Aklıma ilk Guernica geldi.
Picasso'nun o ünlü tablosu.
Ressamın, İspanya İç Savaşı'nda Guernica isimli alakasız bir Bask kasabasında, Almanların 2. Dünya Savaşı'nda sahneye koyacakları toplu yıkım yöntemlerinin ön gösterimini sunduğu eser.
Bir dünya klasiği.
Neredeyse geçen bir yüzyıla meydan okuyan yapıt, faşistlerin, "Bask cumhuriyetçileri" için ortaya attıkları "Bunlar kendi kendilerini tutuşturuyor" yalanlarını ifşa amacıyla yaratılmış.
Dönemin "omerta" ortamını kıran ve farkındalık yaratan eserin zamanı aşan can alıcı mesajı, Guernica'nın bugün bile BM'nin girişinde devasa kopyasıyla temsil edilmesine yol açıyor.
Picasso, tablosuyla "insanlığın ilerlemesi" olarak görülen "teknoloji"nin, o güne değin görülmemiş şekliyle bir "ölüm makinesi"ne çevrilmesini betimler.
Guernica'daki pazar yerinde kadın, erkek, çoluk, çocuk ayırt etmeksizin katledilen insanlar, sivil katliamın sıradanlaştırılması ve normalleştirilmesinin sanat eliyle belgelenen ilk örneğidir.
Picasso "Guernica" ile "kitlesel kıyım mekanizma"sını ilk kez görünür kılmış, uluslararası kamuoyunca önemsiz görülen "Guernica"nın Naziler tarafından bir "laboratuvar" gibi kullanıldığını dünya âleme iletmiştir.
Tutuşan duvarları, alev alan hayvanları ve çiçekleri, parçalanmış bedenleri tuvale taşıyan tablonun merkezinde bir ampul vardır.
Modern teknolojiyi ve insanlığın ilerlemesini temsil etmek yerine, "yıkım"la özdeş hale dönüşen ampul; ileride "gaz odaları" ve "toplama kampları" şekiline bürünecek bir bilimsel ölüm sistematiğinin ön uyarısıdır.
NAZA da işte tam böyle.
Türkiye'de bu hafta gösterime giren, Venedik Festivali'nde jüri özel ödülünü alan NAZA, istihbarat birimleri ile IDF/İsrail ordusunun süper teknolojik yapay zekâ (YZ) yazılımlarıyla geliştirdikleri sistematik ve bilimsel Gazze soykırımını anlatıyor.
"Soykırım" benim değil bizzat belgeselde konuşan İsrailli askerlerden birinin kullandığı ifade.
MEŞRUİYETİ YİTİRMEDEN İŞİ GÖRMEKYZ yazılımlarıyla bilgisayar başında Gazze'deki herkesi dinleyen ve "ikincil hasar" gözetmeksizin anne, bebe, çoluk çocuk demeden hedef bellediklerinin toyekûn tüm mahallelerini, video oyunu gibi, dron aracılığıyla indiren IDF mensuplarından oluşan bir belgesel bu.
NAZA İbranicede "ikincil hasar" demek.
Yuval Abraham ve Rachel Szor isimli yönetmenler belgeseli, İsrail kamuoyuna dolaysız ulaşabilmek amacıyla bilhassa "İbranice" yapmış.
İnsanın içini kıyan, sarsıcı, tüyler ürpertici, dehşet verici, korkunç, kahredici, yıkıcı, ilik dondurucu ifşaatı dinlerken "Bu kerte şeytani kullanılan bir bilimsel kıyım endüstrisi yalnız mendil büyüklüğündeki Gazze'de 7 Ekim'in intikamı için geliştirilmiş olamaz" diye düşünüyor insan.
7 Ekim'in hemen ertesinde saatler içinde devreye sokulan "Gazze operasyonu", belli ki daha büyük bir planının ve stratejinin parçası.
Guernica'nın kaderini paylaşan Gazze, öyle anlaşılıyor ki "pilot bölge" seçilmiş. Gazze'nin ardından nitekim İran ve Lübnan'da tıpatıp aynı yöntemler devreye sokulması rastlantı değil. Aynı metotların başka boylamlarda uygulanmayacağının da garantisi yok.
Kıyımın acımasızlığı denli, gerideki gözü kara stratejiyi sergilemesi açısından da alabildiğine çapıcı ve etkileyici bir belgesel NAZA.
Yönetmen Yuval Abraham'a, Tel Aviv çatılarında geceleri gizli ifşaat yapan İsrail istihbarat birimlerinden biri örneğin; "Görevimiz (7 Ekim'in yarattığı) uluslararası meşruiyeti kaybetmeden hemen derhal, en kısa zamanda Gazze'yi bombalayıp yerle bir etmekti!" diyor.

15