Milyonlar seni bekliyor!

Derin, karanlık bağları olan bir işadamı, ekran yüzü bir star gazeteciyi gözüne kestiriyor.

Özellikle "yolsuzlukla mücadele" röportajlarıyla gündeme gelen gazetecinin biraz "mitomani" zaafı var.

Mafyozi işadamı, şeytanın aklına gelmeyecek amaçlarla bu ünlü medya mensubunu radarına alıyor: "Aslansın, kaplansın" diyerek -ilerideki projeleri doğrultusunda kullanmak üzere- ondan bir "siyasi lider yaratmayı" hedefliyor. Bu yolda her aracı kullanmayı göze alıyor ve de mübah görüyor.

İtalya, halihazırda dizi film tadında takip edilen bu "çılgın projeyi" konuşuyor.

"Proje"nin sahibi görünürde Valter Lavitola isimli her karanlık işe bulaşmış bir restoran sahibi.

Trump'ın öncüsü sayılan müteveffa medya patronu siyasetçi Berlusconi'nin yakın çekirdeğinden geliyor.

Berlusconi namına vaktiyle Prodi'nin merkez soldaki Zeytin Ağacı hükümetini bir güven oylamasında düşürmek için "senatör"ler satın almış, ardından siyasete girmeye çalışmış. Başarısız olduğunda tarihi "Forza Italia" liderine "sus payı" adına düpedüz şantaj yapmış ve hapse girmiş çıkmış bir şahıs Lavitola.

Devlet televizyonu RAI 3'te "kirli siyaset ve yolsuzluk" konularında dosyalar yapan "Report" programının sunucusu Sigfrido Ranucci isimli gazeteci, bu şaibeli şahısla bir gün röportaja gidiyor.

O da ne Kanka oluyorlar!

Sonra Ranucci, Lavitola'nın Roma'nın en havalı mahallelerinden birinde açtığı ve işlettiği restoranından hiç çıkmaz oluyor.

UMUTSUZLUK VE DEKADANS

Lavitola'nın restoranının müdavimi olmakla kalmıyor, sürekli onunla yazışıyor

RAI içindeki kavgaları anlatıyor. Bir siyaset gurusuyla muhatap olurmuşçasına siyasi analizler paylaşıyor:

"(Meloni'nin) Kardeşler Partisi yerinde sayıyor, muhalefet ise yalnızca yarım puan ilerliyor. İnsanlar umutsuz" diyen Sigfrido'ya Valter'dan şu yanıt geliyor:

"Dostum sana hep söylüyorum. aresizlik fark edilmeyecek gibi değil. Geleceğe dönük hiçbir iyileşme işaretinin olmaması da en vahimi. Gelecek vizyonu sunan bir siyasi sınıf yok. (60'lı yaşlardaki) Kuşağımız, çocuklarının kendilerininkinden çok daha düşük bir hayat standardında yaşayacağını biliyor. Bu düşünce bir epidemi gibi yayılıyor ve toplumu sosyal, kültürel dekadansa sürüklüyor."

Valter'ın "dekadans" ve "siyasi açmaza" bulduğu cevap, elinin altındaki gazeteci dostu "Sigfrido'dan bir lider yaratmak" fikri oluyor.

"Sigfrido Ranucci", toplumda karşılığı olan imza bir isim. Programlarıyla güvenilirlik ve inanılırlık kazanmış.

Valter, Sigfrido'nun bu "itibarını" kullanıp üstüne projesini inşa etmeyi planlıyor.

Önce Sigfrido'yu buna inandırmak için çaba harcıyor.

Ardından, entelektüel kamuoyu ötesinde onu, geniş kitlelere mal etmenin arayışına giriyor.

'İKİ YILDA BAŞBAKANSIN!'

Zamanında Berlusconi'nin yanında staj gören Makyevel işadamı, Sigfrido'yu ufaktan; "Bu işi en iyi sen yaparsın!" mesajlarıyla işlemeye başlıyor:

"Milyonlarca İtalyan seni dümende görmek istiyor. İki yılda başbakan olursun. Minimum yüzde 70 oyun var!" diyerek Sigfrido'yu gaza getiriyor. 2026-27'de gelecek sandık için şimdiden Sigfrido'nun da ismini içeren kamuoyu yoklamaları başlattığını söylüyor.

Bu yazışmalar artık savcıların elinde.