Rusya ve ABD Avrupa'yı bitirirken Ortadoğu'da iki üçgen kapışıyor…

Nedret Ersanel
24.01.2026
9

"Kurallara dayalı düzen' hikayesinin kısmen sahte olduğunu biliyorduk. En güçlülerin, işlerine geldiğinde kendilerini bu kurallardan muaf tuttuklarını biliyorduk. Ticaret kurallarının asimetrik biçimde uygulan-dığını ve uluslararası hukukun sanığın ya da mağdurun kimliğine bağlı olarak farklı işletildiğini de biliyorduk. Bu kurgu işe yarıyordu. Amerikan hegemonyası, açık deniz yolları, istikrarlı finansal sistem, kolektif güvenlik ve anlaşmazlıkların çözümü için katkıda bulunuyordu. Bu yüzden vitrindeki tabelayı yerinde tuttuk. Ritüellere katıldık. Ve söylem ile gerçeklik arasındaki uçurumu açıklıkla dile getirmekten kaçındık. Bu artık işlemiyor"...

Davos-Dünya Ekonomik Forumu'nda Kanada Başbakanı Mark Carney'in yaptığı konuşmayı duymuş, dinlemiş olmalısınız. "Doğru söylüyor" diye alkışlayanlar dahil, bu itirafın sunduğu gerçekleri on yıllardır savunanlar, dünyanın canına ve malına çökerek yaşattıkları "sistem" kendi kapılarına dayanınca nedamet getiriyorlar sanmayın! "Etkin pişmanlıktan yararlanma" konuşmasıdır hepsi.

Ama çok geç...

***

"Bu sene Davos çok kalabalıktı"!

Bizde de öyledir, 'taziye evi' kalabalık olur...

Müesses ekonomik nizamın, işte yukarıda Kanada Başbakanı'nın bahsettiği rezil sistemin tapınağı orasıdır. Haliyle çok kutuplu düzene geçiş sürecinin ve Trump Amerikası'nın getirdiği faturaları onlar da ödüyor...

Davos buluşması; Grönland, Gazze, Ukrayna ve ekonomik krizlerin zamanlamasında yaşandığından, Avrupa-ABD arasındaki çözülme 'yıkıma' kadar yükseldi. AB'nin ABD ile ticaret anlaşmasını iptal adımı ve Grönland, NATO Genel Sekteri'nin araya girmesiyle yumuşadı ama yukarıdaki "çok geç"i değiştirmeyecek. Davos'un temel konusu olan "para-politik" bu yüksek krizlerin gölgesinde kaldı. Yine de kapalı kapılar arkasında "CEO kurulları" yeni dünyada yollarını nasıl bulacaklarını kestirmeye çalıştılar. Ama bahsimiz o değil. Avrupa-ABD gerilimi, Grönland, Barış Kurulu, Ukrayna gerçeklikleri üzerinden, "Avrupa ve İngiltere"nin ne yapacağı, çıkmazı nasıl aşacağı üzerine...

Uzun tahlillere girip hafta sonunuzu boğmayayım; ABD, Grönland'ı istiyor mu, istiyor. Rusya buna dalga geçerek ne dedi, "200-250 milyon eder". Düşünün ki, ABD-Avrupa arasında Grönland pazarlığı yapılıyor, fiyatı Rusya belirliyor! Bu müstehzi yaklaşımın arkasında jeopolitik dram var; Rusya ve Amerika, Avrupa'yı presliyor. Washington ve Moskova, İngiltere ve Avrupa'nın canına okuyor. İş, 'Trump ve Putin'in istediği gibi bir Avrupa'ya gidiyor. Onlar da bir çıkış arıyorlar ama "etkin pişmanlıktan yararlanamayacaklar". Görebildikleri tek ışık ise Çin!

***

Trump Amerikası veya Putin biraz gevşese, şimdi tövbe ettikleri o sisteme hemen döneceklerinden kuşkunuz olmasın. Ama Çin'i bir koz/kart olarak mı kullanacaklar yoksa işi ciddi ciddi Avrupa-Çin ittifakına mı yükseltecekler bilemeyiz. Fakat bu adımları atıyorlar. Orada da hiç ağır ticaret anlaşmalarına, gizli-kapaklı toplantılara vs girmeye-ceğim. Gayet "yüzeysel" örnekler vereceğim; Kanada Başbakanı bu hafta Çin'e gidiyor. İngiltere elli kere gitti. Almanlar da öyle. İngiltere için örneğimiz ise şu; "Çin'in İngiltere'nin başkenti Londra'da yeni ve çok büyük bir büyükelçilik açma planı tartışmalara neden oldu. İngiltere hükümeti, başkentte 'mega büyükelçilik' olarak adlandırılan Çin'in yeni büyükelçilik inşa etme planlarını onayladı". (Hürriyet, 20/01.) Beklenin aksine Hindistan'ı Rusya'ya kaptırınca böyle bir yol düşündüler herhalde!

***

Grönland'da sular sakinlediyse de durulmadı. Bitmedi yani. ABD orayı bırakmayacak; ekonomik yolla, diplomatik yolla, vs. Askıya alınan, güç yolu sadece. Trump'ın, "Evet' derseniz minnettar oluruz. 'Hayır' derseniz unutmayız" dediği o.