'Kontrollü çöküş' sürecinde AB-Türkiye ilişkileri…

Nedret Ersanel
03.01.2026
10

Dünyada bir düzineye yakın irili-ufaklı krizle birlikte iki vahim trajedi devam ediyor; İsrail soykırımı ile bunun bölge ve dünyaya etkileri, iki, Ukrayna Savaşı ve bölge ile dünyaya etkileri. İki vahşet yıllara yayıldığından, çok sayıda mikro başlık, aktüel gelişmeler üzerinden ele alındığından, temel kabullere mutabakatla ulaşamıyoruz...

İsrail ve Ukrayna-her ikisinde ılıman iklim arayışları devam etmesine rağmen-yerleşik "Batı sisteminin" bir türlü çözemediği, çözme kapasitesi ve yeteneğini gösteremediği vakalar. Daha berbat olan, ilk konsensus burada olmalıdır, iki savaşın da "Batı politikaları yüzünden çıkmış ve Batı nedeniyle durdurulamıyor" olmasıdır...

Yani varoluş nedeni "savaşları durdurmak olan" yerleşik düzen, yüzbinlerce insanın ölümünde "sebebin" kendisidir...

Müesses yapının köhneliği ve ahlaksızlığı o denli yapısaldır ki, faili cezalandıramadığı gibi yardım ve yataklık yapanlara fatura da çıkaramamaktadır. Hatta ödüllendirmektedir...

Dönem, hegemonik kurallara/aktörlere yaslanan mimariden, çok kutuplu düzene geçişe gelip dayandığından, Trump gibi bir aktörün ortaya çıkışını da beslediğinden, "bildiğimiz Batı" başına ne geldiğini uzun süre anlayamadı. Bugün dahi "bir gariplik var, buna bir baksak" aşamasından, "gidiş iyi değil" noktasına gitmeye gayret ediyorlar...

***

Bahsettiğimiz nizam nasıl Batı tipi bir kafa yaptıysa, geleni görmüyor, hali görmüyor, vaziyet alma refleksi hiç bulunmuyor...

Eski AB Komiseri Joaquin Almunia yılın ilk günü dedi ki; "ABD, Başkan Trump döneminde müttefikten düşmana dönüştü. Washington, aşırı sağ hareketleri destekliyor ve Avrupa demokrasisini tehdit ediyor"...

Hani derler ya, "neresini düzeltelim"; sorumlusu Trump değil sizsiniz. ABD müttefikiniz değil sahibinizdi. Kavga, tasmayı çektiği için değil, sizi sokağa attığı için. Avrupa demokrasisi diye bir şey hiç olmadı, ardınızı ABD'ye yaslayıp 'refah toplumu' diye dünyanın geri kalanına ayar verdiniz. İdeolojik olarak demokrasiyi de aşırı yorumladınız, aşırı sağ hareketler de o çürümüşlüğün sonucu...

Almunia gibiler-bizde de mebzul miktarda mevcuttur-Trump giderse, 'eski güzel günlere' dönebileceklerini kestiriyorlar. Onlara göre küresel değişim konjonktürel. Bu onları daha çok süründürecek...

***

Adı geçen savaşlar/kırılma noktaları sebep değil ara sonuçtu. Ve bu sonuç sadece bölgesel/konjonktürel nedenlerden değil, Avrupa ve Amerika'nın içinden geliyordu...

Trump yönetiminin Washington'a oturması, özünde "sistem dışından" bir aklın iktidara gelmesiydi. İç güdüsel refleks, Trump ekolüne yönelik-seçim kampanyası sürecinden başlayarak-ağır saldırılar, eleştiriler getirmek oldu. Bu sadece ABD içinden veya Avrupa iktidarlarından gelmedi. Yerleşik sistemin paydaşı olan Türkiye dahil tüm "ilişik" ülkelerin paylarını, itibarlarını, güçlerini kaybedeceği korkusuna kapılan sözde entelektüel sınıflarından da geldi...

Yavaş yavaş kaybettiklerini görüyorlar. Çaresizlikleri de ortadadır. Düşünün ki, bizde kimi siyasi partiler bunlardan medet umuyor, 'bizi terk ettiniz' diye vahlanıyor. 'Kelin merhemi olsa'dan habersizler...

İngiltere farklı tabi: geçtiğimiz Pazartesi Trump-Zelenski görüşmesinden, "%95 anlaşıldı" açıklaması çıkınca, Rusya Devlet Başkanı Putin'in konutuna saldırı gerçekleştirilmesi odur. En azından durumun farkındadırlar, "ellerinden geleni yapıyorlar". Şu sıralar Berlin'den de şüphelenebiliriz, nihayet işin nereye gideceğini idrak ettikleri anlaşılıyor...

Bugünkü konumuz biraz odur; "Berlin in Berlin"...

***

Biraz bahis etmiştik, Brüksel'deki son AB zirvesinde Rusya'nın Avrupa'daki paralarına el koyup, Ukrayna'yı destekleme fikrini savunan Berlin, başta Fransa olmak üzere destekçileri tarafından satılmış, bizde bir deyim var ama yazılmaz, işte öyle ortada bırakılmıştı...