'Trump Barışı' yani.. 'Barış' deyince hemen iyi demek değil. Kötü demek de değil. Başta iyi sonda kötü olabilir...
Geçtiğimiz pazartesi günü dünyaca ne yaşadığımızı anlamak için sadeleştirmelere ihtiyaç var...
Kahire'ye öyle bir baktık ki, Tel Aviv'i aynı gün, hatta aynı saatlerde unuttuk. Oysa Başkan Trump'ın İsrail'de söylediklerine baktığınızda konunun zaten kapanması gerekirdi...
"İsrail'e çok güzel silahlar verdik ve o da bunları çok güzel kullandı"...
'Biz öldürdük' demenin İngilizcesi işte. Artık ondan sonra konuşma olur mu
Trump'ın Mısır'dan evvel İsrail'e gitmesi, burada verdiği mesajlarla toplandığında, Netanyahu'nun "siyasi ömrüne" verilmiş destek, hatta vaattir...
Yani, Filistin-Gazze'nin acil insanî işleri bittiğinde, kimse Netanyahu'ya ters kelepçe vurup savaş suçları mahkemesine götürmeyecek...
O kadar ki Trump, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'a, "Neden Netanyahu için af çıkarmıyorsunuz, çıkarın" dedi. Emeklilik hediyesi sayan da olabilir ama kendi meclislerinde İsrail muhalefet liderine, "Netanyahu ile daha uyumlu ol" diye nasihatlerde de bulundu...
Anlayacağınız, ABD Başkanı, Tel Aviv meclisinde Netanyahu'nun soykırımını vaftiz edip, günahlarını bağışladı.
Şaşılacak durum yok. Minimum 67 bin insanı öldüreni temize çekmek için Irak'ta milyon insanı öldüren Tony Blair'i getirince ne olacak sanıyoruz ki...
***
Trump İsrail'den Mısır'a geçerken yaşanan, "Netanyahu da katılsın" krizini de bir okuyalım...
Cumhurbaşkanı Erdoğan gereken tavrı zaten gösterdi. İnat etseler, Ankara başka ülkeleri de peşinden sürüklerdi. Türkiye'nin masadan kalkma kararı almasını, "pas geçmesini", bıçak sırtı bir zirvede kimse göğüsleyemez. Göğüsleyemedi de zaten...
Ancak mesele bu değil. Netanyahu'ya yapılan davetle, belli ki oldu-bitti yaratılmak istendi, 'denendi' diyelim, İran'a da yapıldı! Garip gelmiyor mu Mısır Devlet Başkanı Tahran'ı bizzat çağırdı. Reddedildi ayrı ama Sisi'nin bu girişimi tek başına yapması mümkün olmadığına göre; ABD/Trump, Türkiye-İran-İsrail'i bir masada görmeyi istemiş ve teşvik etmiş. Tarttılar, çekmedi...
"Olur, o da olur" demek, 'Pax Trumpa'dır..
Türkiye gibi İsrail'le gırtlak gırtlağa gelmiş, İran gibi İsrail'le fiilen savaşmış iki ülkeyle aynı masaya oturtma girişimi, bu cesareti nereden buluyor
Rusya'nın, Trump'ın Ortadoğu planına destek vermeye başlaması, en azından siyaseten karşı çıkmaması, İran meselesinin hallinde "yardımcı oluruz"a denk düşüyor. İran'ı feda etmek anlamında değil, "vurmayın, sorun çıkarmaz" anlamında. Suriye'de YPG/PKK'nın entegrasyonu birden "hızlandırması" da belki buna ilave edilebilir...
***
Geçelim Kahire'ye...
İmzalanan belge, bir duruş, anlayış gösteriyor. Bunu 35 ülkeye yayıyor, onları da arkasına alarak-sahne de öyleydi-Türkiye-Mısır-Katar-ABD tarafından liderliği üstleniyor. Ancak asıl sorumlu, metnin ve vaatlerin karşısında bir numaralı muhatap Trump'tır. İsrail yarın, öbür gün sözlerinden cayarsa, önce Trump'a hesap sorulması gerekiyor. Bu yüzden, bir evvelki yazıda da belirttim, bu ateşkes sürecinin işletileceğini ve ABD iç siyasetinde özel bir kırılma olmaz ise-2026 ara seçimleri dahil-bir süre korunacağını düşünüyorum...
Bunun dışında metnin bir bağlayıcılığı yok. Yok ama tersine bir şey olduğunda gazlı kalemle atılmış büyük imzayı burunlarına dayayabilirsiniz. Zaten metnin her yeri bunun bir Trump mutabakatı olduğunu hem vurguluyor hem üstleniyor. Adı o zaten.
Eh, dünya ve ABD iç politikası için de kurulmuş bir sahnedir bu. Rusya ve Çin'e yönelik boyutu da var. O da "master plan" diye anlattığımız safha da hatırlanacak...
***
'Şekil yapmak'...
Kahire'nin öznesi Trump'tır ve ama bu yüzden normal gelmesin; herhangi bir ülke liderinin, diğer ülke liderlerini sırayla yanına alarak resim çektirmesi protokolde rastlanan bir durum değil. Şık da değil. Estetik de durmadı. Aile fotoğrafıdır bu işin gereği, eşitler arasıdır, ilişkinin gücünü belirtir, o da çekildi, kafidir...

6