Viva! Yaşasın anayasa!

"Anayasacılık, siyasal iktidarların keyfi uygulamalarının; hukuk kuralları ve anayasal mekanizmalarla sınırlandırılmasını, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınmasını savunan çağdaş akımdır."

Bu Wikipedia'nın özet tanımından hareketle İtalya da hafta başında muhalefetin üstünlüğü ile sonuçlanan "yargı referandumunu", bir "modern zamanlar anayasacılık zaferi" olarak tanımlayabiliriz.

Hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı, iktidarın sınırlandırılması ve temel hakların korunması ile eşanlama gelen zafer, izme'deki muhalefet liderlerinden Giuseppe Conte tarafından bu yüzden "Viva la Costituzione! Yaşasın anayasa" sözleriyle karşılandı.

Sağ popülist Meloni hükümetinin sonraki aşamalarda, radikal rejim değişikliklerine kapı aralayacak "teknik" yargı reformu referandumu; faşizm sonrası direniş yıllarının eseri olan halihazırdaki mevcut cumhuriyet anayasasının sıkı sıkıya sahiplenilmesiyle sonuçlandı.

Adım adım ilerleyelim...

"Mussolini'den bu yana izme'nin en sağ hükümeti" olarak tanımlanan Meloni kabinesinin planı, başta olabildiğince teknik görünen bir-iki yargı reformu değişikliği yapmaktı:

Yargıçlarla savcıların kariyerlerini -birinden diğerine geçiş olmayacak şekildebirbirlerinden ayırmak, HSYK'yı bu meyanda içinden geçerek bölmek, bu kurulun içinde "al gülüm ver gülüm" ilişkileri engellemek amacıyla üyelerinin "kura" ile seçimini temin etmek ve yargı mensuplarını denetlemek amacıyla 15 üyeli bir disiplin kurulu oluşturmak...

Adalet Bakanı Carlo Nordio, adıyla da anılan reformu TV'lerde, İtalya'da "hükümet karşıtı ve sol eğilimli" olarak tanımlanan yargıçların "tırnaklarını kesmek" olarak tanımladı.

TRUMP ETKİSİ

Yargıçların mevcut hükümet döneminde "hükümet karşıtı" şeklinde damgalanan icraatları ne

Göçmenlerin hukuksuz biçimde yurtdışı edilmesine, Arnavutluk'taki kamplara gönderilmesine karşı koymak. İtalyan yargısı "hukuksuz bulduğu" tüm yurtdışı etme süreçlerini durdurmakta tereddüt etmiyor.

Meloni tam bu nedenlerle hükümetinin önerdiği reform sürecine ve maddelerine, muhalefetin bayraktarlık yaptığı biçimde "Hayır" denmesi halinde; "ülkenin göçmenler, ırz düşmanları, sübyancılar ve uyuşturucu tacirlerince dolup taşacağını" söyleyegeldi.

Ama gelin görün ki "sihirli değnek gibi" bugüne değin hipnoz etkisi yaratan "suç makinesi göçmenler öcüsü" bu kez işlemedi.

Neden

Bunu en kestirme şekliyle Trump etkisi olarak tanımlayabiliriz.

Benzer argümanlar eşliğinde bir "deliryum/ faşizm nöbeti" sergileyen Trump uygulamaları, kamuoyunda son bir yıl içinde, her yerde olduğu gibi "dehşet" algısı yarattı.

Meloni'nin kankası olarak bilinen Trump'ın icraatları karşısında hızlandırılmış aydınlanma yaşayan seçmenler son kertede "Yok" dediler: "Bu sağ hükümete, bu konjonktürde anayasal değişiklikler teslim edilemez. Bu belirsizlik ortamında anayasa tek güvencemiz. Kazanımlarımızn garantisi ve bizim ortak evimiz!"

Özellikle gençler faal oldukları sosyal medyada -Tiktok ve Instagram'da- sonuna dek anayasanın güçler ayrılığını ve yargı bağımsızlığını sahiplendi. Toplumu bu doğrultuda mobilize etmekte büyük katkı sağladılar.

Hükümet yörüngesindeki ana akım organlarda, yargı reformuna destek amaçlı "Evet" çizgisi öne çıkarken gençlerin aktif olduğu sosyal medyada "Hayır"lar baskındı.