Ukranya'da barışa giden bir yol var ise en ciddi girişimlerden biriyle karşı karşıyayız. Avrupa ve ABD'nin birbirlerinin gırtlağına sarılmalarının sebebi de bu...
ABD'nin barış planı/taslağı, Ukrayna ve Avrupa'yı köşeye sıkıştırırken, Alaska'da imzalandığından şüphelenilen Trump-Putin gizli uzlaşısının örtüsünü de kaldırdı...
Şimdi herkes 28 maddelik planı inceleyerek ilerlemeye çalışıyor ama asıl senaryo başka yerde; eğer 'Trump Barışı'nın getirdiği bu şartlar hayata geçerse, Rusya tehdidi ortadan kalkmış olacak. İhtimal zaten yoktu ama anlaşma ile Moskova Avrupa'ya saldırmayacağının garantisini verecek. Böylece, Avrupa'nın kendi toplumunu korkutarak, kandırarak kurmaya çalıştığı yeni güvenlik mimarisi için sebep kalmayacak. Avrupa'nın ekonomik refah alanı olarak dirilmesini sağlayacak tek yol da tıkanmış olacak. Haliyle, siyasi sonuçları olacak. Hatta NATO üzerinde etkileri olacak. Başlangıçta İngiltere'nin, sonra Almanya ve Fransa gibi bir çok Avrupa ülkesinin "plana karşı çıkmasının nedeni" işte bu! Karşı hamle diye masaya sürdükleri 24 maddelik sulandırma önerilerinin sebebi de o...
Ha bir de.. Olaylar böyle gelişirse, Türkiye'ye ilginç getirileri olacak...
***
Önce işin nasıl pişirildiğine bakalım...
Alaska Zirvesi'nde-15 Ağustos-ABD ile Rusya'nın vardığı mutabakatın detayları her ne ise, çünkü para işleri de var, gölgesi Ukrayna'ya vuruyor...
Moskova, Ukrayna'da barış için 'savaşın kök sebepleri'nin ortadan kalkması şartında hep direndi. Süper güç kaprisi olmadığını artık biliyoruz...
Günümüze kadar Ukrayna savaşında göze batan gelişmeler, bir ateşkes, hele barış yolunda umut vaat etmedi. Yeniden Trump-Putin görüşmesi-Budapeşte-bir ara öne çıktı. Rusya, "ortada bir şey yok, daha çalışmak lazım" mazeretiyle randevuyu savuşturdu. Karşılığında Trump bir kaç kez el yükseltmeye çalıştı; silahlara ve yaptırımlara el attı ama sonuç değişmedi. Rusya kımıldamadı...
Sahada ilerledi ve toprak kazanımlarını genişletti. Kiev'de ise sürekli savrulma, dengesizlik, yolsuzluk dosyaları ile bir sürü komutanın, Enerji ve Adalet Bakanları'nın istifalarına varan gelişmeler yaşandı. Hükümete yakın bazı iş adamları ülkeyi terk etti...
***
Eş zamanlı garipliklerden biri Avrupa'nın sanki kendisi yarın savaşa girecekmiş gibi askeri alarmlar vermesiydi. Belçika Genelkurmay Başkanı, "barış dönemi kurallarıyla devam edemeyiz" dedi. Polonya Başbakanı, "Rus sömürgesi olmaktansa ot yeriz" dedi. Almanya Cumhurbaşkanı, "Zorunlu askerlik olmalı, daha fazla asker lazım" dedi. Fransa Genelkurmay Başkanı; "Evlatlarımızı kaybetmeyi göze almamız gerekiyor" açıklaması yaptı. Berlin'de Alman ordusu sokaklara, metrolara indi, kritik altyapıları koruma tatbikatları yaptı. Nihayet AB, Askeri Schengen dönemini başlattı. Askeri varlıkların Avrupa'da kontrolsüz ve hızlı yer değiştirmesini kolaylaştırma kararı aldı...
Yerseniz, Ruslar geliyordu!
***
Kasım ortasına doğru Ruslar, "Ukrayna ile barış görüşmelerine başlamaya hazırız" mesajı verdi...
11-12 Kasım'da gerçekleşen G7 zirvesi beklendiğinin aksine Rusya'ya yönelik sert eleştirilerden kaçındı, ortak açıklama ılımlı tonu korudu. Ukrayna'ya gelişmiş silah vaadinde, vs bulunulmadı...
ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun o tarihteki sözlerini veri almalıyız; "Rus mevkidaşımla yaptığım son görüşmemizde, başkanlarımızın sonraki buluşmasından somut sonuç çıkması gerektiği konusunda hemfikirdik. Görüşmeye başlamadan önce olumlu sonuç şansımızın yüksek olduğunu bilmeliyiz. Görüşme olsun diye görüşme yapamayız"...
Bu, Rus bakışının ta kendisiydi ve hayli öncesinde Amerikalılarının somut barış planı geliştirdiklerini anlayabiliriz...
Moskova, "ismi açıklanmayan üst düzey yetkilinin" ağzından hemen yanıt verdi; "Zirve şart. Dikkatli ve kapsamlı hazırlık gerekiyor. Bu da ABD'nin Alaska anlaşmalarına sıkı sıkıya bağlı kalmasıyla mümkün"...
***
Sonra, Batı'dan duymaya alışık olmadığımız bir açıklama geldi; NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, The Times'a,

10