Kılıçdaroğlu'na maruz kalmak

Yıllarca oy verdiğiniz parti başkanı aile boyu hayal kırıklığı çıkıyor. Tam sahneden indiğini düşünüp geleceğe dair yeni umutlar beslemeye başlamışken önümüzde buluyoruz.

Kendisini tekrarlayan ve terler içinde uyanılan kabuslar gibi... Kurtulamıyoruz.

Sesini duymak, adını hatırlamak istemiyorsunuz mesela.

Ama "hoop" işte yeniden karşınızda!

Cuma gecesi Sözcü TV izleyicilerinin çoğu böyle bir "ağır maruz kalma" duygusu yaşadı.

Programı yöneten Senem Toluay Ilgaz ve Barış Terkoğlu, Aslı Kurtuluş Mutlu'nun yüzlerindeki ifadelere bakıldığında, onların da bizler gibi çok benzer bir "maruz kalma" duygusu içinde olduklarını hissetmemek mümkün değildi.

Seyircisiyle, gazetecisiyle kimsenin orada olmak istemediği "cringe/irkiltici" bir TV olayı ve de buna eşlik eden "Neden şimdi buradayız", "Neden -izlesen bir türlü, izlemesen başka türlü- 2.5 saatimizi buna veriyoruz" çaresizliğini deneyimledik.

Liderler umut verir.

Kılıçdaroğlu sadece "çaresizlik" duygusu veriyor.

İnsanın kolunu kanadını kırıyor.

El mahkûm ekran başına otururken 13 yıllık genel başkanlığı döneminde yaptığı gibi gazetecilerle ortada top çevireceğinden ve kendisine yöneltilen bütün soruların arkasından dolaşacağından emindim.

Aklım o nedenle sık sık geçmişteki röportajlara ve Reis'in seçim dönemlerinde Kılıçdaroğlu için kullandığı ifadelere, tanımlara gitti.

'ARKI KEMAL'

2011 genel seçimlerinin arifesinde, o dönem başbakanlıkta oturan Erdoğan, Kılıçdaroğlu için "çarkçı Kemal" diyordu örneğin. Bununla kalmıyor; "Bu ne çarkçıdır, ne yürüyen yalandır" ifadelerini kullanıyordu.

Merak edenler için ifadenin tamamı şöyleydi:

"Bir insan utanmadan, sıkılmadan, arlanmadan, yüzü kızarmadan, arka arkaya bu kadar yalanı nasıl söyleyebilir Allah aşkına bu nasıl bir yalan söyleme yeteneği Eğer yürüyen yalan görmek istiyorsanız Kılıçdaroğlu'na bakın!"

Cuma geceki söyleşinin ortasında öyle işte aklıma geliverdi.

Enteresan. KK, yargıyı "siyasal" buluyor ve "bağımsız olmadığını" düşünüyor ama İBB davalarını bu genel tablonun dışında tutuyor. Zira onlar yolsuzluk davaları...

Sanki yolsuzluk davaları siyasallaşmış yargıdan azadeymiş ve etkilenmezmiş gibi.

İtalya'da "temiz eller" sürecini yerinde izlemiş ve önde gelen tüm savcılarla art arda röportajlar yapmış biri olarak şunu net söyleyebilirim:

"Arındırmanın ve de temiz eller yapabilmenin olmazssa olmaz biricik şartı, yargı bağımsızlığıdır. Yargı bağımsızlığının olmadığı yerde temiz eller yapılamaz."

Başta Di Pietro olmak üzere ön plandaki bütün temiz eller savcılarının bana döne döne vermiş oldukları mesaj budur: "Eğer yargınız bağımsız değilse boşa ümitlenmeyin. Temiz eller sözde kalmaktan/ rüşveti kelamdan öteye gidemez!"

AHLAKİ ÜSTÜNLÜK İDDİASI

Kılıçdaroğlu bunun yanı sıra geçmişe yönelik hiçbir günah çıkarmada bulunmuyor. Yüzleşme yapmıyor. Hiçbir karar için pişmanlık duymuyor.

Merdan Yanardağ hakkında kendisi ile yapılan bir röportaj nedeniyle iddianame hazırlanmış.