Karizma çizilmedi, Tahran çizildi!

Pazar günü Umman'da ABD-İran nükleer müzakerelerinin yeni ayağı toplanacaktı. Ancak çarşamba ve perşembe günü Washington, "bir tıkanma noktasına gelindiğini, ilerlemenin zorlaştığını" söyledi. Hemen ardından, bölgedeki güvenlik mahfillerini tereddütlü bir alarma sürükleyen uyarılar gelmeye başladı

En belirgin ipucu, bölgedeki Amerikan misyonlarında acil görevi olmayanların ve ailelerin bulundukları ülkelerden ayrılması ikazıydı. Yani İsrail saldırısından evvel iki ipucu vardı ortada, görüşmelerin çıkmaza girdiği ve tahliye duyuruları. Perşembe günü CENTCOM komutanının Tel Aviv'e gideceği, ardından da bu ziyaretin iptal edildiği haberi geldi. Bir hareketlilik vardı ama kimse bu çapta saldırının gelebileceği konusunda herhangi öngörüde bulunmuyordu

Sonra Başkan Trump'ın açıklamaları duyuldu ve kısa süre içinde İran'a yönelik bir saldırının gerçekleşeceği kanaati güçlendi

Fakat bunlara kadar, İran-ABD müzakere süreci, Trump'ın seçilmesinden bu yana yeni bir yol yapılmaya çalışıldığına ilişkin değerlendirme veya umut diyelim daha öndeydi

Bundan sonrası için ilk paylaşacağımız şu olsun; İsrail saldırısı uluslararası hukuk açısından da ahlaki açıdan da tamamen "haksızdır" ve savunulacak yönü yoktur. Türk Dışişleri'nin, "İsrail'in bölgede stratejik istikrarsızlık yaratma planının uzantısıdır" okuması yerli yerindedir

Ankara'nın İran'a yönelik çok derdi var ve bunların önemli kısmı hâlâ cari olmasına karşın bu olayda durduğu yer doğrudur.

Washington, saldırıdan 24 saat önce İran'a saldırı gerçekleşebileceğini söylemesine rağmen -ki, içine Trump'ın Netanyahu ile görüşmesinde saldırıyı istemediklerini söylediği bilgisi de yerleştirilmiş bulunuyor- Tahran yönetiminin bu denli akıl ve beden tutulması "anlık rehavet" olarak değerlendirilemez! Ülkenin ulusal güvenlik anlayışı ve pratiğinde gerçek bir felç halinin yaşandığı aleniyet kazanmış bulunuyor. Bu ancak "çürümeyle" izah edilebilir!Askeri açıdan, bir ülkenin hava kuvvetleri ne kadar düşük olursa olsun, neredeyse kıpırdayamamış olması dışarıyla değil artık "içeriyle" ilgidir! Çürüme en çok burada teşhis edilmelidir

Bu anlamıyla sadece "karizma çizilmesinden" bahsedemeyiz. Bu İran'ın çizilmesidir!

Bir-iki benzetme yapmalıyız; elbette şartlar aynısıyla mevcut değildir ama kara savaşı olsaydı, tıpkı Şam'ın bir-iki günde düşmesi gibi bir tabloyla mı karşılaşacaktıkUkrayna'nın Avrupa'yı arkalayarak Rusya'yı vurması karizma çizmişti ama bu ötesidir. Fakat politik şekil şartlar açısından çok benzerlik vardır; vekil güç orada Kiev burada İsrail. İki olayda da birkaç gün içinde müzakere süreci, İstanbul ve Umman vardı. İki olayda da ABD, "bir tıkanıklık, ilerleyememe, inat halinden" bahsediyordu. Trump'ın, "sıkıldım bu işten" çıkışını anımsayalım. Yani bir okuma, "şablonik bir tıkanıklık açma operasyonu" olabileceğidir. Ukrayna'nın operasyonu ile İsrail'in operasyonu hem teknik hem siyasi benzerlikler içeriyor ve elbette manidardır.

Rusya beterini sezdiği için, İstanbul görüşmelerinden çekilmedi. Ama İran "bu görüşmelerden" çekildi. Sonrası için açık kapı bıraktı ama geriledi. Rusya'nın, ABD ile normalleşme yolundaki ilerlemelere bakarak Trump'a İran konusunda destek teklifi de sakatlanmış oldu. Elbette sıradan kınamalar dışında Moskova ve Pekin'in sessizliğini de arada not etmeliyiz

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, "biz saldırıya katılmadık, İran bize bulaşmasa iyi olur" dese de, Amerika'nın İsrail'e yol verdiği, istihbarat ve lojistik destek sağladığından şüphe edilemez. Trump yönetiminin, "saldırı olursa İsrail'i de kendimizi de koruruz" açıklaması da gerçektir. Bu olursa Tahran düşer.

Olmazsa..

Bir başka temel konu; İran-ABD nükleer görüşmelerinde, Tahran yönetiminin baştan beri, "nükleer programında uranyum geliştirme oranının sıfırlanmasını kabul etmeyecekleri" şartının, egemenliğiyle ilgili olduğunu vurgulamasının Amerikan yönetimi tarafından başta esneklikle karşılanması, fakat bugün artık "tamamen" sıfırlanmasına el yükselttiği, yön değiştirdiği gerçeğidir. İran'ın neredeyse tek şartı olan ve kendine göre kırmızı çizgisi saydığı sınırlı üretimin dahi yok edilmesiizin verilmemesi açık ki, İsrail'in Beyaz Saray'a abanmasıyladır. Belli ki Tel Aviv Amerika'yıTrump'ı etkilemeyi başarmıştır