Sosyal medyaya yaş sınırlaması tartışılırken Psikolog Dr. Nilüfer Devecigil'den önemli bir uyarı geldi: "Çocuk için sosyal medya bir ayna gibidir.Kendisini görmediği ancak nasıl görünmesi gerektiğini söyleyen bir ayna. Böylece like sayısı, takipçi sayısı, görünürlük ve onay çocuğun özdeğerinin yerini almaya başlar..."
Son yıllarda çocuk ve ergenlerin sosyal medya kullanımı üzerine yürütülen tartışmalar artık denetim, kontrol ve kısıtlama konusunda bir uzlaşmaya doğru ilerlerken birçok ülkede yaş sınırı uygulamaları hayata geçirildi bile...Psikolog Dr. Nilüfer Devecigil, "Sorun çocukların sosyal medyaya erişmesi mi, yoksa sosyal medyanın çocukların gelişimsel gerçekliği dikkate alınmadan tasarlanmış olması mı" sorusunun yanıtını araştırdı: "Avrupa Komisyonu'nun 2025 yılında yayımladığı rehber, bu soruya radikal ama aynı zamanda olgun bir yanıt veriyor. Rehber, çocukların dijital dünyadan tamamen uzaklaştırılmasını değil, dijital dünyanın çocukların gelişimine uygun hale getirilmesini öneriyor. Bu yaklaşım böylece sorumluluğu çocuğun iradesinden alıp, sistemin tasarımına yerleştiriyor. Bir çocuk, dijital dünyaya hem bilişsel hem de duygusal ve nörobiyolojik olarak henüz olgunlaşmamış bir yapıyla girer. Çocuğun sinir sistemi, dürtü kontrolü henüz tam gelişmemiştir, dış onaya yetişkinlerden daha duyarlıdır, sosyal reddedilmeyi daha yoğun yaşar ve benlik duygusu henüz oluşum halindedir.
Haberin DevamıİLETİŞİM ARACI OLMAMALI
Bu nedenle çocuk için sosyal medyayı yalnızca bir iletişim aracı olarak göremeyiz. Bir metafor kullanacak olursak, bunu bir ayna gibi görebiliriz. Çocuğun kendisini görmediği ancak kendisine nasıl görünmesi gerektiğini söyleyen bir ayna. Böylece like sayısı, takipçi sayısı, görünürlük ve onay çocuğun özdeğerinin yerini almaya başlar. Bu noktada mesele artık teknoloji değil, bağlanmadır. Çocuk, özdeğerini artık bağlandığı yetişkinin gözlerinde değil, bağlandığı algoritmanın tepkilerinde aramaya başlar.
YAŞI SORGULANMALI
Sosyal medya yasakları tartışmasının merkezinde yer alan en büyük endişelerden biri, yaş doğrulamanın çocukların kimliklerinin platformlarla paylaşılmasını gerektirip gerektirmediği. Avrupa Komisyonu'nun önerdiği sistem, bu endişeden hareketle, kimlik paylaşımına değil, kimlikten bağımsız yaş doğrulamaya dayanıyor. Bu sistemde platform çocuğun kim olduğunu değil kaç yaşında olduğunu sorguluyor. Bu doğrulama, örneğin bağımsız bir sistem tarafından yapılabilir. Böylece platform kullanıcının belirlenen yaşın üzerinde ya da altında olduğunu anlayabilir. Platform, kullanıcının kimliğine, adına veya diğer kişisel bilgilerine erişmez. Bu yaklaşım, koruma ile özgürlük arasında daha dengeli bir alanı amaçlar.

6