Çocuklarda obezite oranı her geçen gün artıyor. Prof. Dr. Özmert'e göre beslenme alışkanlığı anne karnında başlıyor. Anne ne yerse bebek de onu seviyor. O yüzden hamilelikte sağlıklı beslenme, yağlı ve şekerli gıdalardan sakınma büyük önem taşıyor...
ANNE karnından başlayan beslenme yetişkinliği bile etkiliyor. Evet doğumdan önceki beslenme hayati önemde ama ergenlikteki beslenme biçimimiz de yetişkinlikteki alışkanlıklarımızı belirliyor. Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı, The Nutrition Society iş birliğiyle 19–20 Ekim'de düzenlediği İstanbul Science Summit 2026'da dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, akademisyenleri ve uzmanlar beslenme konusunu masaya yatırdı.
Nuran Çakmakçı -Prof. Dr. Elif Özmert
Konuşmacılardan biri Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Gelişimsel Pediatri Profesörü Elif N. Özmert idi. Erken çocukluk dönemi ve ergenlikte kazanılan alışkanlıkların yetişkinlikteki etkilerine yönelik uyarılarda bulunan Prof.Özmert, çocukların gelişiminin ilk aşamasında demir, çinko ve selenyumun etkisinin büyük olduğunu belirtirken, aileleri de "abur cuburu eve sokmayın" diye uyardı. Prof. Özmert, Türkiye'de çocuklukta şişmanlığın büyük yükselişte olduğunu vurguladı:
Haberin DevamıHER BESİNDEN YETERİ KADAR
"Anne karnından başlayarak dokuların ve beynin gelişmesi için gerekli olan temel besinsel öğeler ne fazla ne de eksik olmalı, kararında alınmalı. Protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller yeterli tüketilmeli. 'Demir ve çinkonun hayati önemi var. Selenyum da çok önemli. Diğer dokuların gelişmesinde, kemik yapısının sağlamlığında ve bağışıklığın güçlenmesinde D vitamini hayati. Folik asit de bu anlamda çok çok değerli. Bunlar hayatın ilk başlarında yeterince alınmalı. Eksik olmamalı. Bir kısmı gebelik döneminden itibaren, hatta gebelikten önce kullanılmaya başlanmalı. Örneğin folik asit ve D vitamini ve demirin gebelik boyunca kullanılması yararlı. Doğumdan sonra ise anne sütü beyin gelişimi için çok çok kritik bir besin. Anne sütü, besleyici değerinin dışında doku ve organların büyümesine, gelişmesine ve işleyişlerini tamamlamasına katkıda bulunur. O nedenle bebekler ilk altı ay anne sütüyle beslenmeli. Bu süreçte ülkemizde ücretsiz olarak dağıtılan D vitamini ve demir önerildiği şekilde kullanılmalı. Sonraki tamamlayıcı beslenme döneminde protein, karbonhidrat ve yağların önemi büyük. Süt ve süt ürünleri, et grubu, kuru baklagil grubu, meyve-sebze grubu ile çocuklar çeşitliliği tutturacak şekilde beslenmeli.
Haberin DevamıBABALARIN DA ETKİSİ VAR
Sağlıklı beslenme alışkanlığı anne karnında başlıyor. Annenin neyi, ne kadar yediğine bağlı olarak bebek, kendisini nasıl bir hayatın beklediğini öngörüp kendi metabolik işleyişinde birtakım değişikliklere gidebiliyor. Şişmanlıkla annenin karnındaki şekerin yükselmesi, yağların daha çok olması veya yetersiz beslenme bebeği etkiliyor. Bebeklerin tat alma duyuları da yine annenin yediklerini algılayarak daha doğmadan gelişmeye başlıyor. Doğumdan sonra anne eğer sağlıklı besleniyorsa, bebek de anne sütü ile en baştan itibaren farklı ve faydalı lezzetlerle tanışıyor. Mama ise standart, monoton bir tat sunuyor. Mama ile beslenen bebeğin farklı tatlarla karşılaşması ne yazık ki daha sonraki aylara kalıyor. Yani bir bebeğin, çocuğun erişkinlikteki sağlıklı beslenme davranışı annenin sağlıklı beslenme davranışıyla çok ilişkili. Yapılan bilimsel çalışmalarda beslenme alışkanlıkları konusunda babaların da etkisi olduğuna dair pek çok veri var. İlk bebeğin oluşumu sırasında babadan aktarılan genetik özelliklerde de etkileyici oluyor. Anne sütü döneminden sonra da bir aile sofrası kavramı olmalı. Bebeklere ilk ek gıdayı vermeye başladığımız 6'ıncı aydan itibaren herkesin sofraya oturduğu, sağlıklı ve besleyici tabakların olduğu, bunların keyifli ve olumlu duygularla tüketildiği bir ortam olması gerekiyor."
Haberin DevamıHAZIR ABUR CUBURDANUZAK TUTUN
"Hazır ürünler, abur cubur gıdalara çocuğunuzun hayatında yer olmamalı. Ama bu noktada anne babanın örnek olması lazım. Diğer yandan sebzesini, etini güzelce yemeyen çocuğa; "Bunu ye, sonra ben sana istediğin tatlıyı vereceğim" denmemeli. Çünkü o zaman çocuk, stres sonrası haz veren gıda tüketimine programlanmış oluyor. Bu tür hatalı davranışlar günümüzde şişmanlığın temellerini atıyor ne yazık ki. Şişmanlık Türkiye'de çocuklarda da büyük bir yükselişte. Şişmanlığın ortaya getirdiği şeker hastalığında artış, yüksek kan basıncında artış, kalp hastalıkları riskindeki artış. Bizim bulaşıcı olmayan kronik hastalık yükümüzü, sağlıksızlığımızı artırmış oluyor. Tabii, bütün bunların sağlanabiliyor olabilmesi için erişilebilir, ulaşılabilir ve sürdürülebilir sağlıklı besinlere ihtiyaç var.
Haberin Devamı
15