İsrail'de rejim değişimi için barış ve huzur çemberi

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILIN ilk çeyreği kapanırken, Orta Doğu sadece fiziksel sınırların değil, jeopolitik paradigmaların da yerle bir olduğu âdeta bir fetret devri yaşıyor.

Klasik diplomasi metinlerinin, alışılagelmiş stratejik analizlerin yetersiz kaldığı bir kaos aralığındayız. Bu aralıkta karşımıza çıkan en temel gerçek ise net! Bölge artık sadece güç savaşlarına değil, akıl ile cinnetin, jeopolitik ile teopolitik ihtirasların hesaplaşmasına sahne oluyor. Washington ve Tel Aviv merkezli kaos setlerinin bölge gerçekliğine çarparak paramparça olduğu bu dönemde; Türkiye kendi coğrafyasında dengeleyici ve kural koyucu bir stratejik odak hâline gelmiştir. Bu dönüşüm; siyasi iradenin kararlılığı, doktriner derinlik ve operasyonel kabiliyetin bir araya geldiği, Ankara merkezli bütünleşik bir dış politika modelinin yansımasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı'mızın "Dünya beşten büyüktür" nidası; sadece siyasi bir itiraz değil, asırlardır adaletle hükmetmiş bir ecdadın vicdan borcu ve Türk'ün ezeli hakikat davasıdır. Bugün Türkiye'nin hariciye ufku; bu gür nida ile perçinlenmiş, ahlaki derinliğini maziden, hukuki metanetini ise hakkın sarsılmaz iradesinden alan bir şahsiyet abidesi hükmündedir.

Bu stratejik vizyonun sahadaki mimarı ise Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'dır. Fidan; istihbari derinliği diplomatik zarafetle birleştirerek, Türk hariciyesini kuru bir bilgi yığını olmaktan çıkarıp, hakikati merkeze alan stratejik bir akıl ve etkili bir güç enstrümanına dönüştürmüştür. Bilhassa Gazze ve Suriye merkezli krizler bağlamında ortaya koyduğu diplomatik inisiyatifler, çatışma alanlarını kontrol altına almayı ve Türkiye'yi yalnızca masada değil sahada da denge kurucu bir aktör olarak konumlandırmayı hedefleyen çok katmanlı bir dış politika yaklaşımı niteliği taşımaktadır.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin 2023'te ufkumuza bir selamet kapısı gibi açtığı 'İsrail Etrafında Barış ve Huzur Çemberi' vizyonunun teknik ve diplomatik altyapısını oluşturmaktadır.

"Dünya beşten büyüktür"den "Barış Çemberi"ne uzanan istikamet...

Bu iki muazzam hamlenin birleştiği mukaddes kavşak şudur ki; bu mübarek coğrafyanın geleceği, ne idüğü belirsiz yabancı emellerin insafına ve vicdansız aktörlerin kirli hesaplarına terk edilemeyecek kadar azizdir. Zira biz biliriz ki; kendi bahçesine sahip çıkmayan, elin rüzgârıyla savrulmaya mahkûmdur. Sayın Bahçeli'nin "Barış ve Huzur Çemberi" vizyonu da tam bu noktada, bir toprak parçasını korumaktan öte, mazlum coğrafyaların haysiyetini muhafaza etme cehdi olarak tecelli etmektedir. Türkiye'nin bugün sergilediği bu sarsılmaz irade; yabancı emellerin kirli ellerini mukaddes topraklardan çektirecek olan, Selçuklu-Osmanlı rasyonalitesinin modern sahaya vuran asil bir aksidir. Özetle bu vizyon; Türkiye'nin savunma hattının sınırlarda değil, gönül coğrafyasının en uç noktalarında başladığını ve barışın ancak bu toprakların öz evlatlarının dirayetiyle kurulabileceğini haykıran, maziyle atiyi birleştiren millî bir güvenlik manifestosudur.

İsrail'de rejim değişimi için barış ve huzur çemberi

Teopolitik cinnet geçiren katil Netanyahu ve siyonizm

Karşımızda duran en büyük tehdit Teopolitikadır. İsrail Başbakanı Katil Netanyahu'nun askerî operasyonlarını güvenlik kaygılarıyla değil, antik kehanetler ve dinsel metinlerle (Arzımevut) meşrulaştırmaya çalışması, rasyonel devlet aklının yerini bir teopolitik cinnete bıraktığını gösteriyor.

İşte tam bu noktada Sayın Bahçeli'nin geçtiğimiz günlerde yaptığı "