Tescil mağduru Bağ-Kur'luların sesini duyan var mı

24/7/2026 tarihli gazete köşemde yayımlanan "Dava açarsam Bağ-Kur'a tescil şansım olur mu" başlıklı yazımda, Bağ-Kur kapsamında bir iş yaptıkları halde, kanunlarda belirtilen sürelerde Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) müracaat etmedikleri veya kurum tarafından tespit edilemedikleri için tescil işlemi yapılamayanlara ilişkin açıklamalara istinaden birçok Cumhuriyet okurumuzdan ek soru geldi. Soruların büyük çoğunluğu şirket ortaklarına aitti. Yazı konusuyla ilgili olarak "Bağ-Kur Tescil Mağdurları" adıyla sosyal medyada tıpkı EYT'lilerde olduğu gibi hak arama mücadelesi yaptıkları bilinmektedir. Bağ-Kur'luların bu mücadelesine sonuna kadar destek verdiğimi belirterek, geriye dönük tescil işlemlerindeki mağduriyetlerin şirket ortakları da dahil olmak üzere tüm Bağ-Kur sigortalıları için geçerli olduğunu belirterek, yaşanan mağduriyete esas olan yasal düzenlemeler ve kurum uygulamasından bahsetmek istiyorum.

2008/Ekim öncesi dönem için 1479 sayılı kanunda 1982 ve 2000 yıllarında, sonrası dönem için 5510 sayılı kanunda yapılan düzenlemelerle, sigortalılık niteliği taşıdığı halde belirli tarihlere kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan Bağ-Kur sigortalılarının hizmetlerinin tespitinde hak düşürücü sürelerle birlikte borçlanma haklarının da getirildiği görülmektedir.

20/4/1982'de 1479 sayılı kanuna eklenen ek geçici 13, 4/10/2000 tarihinde 619 sayılı KHK'nin geçici 1. maddesi ve akabinde bu maddenin iptali ile 2/8/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı kanunla 1479 sayılı kanuna eklenen geçici 18 ve en son 5510 sayılı kanunun geçici 8. maddesi ile zamanında tescil işlemini yaptırmamış olan Bağ-Kur'lulara bu süreleri borçlanmak için belirli süreler verilmiş olup o süreler içerisinde müracaatta bulunmayan ve primlerini ödemeyenler bu haklarını bir daha kullanamamıştır.

5510 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Bağ-Kur'da tescil olma yükümlülüğü sigortalıların başvurusuyla gerçekleşmekte iken artık SGK, BağKur kapsamında olması gerekenlerin sigortalılığa esas kayıtlarının transferini, sigortalıların beyanı yerine ilgili kuruluşlar olan; vergi dairelerinden, ticaret sicili memurluğundan, esnaf ve sanatkârlar sicil müdürlüklerinden ve ziraat odalarından elektronik ortamda almakta ve tescil işlemlerini yapmaktadır. Ancak 2008/Ekim öncesi sürelerde tescil işlemi yapılmayan, Bağ-Kur tescil mağdurları haklarını dava açmak suretiyle yargıda aramaya başlamıştır.

506 sayılı kanunun 79. ve 5510 sayılı kanunun 86. maddesinde SSK'liler açısından hizmet tespiti davası açılabileceği düzenlenmiş iken kendi nam ve hesabına çalışanlar bakımından 1479 veya 5510 sayılı kanunda benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu sebeple kendi nam ve hesabına çalışanlar, sigortalılık sürelerinin tespitine yönelik dava açamayacak, açmaları halinde davalar lehlerine neticelenmeyecektir. (HGK'nin 03.11.2004 T. 2004/10- 524 E. 2004/581 K. ve 15.11.2006 T. 2006/21-703-728 sayılı kararları) Kural bu olmakla birlikte, yargı kararlarında bazı istisnai durumlarda hukuki boşluklar (8/8/2001-2/8/2003 tarihleri arasında) sigortalılar lehine yorumlanarak bu konuda hukuki boşluğun sona erdiği 02/08/2003 tarihinden önceki tarihte, sigortalılık tescil başvurusunun bulunması veya tescil yerine geçen prim ödemesinin bulunması halinde, geriye yönelik 20/4/1982 tarihine kadar Bağ-Kur sigortalılıklarının tespitinin istenebildiği görülmektedir.

Ancak Bağ-Kur tescil mağdurlarının haklarını uzun sürelere yayılan yargılama süreçlerinde aramaları yerine, yapılacak bir yasal düzenlemeyle hemen verilmesi mümkündür. 5510 sayılı kanun uygulamasından sonra, SGK tarafından Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılarının tespitinin ilgili kurumlardan online olarak yapılması ve vatandaş başvurusuna gerek kalmaması nedenleriyle son kez Bağ-Kur'lulara böyle bir hak tanınmalı ve yaşanan mağduriyet sona erdirilmelidir.