ABD-İran illüzyonu ve Gazze'nin sessiz ilhakı

Önceki gün katil IDF, gözlerini bile kırpmadan dört sivil Filistinliyi daha hayattan kopardı. Haber bültenlerinde birkaç saniyelik bir alt yazıya, sosyal medyada ise birkaç dakikalık bir gündeme dönüştü. Ardından âdeta küresel vicdanın dijital çöplüğüne terk edildi.

Aylardır uluslararası medyanın manşetlerinde, televizyon ekranlarında, diplomatik kulislerde aynı gürültü...

ABD ne yapacak İran ne zaman ve nasıl karşılık verecek

Körfez'e kaydırılan uçak gemileri, balistik füze analizleri, Pentagon'dan sızdırılan sözde gizli raporlar, Tahran'ın stratejik hamleleri... Herkesin gözü, âdeta devasa bir Hollywood prodüksiyonunu andıran bu büyük kriz tiyatrosuna kilitlenmiş durumda.

Peki, herkes nefesini tutup Washington ve Tahran arasındaki bu kontrollü, danışıklı dövüşü andıran krizi izlerken; asıl sahada, Orta Doğu'nun asıl kanayan yarası olan Gazze'de neler oluyor

İsrail'in işgal mekanizması, dünyanın bu körlüğünden faydalanarak sessiz sedasız hangi adımları atıyor

Uluslararası diplomasinin birbirini tekrar eden açıklamalarını, ateşkes çağrılarını ve güç merkezlerinin bitmeyen hesaplaşmalarını bir kenara bırakıp günlerdir yalnızca sahadaki gelişmeleri, haritaları, uydu görüntülerini ve uluslararası kuruluşların yayımladığı verileri incelemeye çalışıyorum.

Açık ve net konuşmamız gerekirse ortada artık savunma, güvenlik operasyonu veya geçici bir çatışma hâli yok. Sahada, saat gibi işleyen ve nihai amacı Filistinlileri kendi yurtlarından tamamen silmek olan kalıcı bir ilhak ve sürgün politikası var.

Bugün Gazze'de yaşananları yalnızca "çatışma" ya da "güvenlik operasyonu" kavramlarıyla açıklamak giderek zorlaşıyor. Sahada oluşan fiilî durum, uluslararası hukuk açısından da yoğun biçimde tartışılan kalıcı askerî kontrol, genişleyen tampon bölgeler ve kitlesel yerinden edilmeler üzerinden şekillenen yeni bir gerçekliğe işaret ediyor.

İki haritayı yan yana koyduğunuzda, yaşanan toprak gaspının boyutu aklınızı başınızdan alacak cinsten. Ekim 2023 öncesini hatırlayalım; evet, Gazze ağır ve insanlık dışı bir İsrail-Mısır ablukası altındaydı ancak en azından toprak bütünlüğü fiilen Filistin idaresindeydi. Bugün, yani Temmuz 2026 itibarıyla tablo tamamen tersine dönmüş durumda. Katil İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Gazze topraklarının tam yüzde 65 ila yüzde 70'lik devasa bir bölümünü fiilî askerî kontrolü altına almıştır.

İsrail ordusu, Gazze haritasının tam ortasına arsızca ve pervasızca bir Sarı Hat çekmiş durumda. O kahrolası hattın doğusu tamamen katil İsrail postallarının ve tank paletlerinin altında ezilirken, geriye kalan 2,1 milyonluk Filistin nüfusu, batıdaki daracık bir sahil şeridine, âdeta devasa bir açık hava toplama kampına sıkıştırılmıştır.

Bizler ekranlarda füzelerin menzilini, ABD-İran eksenindeki güç savaşlarını tartışırken; İsrail devleti, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak Gazze'yi haritadan dilim dilim kesip yutmuştur.

Katil İsrail aldı başını gidiyor, biz ise büyük resmi kaçırıyoruz.

Ortadaki insani bilançonun vahametini ifade etmeye ne kelimeler ne de rakamlar yetiyor.

Gazze Sağlık Bakanlığının verilerine göre, bugün itibarıyla ölü sayısı 73.000'e dayanmış, yaralı sayısı ise 173.000'i aşmış durumda.

ABD-İran illüzyonu ve Gazze'nin sessiz ilhakı

Ekim 2025'te ABD ara buluculuğunda başlatıldığı iddia edilen sözde ateşkesin, sahada hiçbir karşılığı yok. IDF, "ateşkes ihlali" gibi ucu son derece açık, tek taraflı iddiaları kılıf olarak kullanarak vurmaya, yıkmaya ve önceki gün olduğu gibi masum sivilleri katletmeye devam etmekte...