Amerikan anlatılarına zafiyetimiz nedir, neredendir acaba O kadar da 'tecrübemiz' var. Eskiler için Hollywood, ortalar için bilgisayar oyunları, Call of Duty, Delta Force vs, yeni yetmeler için de AI! Sorun çocukluğumuz demek ki. Venezuela 'operasyonu' o kadar yamalı ki, o kadar hayatın akışına ters ki, Maduro'nun 'take away', 'paket servis-al götür' olduğuna hiç yüz vermedik…
İnadına, ben de '3 dakikada girdiler, çıktılar'a yüz vermeyeceğim…
Dmitriy Medvedev, ABD'nin Venezuela'ya yönelik operasyonu için, "Trump'ın davranışının bariz bir şekilde yasa dışı olmasına rağmen tutarlı olduğunu inkâr edemezsiniz. O ve ekibi, ülkelerinin ulusal çıkarlarını savunmada çok katılar" dedi…
Rusya'nın Beyaz Saray'da bulduğu tutarlılığın bir kısmı petrol ve madenlerin ele geçirilmesindeki geleneksel Amerikan dış politika tavrına dayanıyor. Ancak üst parçası, "Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi"in söylediklerine yaslanıyor…
Bu belge, Latin Amerika/Amerikan yarım küresindeki öncelikleri çok açık betimliyor…
Birincisi, Çin'in bölgeden arındırılmasıdır. Ana sebep budur. Kimi Latin Amerika ülkelerinin yabancı aktörlerle kurduğu siyasi ittifaklar Trump yönetimi ve küresel planı açısından kabul edilemez. Amerika burada üstün konumunu korumalıdır…
Petrol ve altın sonra gelir. ABD için bu da önemlidir, iki sebepten; Venezuela petrolünün özel niteliği nedeniyle işlenmesi için gerekli teknolojinin ABD'de bulunması ve Amerikan petrol şirketlerinin geçmişten kalan "alacak ve hırslarının" tahsili için, ülkeye çökmeleridir…
İki, ABD, sadece bu bölgede değil, Avrupa, Orta Asya ve Ortadoğu'da belirgin biçimde hissedilen özel bir "küresel enerji politikası" izliyor. Bir parçası da Venezuela. Narkotik veya göç konuları ise daha düşük mazeretler…
***
ABD'nin Venezuela operasyonu bekleniyordu, en az on gün öncesinden Amerikan ordusundaki manidar hareketlilikleri listeleyen açık makaleler yayınlanmıştı. Haberler şaşırtıcı derecede detaylıydı. Tek merak, zamanıydı…
"Şekli" ile ilgili beklenti yoktu. Muhtemelen, günümüze kadar 'ülkeleri hedef alan' örnekleri, 'vurup cezalandırmak, vurup devirmek' biçiminde cereyan ettiğinden üzerinde düşünülmedi. Ama bir devlet başkanını, "yatağından sürükleyerek" çıkarmak ya da 'panic room-panik odası'nın kapısında yakalayıp derdest etmek, mevcutlu getirip hapse atmak ilkti. Ve sebebi vardı…
O sebep, seçilen "şeklin" nedeni, "savaş çıkmamasıydı"! Garip gelebilir. Çünkü bir devlet başkanının "kaldırılması" tek başına "casus belli-savaş nedeni"dir. Ancak Venezuela'nın "başkan gittikten sonra" bunu sürdürecek imkân-kabiliyetleri olmadığından, dahası Karakas'ta çok fazla "ihanet" bulunduğundan bu ihtimal ortadan kalktı. Eğer sadece bombalama, kritik yerleri vurmakla sınırlı olsaydı, Venezuela'nın kendini koruma süreci gelişebilir, hatta Maduro'yu güçlendirebilir, Trump yönetimin nefret ettiği "sürünen savaşa", çok eleştirdiği Afganistan deneyimine evrilebilir, istikrarsızlık yayılırdı…
Vene-zuela'nın ekonomik düşüklüğü de müdahaleye direnişi daralttı. Zenginlikteki fakirlik Batı tarafından ülkenin yönetimine yıkıldı. Doğruluk payı var mıydı, vardı. Ama ağır ekonomik kötülük ABD'nin Venezuela'yı kuşatmasıdır. Nefes almasına izin vermedi. Kanamayı çoğalttı. ABD zaten kötü yönetilen ekonomiyi boğarak, içerideki sosyal huzursuzları yönetilemez hale getirdi…
Çin ve Rusya da tabloyu böyle görüyor; Grönland ve Latin Amerika'nın, siyasi, ekonomik, yeraltı zenginliklerinin, jeopolitik varlığının ABD ile uyumlu hale getirilmesi…
***
Herkesin, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın bile "uluslararası hukuku" ancak dostlar alışverişte görsün kabilinden ele almaları, Venezuela'nın başına gelene sevinmeleri konuyu kapatıyor. Uluslararası hukukun zaten öldüğüne ilişkin okumaların üzerine geliyor bunlar. Evet öyle, "uluslararası hukuka" aykırı. Tepeden tırnağa haksız. Ama yeni dünya düzenine geçişte herkes evini tahkim ederken yaşananları kimse umursamayacak…

16