Bir zamanlar sokaktan eve sokamadığımız çocukları şimdi ekran başından kaldıramıyoruz. MEB, Ulusal Oyun Politika Belgesi ve Eylem Planı'yla çocukları sokak oyunlarına geri döndürmeyi hedefliyor...
İnsanlık bir kurum olarak okulları geliştirmeden çok daha eski dönemlerde oyunlarla öğreniyordu. Avcılık, binicilik, güreş gibi stratejik düşünme gerektiren pek çok beceri, tarihsel süreçte oyunlaştırılarak öğrenildi ve kuşaktan kuşağa aktarıldı. Oyun böylece ilkel toplumlardan itibaren öğrenmenin ve sosyal uyumun aracı oldu. Çocuk oyun oynarken konuşmayı, kurala uymayı, sıra beklemeyi, yenilgiyi kabullenmeyi, kazandığında ölçülü olmayı öğrenirken, gördüğünü,duyduğunu ve yaşadığını yeniden canlandırır; dener ve içselleştirir. İçerdiği tüm bu özelliklerle oyun, eğitimin yardımcısı değil, eğitimin kalbinde yer alan önemli bir etkinlik. Ancak yaşadığımız çağın teknolojisiyle ekranlara hapsolan oyunlar çocukları da o sanal dünyaya çekerek eski oyunların öğrenmenin temel yollarından biri olma niteliğini büyük ölçüde yitirmesine neden oldu. Bir zamanlar annelerin sokaktan eve gelmesi için defalarca seslendiği çocukları şimdi ekran başından kaldıramıyoruz. Eskiden çocukları eve sokmak zordu, şimdi sokağa çıkarmak daha zor.
Haberin DevamıÇOCUKLUK DA DEĞİŞTİ
Evet kabul ediyorum, eski mahalle kültürü yok, sokaklar da aynı sokaklar değil. Ama çocukluk da aynı değil galiba. Eski oyunlar çocukların hayatından sessiz sedasız çekiliyor. Şehirleşme ile birlikte açık alanlar daraldı, farklı yaş gruplarının buluştuğu sokak gibi doğal oyun ortamları ortadan kalktı. Araştırmalar, çocukların ev dışında geçirdikleri sürenin giderek düştüğünü, bu düşüşün özellikle yetişkinlerin planlamasından kaynaklandığını gösteriyor. Oysa, çocukların oyun oynama hakkı ve ortamı korunmalı. Eğitim, sağlık, kültür, spor, sosyal hizmetler ve şehir planlaması gibi birçok farklı alanın birlikte çalıştığı çok yönlü politikalar geliştirilmeli.
BAHÇELER VE ŞENLİKLER...
Milli Eğitim Bakanlığı bu dönüşüm karşısında önemli bir adım attı. Öğretmenleri bilgilendirme dışında okullarda çocuk oyun şenlikleri düzenleyip, bahçelere de oyun alanları oluşturdu. Türkiye Ulusal Oyun Politika Belgesi ve Eylem Planı, oyunu temel bir hak, kültürel bir miras ve çocukların sağlıklı gelişiminin bir gereği olarak ele alıyor. Çocuklara oyun için gereken zamanı ve güvenli mekânları sağlayarak, oyun kültürünün nesilden nesile aktarılmasını destekleyerek tüm paydaşların oyun konusundaki becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. Ayrıca dijital oyunlar ile fiziksel oyunlar arasında sağlıklı bir denge kurmayı amaçlıyor. Oyunun, hayatın önemli bir provası olduğunu göz ardı ediyoruz. Unutmayın, çocuk kaybetmeyi ilk kez orada öğreniyor. Bir başkasının hakkına saygı göstermeyi, sabretmeyi, bazen lider olmayı bazen arkadaşının peşinden gitmeyi, küsmeyi ve sonra barışmayı orada deneyimliyor. İşte Türkiye Ulusal Oyun Politika Belgesi ve Eylem Planı tam da bu nedenle önemli. Bu belgede çocuklara sadece oyun oynatalım yaklaşımı ele alınmıyor. Oyun, temel bir hak, kültürel bir miras ve çocuğun sağlıklı gelişiminin vazgeçilmez bir parçası olarak görülüyor. Üstelik konu okul bahçesine bir kaç oyun çizgisi çizmekten ibaret de değil.
Haberin DevamıOYUN HAKKIGÜVENCEALTINAALINMALI
-Belgedeki "oyun hakkı" kavramının altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor. Burada açıkça vurgulandığı gibi oyun, yetişkinlerin takdirine bağlı bir ayrıcalık değil; her çocuğun eşit biçimde yararlanması gereken bir hak. Bunun için çocuğun yeterli zamana, güvenli ve erişilebilir mekâna sahip olması gerekiyor. Okul bahçesinden mahalleye, aileden öğretmene, yerel yönetimlerden üniversitelere kadar uzanan çok daha büyük bir anlayış değişikliği hedefleniyor. 6 stratejik hedef, 30 politika maddesi ve tam 94 eylem adımı belirlenerek her eylemin süresi, sorumlu birimi ve paydaşları tanımlanıyor. Oyun hakkını güvence altına almak, oyun kültürünü gelecek kuşaklara aktarmak, oyunu eğitimin merkezine yerleştirmek ve çocuklar için güvenli ve dengeli bir dijital oyun ortamı geliştirmek de çok önemli.

3