Okullarda şiddet 10 adımda nasıl önlenir

Son zamanlarda artan okul saldırıları ve akran zorbalıkları, endişe yaratıyor. Eğitim araştırmaları yapan TEDMEM'in Direktörü Dr. Sabiha Sunar, okullardaki şiddetin nedenleri ve önlemesi için neler yapılması gerektiğini 10 başlıkta özetledi...

ŞİDDET bazen işitilmeyen bir sesin, görmezden gelinen bir acının ya da karşılanmayan bir ihtiyacın dışavurumu olarak ortaya çıkan bir iletişim şekli olabilir... Son zamanlarda eğitim ortamlarına yansıyan şiddet de daha derinde biriken sorunların yüzeye çıkmış hali olarak görülebilir. Ama uzmanlara göre asıl sorun, şiddetin beslendiği zeminde yatıyor. Eğitim araştırmaları yapan TEDMEM'in Direktörü Dr. Sabiha Sunar, "Bugün Türkiye'de okuldaki şiddetin önemli bir nedeni toplumdaki şiddet dilinin okula taşınması olarak görülüyor. Kalıcı çözüm de şiddet ortaya çıkmadan riski fark edebilen ve zamanında harekete geçebilen bir sistem kurmaktan geçiyor" diyerek okullardaki şiddetin nedenleri ve önlemesi için neler yapılması gerektiğini 10 başlıkta aktardı:

Haberin Devamı

1- Güvenlik kamera ve dedektörden ibaret değil

Bir okulda şiddet yaşandığında ilk akla gelen, kapıya dedektör koymak, kamera sayısını artırmak, okulun önüne güvenlik görevlisi yerleştirmek oluyor. Bu önlemler gerekli, ancak tek başına yetmiyor. ABD bunu 25 yılı aşan bir deneyimle öğrendi. 1999'daki Columbine saldırısından sonra okul güvenliğine her yıl 4 milyar doları aşan kaynak ayrıldı; dedektörler, kameralar ve silahlı görevliler yaygınlaştırıldı. Okul saldırılarını inceleyen bir araştırma ise silahlı güvenlik görevlisi bulunan okullarda can kaybı oranının, bulunmayanlara göre yaklaşık üç kat daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Türkiye'de tablo düşündürücü: PISA 2025'te öğrencilerin okulda kendini güvende hissetme düzeyini gösteren endekste Türkiye -0,10 ile OECD ortalamasının (0,18) çok altında kalıyor.

2- Her çocuğun okulda güvenebileceği en az bir yetişkin olmalı

Kendisini okulun parçası hisseden çocuk; devamsızlıktan, madde kullanımından ve şiddetten uzak duruyor. ABD'de 36 binden fazla öğrencinin yıllarca izlendiği araştırma bunu açıkça gösteriyor. Tek bir öğretmenle, yöneticiyle ya da rehber öğretmenle kurulan istikrarlı ilişki bile zorlu yaşam deneyimlerinin izini hafifletebiliyor. Çocuğun, "Bu okulda beni tanıyan, beni gören, önemseyen biri var" diyebilmesi gerekiyor.

Haberin Devamı

3- Sınav sisteminin neden olduğu görünmeyen şiddet

Okulda şiddet denince akran zorbalığını, kavgayı, öğretmene yönelen saldırıyı konuşuyoruz. Sınav sisteminin bütün çocuklar ve öğretmenler üzerinde kurduğu psikolojik baskı ise çoğu zaman gündeme gelmiyor. Başarıyı neredeyse yalnızca test sonucuyla tanımladığımızda çocuğun arkadaşlığına, oyununa, sporuna ayıracağı zaman daralıyor. LGS ivedilikle başarının tek kıstası olmaktan çıkarılmalı; okulların başarısı yıllık okul iklimi ve güven algısı ölçümleriyle de izlenmeli.

4- Çocukların gelecek hayali kırılmamalı

Sınavla öğrenci alan okulların kontenjanı sınırlı. O kontenjanın dışında kalan çocukların önemli bir bölümü ortaokuldan "Benden bir şey olmaz" duygusuyla ayrılıyor. Henüz 13-14 yaşındaki bir çocuk, kendisi için bir gelecek hayal etme gücünü yitiriyor. Yarına dair bir amacı kalmayan genç için bugünün kuralları da anlamını yitiriyor. Geleceksizlik ve hayalsizlik, okuldaki şiddetin en az konuşulan kaynakları arasında. Mesleki eğitim dahil bütün yollar eşit değerde görülmeli; başarı tanımı sosyal becerileri, sanatsal üretimi ve topluma katkıyı da kapsamalı.

Haberin Devamı

5- Okulda duyguyu yönetmek de öğretilmeli

Öfkesini tanıyan, anlaşmazlığı konuşarak çözebilen, yardım istemeyi bilen çocuk şiddete hem daha az başvuruyor hem de daha az maruz kalıyor. Bu beceriler kendiliğinden gelişmiyor. Sosyal-duygusal öğrenme, akademik dersler kadar zorunlu bir öğrenme alanı olmalı. Araştırmalar bu programların zorbalığı azalttığını, akademik başarıyı da artırdığını gösteriyor.

6- Riski erken görecek ekip ve sistem kurulmalı

Her okulda rehber öğretmenin, sosyal hizmet uzmanının, sağlık personelinin ve ruh sağlığı uzmanlarının birlikte çalıştığı bir öğrenci refah ekibi bulunmalı. Öğretmenin görevi, devamsızlığı artan, okulla bağı zayıflayan, arkadaş çevresi birden değişen çocuğu fark edip sistemi harekete geçirmek olmalı; sonrası bu ekibin işi.