 1960'lardan sonra kentleşmeyle birlikte görülmeye başladı. Böylece çocuklar büyük annelerinin, büyük babalarının hayatlarından habersiz, tarihi tarih kitaplarından okur halde büyüdüler. Kendi geçmişlerinden kopmaları sonucunda da her kuşak tarihin kendisi ile başladığına inanmaya başladı. Bugünün eğitim düzeni içinde bütün anne babalar çocuklarının mutlu ve başarılı olmasını istiyor. Zannediyorlar ki çocuklar para kazanırsa, pozisyon sahibi olursa başarılı olacak ve dolayasıyla da mutlu olacak. Oysa ulaşılması hedeflenen haz, kişiyi gerçekten mutlu etmeye yetmez."