İstikbalin anahtarı: Turan Koridoru

Kimi zaman bir milletin tarihî gidişatını değiştiren şey devasa kıtalar ya da aşılması güç mesafeler değil, haritada ince bir çizgi gibi görünen birkaç kilometrelik bir boşluk... Türkiye ile Türk dünyası arasında uzanan 43 kilometrelik Zengezur hattı da küçük bir coğrafi kesit gibi görünse de, gerçekte yüz yılı aşkın bir ayrılığın, koparılan bağların ve yeniden kurulmayı bekleyen bir bütünlüğün sembolü.

Yirminci yüzyılın başında çizilen sınırlar Türk dünyasını fiziksel olarak ikiye böldü. Entegrasyonu imkânsız kılarak bağlantısallığı daha başlamadan kesti. Nahçıvan Azerbaycan'dan koparıldı, Türkiye Orta Asya'dan uzaklaştırıldı, Turan coğrafyası birbirini görebilen ama dokunamayan iki el gibi bırakıldı. O günden bu yana geçen yüzyıl boyunca bu 43 kilometre, bir lojistik sorundan öte, köklü bir medeniyetin kendi içinde konuşamamasının, kendi kaynaklarını birleştirememesinin, ortak bir gelecek kuramamasının somut ve görünür nedeni oldu.

Yolların yeniden çizildiği çağ

Küresel ticaret yolları tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor. Kuzey hattı Ukrayna savaşıyla kapandı, Rusya yaptırımlarla tecrit edildi. Güney deniz yolları Hürmüz'den Kızıldeniz'e uzanan kriz zinciriyle güvensizleşti. Süveyş Kanalı'nın her gerilimde tıkandığı bir çağda, Çin ile Avrupa arasındaki ticaretin güvenilir, öngörülebilir ve egemen bir hattan akması zorunlu hâle geldi.

İşte bu zorunluluk, Orta Koridor'u bir alternatiften tarihin ana güzergâhına dönüştürüyor. Çin'den Kazakistan'a, Hazar'ı geçerek Azerbaycan'a, oradan Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan bu hat, küresel lojistiğin yeni omurgası olmaya aday. Ancak bu omurganın 43 km'lik en kritik eklemi Zengezur olmadan Türkiye ile Azerbaycan kara bağlantısı kuramıyor, Nahçıvan ana karaya kavuşamıyor, Türk dünyası tek bir fiziksel hatta birleşemiyor, Orta Koridor tam kapasiteyle işleyemiyordu.

Küresel güçler bu hatta öncelikle stratejik ve ekonomik bir gözle bakıyor. Enerji arz güvenliği, ticaret yollarının çeşitlendirilmesi, bölgesel nüfuz alanlarının yeniden şekillendirilmesi ve Avrasya lojistiğinin kontrolü, bu koridora yüklenen anlamın temel unsurları arasında yer alıyor.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin yıllardır dile getirdiği Turan Yolu önerisi tam da bu farkı en yalın biçimiyle ortaya koyuyor; bu hat yalnızca malların değil, bir medeniyetin yeniden buluşmasının güzergâhıdır.

Atatürk'ün kilidi, Turan'ın anahtarı

1921'de Kars Antlaşması imzalanırken Atatürk ve dönemin devlet aklı yalnızca o günün sınırlarını çizmiyordu. Nahçıvan'ın Türkiye'nin güvencesi altına alınması, Türk dünyasıyla bağın tamamen kopmaması için geleceğe bırakılmış stratejik bir emanet niteliği taşıyordu.

Aradan bir asır geçti... Nahçıvan ayakta kaldı, el değiştirmedi, haritadan silinmedi... Fakat Zengezur kapalı kaldığı için o emanetin taşıdığı büyük potansiyel de hayata geçirilemedi. Türk dünyasının kalbinde duran Nahçıvan, yıllarca kendi ana karasından kopuk yaşamaya mahkûm edildi...

Şimdi o potansiyel açığa çıkıyor. Nahçıvan'ın Azerbaycan'la vuslatı yalnızca bir ulaşım bağlantısı değil... Bir asırlık yarım kalmışlığın tamamlanması.

Türklük ruhu için mefkûre ile imar, tarih boyu hiçbir zaman birbirinden ayrı düşmedi...

Bu coğrafyada binlerce yıl boyunca yollar açan, kervansaraylar kuran, köprüler inşa eden medeniyet; aynı zamanda yüksek bir gaye ve ülkü sahibiydi. İpek Yolu'nu açan Türk, orada yalnızca ticaret yapmıyor; kervanlarında malın yanı sıra asil lisanını, sarsılmaz inancını ve köklü devlet ananesini taşıyordu. Maddî imar ile millî kimlik hiçbir zaman birbirine rakip olmadı. Bilakis biri, diğerinin yeşerdiği mübarek bir zemindi...

Kazakistan'ın uranyum ve nadir toprak element rezervleri, Azerbaycan'ın hidrokarbon kaynakları, Türkmenistan'ın doğalgazı, Özbekistan'ın genç ve büyüyen demografisi, Türkiye'nin gelişmiş savunma sanayii, üretim kapasitesi ve lojistik altyapısı... Bütün bu zenginlikler, düne kadar maalesef birbirinden kopuk ve dağınık, tam potansiyelini bir türlü ortaya koyamayan güçlerdi. Koridor açıldığında bu güçler ilk kez tek bir fiziksel hat üzerinde birleşerek birbirini besleyecek, iktisadi ve stratejik bir sarsılmaz bütün oluşturacaktır.