Gazi ünvanı tarihe damga vurmuş onurlu şehir ...
Gaziantep yalnızca taşında, toprağında, mutfağında ve tarihî yapılarında medeniyet biriktiren bir şehir değil, sözü, hikâyeyi ve şiiri de kuşaktan kuşağa taşıyan güçlü bir kültür şehridir. 12-16 Ağustos tarihleri arasında Festivaller Parkı'nda gerçekleştirilen 1. Gaziantep Edebiyat Festivali, şehrin kültür hayatı açısından önemli bir buluşma olarak hafızalarda yerini aldı.
Şiir dinletilerinden söyleşilere, kelime atölyelerinden çocuk etkinliklerine, imza günlerinden toplu kitap okuma buluşmalarına kadar uzanan program, edebiyatın yalnızca kitap sayfalarında kalmadığını; insanla, şehirle ve hayatla buluştuğunda gerçek anlamını kazandığını gösterdi.
Festivalin başlıklarından biri "Gaziantep'in Bir İlim ve Edebiyat Şehri Olması Efsane mi Gerçek mi" sorusu etrafında gerçekleştirilen söyleşiydi. Aslında bu soru, yalnızca Gaziantep'i değil, bütün şehirlerimizin kültürel hafızasını yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Bir şehrin edebiyat şehri olması, yalnızca yetiştirdiği şair ve yazarların sayısıyla ölçülemez. Kütüphaneleriyle, okuyan çocuklarıyla, yazan gençleriyle, sözün kıymetini bilen insanlarıyla ölçülür.
Festivalin bir başka önemli buluşması ise "Şiirin Dünü, Bugünü, Yarını" başlıklı açık oturumdu. Şair ve yazarlar Şakir Kurtulmuş ile Özcan Ünlü' nün katılımıyla gerçekleşen söyleşi, şiirin geçmişten bugüne geçirdiği değişimi ve gelecekte hangi imkânlara yönelebileceğini konuşmak açısından oldukça kıymetliydi.
Şiirin dününü bilmeden bugününü anlamak, bugününü anlamadan yarınını kurmak mümkün mü
Biçimler değişti, kelimeler yenilendi, şiirin sesi farklılaştı. Fakat insanın acısı, sevinci, aşkı, yalnızlığı, umudu ve hayata dair soruları hep şiirin içinde kaldı. Çünkü şiir, çağ değişse de insanın kalbine dokunmanın yolunu buldu.
Ben de festivalin son akşamında, namıdiğer Ninem Korkut olarak masal anlatmanın mutluluğunu yaşadım. Çocuk, genç, yaşlı demeden masal dinlemeye gelen güzel bir topluluğun karşısında olmak. Yüzlerde beliren o tatlı gülümsemelere, gözlerdeki meraka ve huzura şahitlik etmek benim için gecenin en kıymetli anlarından biriydi.
Çok tatlı, çok huzurlu bir akşamda ben de edebiyat coşkusuna dahil oldum. O akşam yalnızca masal anlatmadım, masalın etrafında toplanan insanların yüreğine dokunan o güzel anın bir parçası oldum. Bir kez daha gördüm ki masalın yaşı yoktur. Çocuklukta başlayan o büyülü yolculuk, insanın kalbinde yer ettiğinde ömrün sonuna kadar devam eder.
Belki de festivalin en güzel tarafı tam olarak buydu. Edebiyatın farklı yaşlardan insanları aynı meydanda, aynı kelimede, aynı duyguda buluşturması...

35