Leipzig. Nazizmi resetleyen aşırı sağ "2026 Vizyonu" (Vision 2026) ile AfD'nin yüzde 44 oy rekoru kırdığı Saksonya-Anhalt eyaletinin hemen yanıbaşında. Sadece 30 km ötede.
AfD'nin meteor hızıyla yükseldiği yıllarda -2017'de- gittiğim kent; yalnız bulunduğu Doğu Alman (DDR) coğrafyasının değil, Almanya'nın özeti gibiydi.
Bach'ın mezarı buradaydı.
Wagner burada vaftiz edilmişti.
II. Dünya Savaşı sonrasındaki bölünmenin ardından 7/24 Almanları gözetleyen ve rezil bir korku imparatorluğu kuran Stasi'nin başkarargâhı keza gene buradaydı.
Doğu Almanya'da ölüm cezalarının cümlesinin duvarları arasında infaz edildiği, sonradan müzeye dönüştürülen Stasi karargâhını gezmiştim.
"Devlet düşmanı" ve "güvenlik tehdidi" görülen muhaliflerin çürütüldükleri izbe, daracık hücrelerin yanında herkesi dinlemek, gözetlemek, korkutmak, pusturmak, gözdağı vermek, yıldırmak, sindirmek, baskılamak için kullanılan akla gelen tüm yöntemlerin ve enstrümanların teşhir edildiği bir utanç abidesiydi burası.
13 yaşındaki küçücük çocukların bile burada ana babalarını "güvenlik birimlerine" gammazlamak, ele vermek için kullanıldıkları anlatılmaktaydı.
Şehirde en etkilendiğim diğer yer, Auerbachs Keller isimli tarihi bir restorandı.
Kocaman bir mahzendeki geleneksel restoranın yüksek kemerli tavanlarında, öğrencilik yıllarının tamamını bu kentte geçiren Goethe'ye bir gönderme olarak ruhunu şeytana satan Faust'un tasvirleri görülmekteydi.
"Ruhunu kâh Nazizme kâh Stasi dehşetine satan Almanya'nın tıpkı kendisi gibi" diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Üzerimde iz bırakan son mekân kentin Modern Tarih Müzesi oldu.
Burada da 3 bin küsur belge, eşya ve görselle Almanya'ların bölünmesinden birleşmesine uzanan yakın tarih anlatılıyor; Holokost ve DDR'yi anlatan filmler gösteriliyor, tartışmalar düzenleniyordu.
GÜNAH KEİSİ MÜSLÜMANLARMüzenin kendisi denli etkilendiğim şey, kapıdaki müze görevlisiydi.
50'li yaşlardaki kadın aslında bir iktisatçı olduğunu ama DDR'de Marksist iktisat okuduğu için eğitiminin bir günde sıfırlandığını anlatmıştı.
Bir parya olarak ardından yaşama sil baştan başladığını ve 2. sınıf vatandaş kalmaya mahkûm bırakıldığını söylemişti.
AfD dünya jeopolitiğini etkileyen bu çok derin depremlerin yaşandığı Eski Kıta'nın fay hattı Doğu Almanya'da uçsuz bucaksız bir "yabancılaşma", "kimliksizlik" ve "boşluk duygusu" üreten bu topraklarda yeşerdi.
1990'daki "birleşme"den bu yana, dışarıdan bakışla altyapılar tamamlamış. Ne ki eski sanayi bölgeleri atıl kalmış, "insan" unsuru unutulmuş. Ve gerçek bir büyüme yaratılmamış.
En düşük maaşlar ve en yüksek işsizlik oranları bu nedenle Doğu Almanya'daydı. Sendikalar yoktu. Geleneksel partilerle bağlar gevşekti. Sivil toplum cılızdı.
Savrulmuşluk arasında duyulan tüm büyük hüsranların faturası, gerçekte bu bölgede hemen hemen hiç olmayan günah keçisi yabancılara, özellikle de Müslümanlara çıkarılmıştı.
Leipzig izlenimlerimde vaktiyle yazmıştım. Sokaklarda tek bir tesettürlü görmedim.
Görmedim çünkü Almanya genelinde yüzde 3.5 civarında olan Türk nüfusun oranı -misal- bu yörede yüzde 0.5'ti.
Doğu Almanya'da AfD'nin kalesi sayılan, keza gene gezdiğim Dresden'de aynı oran, bunun da yarısı yüzde 0.23 kadardı.
Buna karşın Müslüman düşmanlığının bir numaralı bayrağını taşıyan

14