İsrail-Kıbrıs, İsrail-İran, İsrail-Rusya ve…

Nedret Ersanel
18.10.2025
7

Terörist elebaşlarından Duran Kalkan'ın, "Dananın kuyruğu Kıbrıs'ta kopacak" demesinin herhalde bir nedeni olması lazımdır...

Kıbrıs'ın jeopolitik tarifini, "dünyanın en büyük uçak gemisi" diye yapmayı severiz ama asıl "ateş-gücü"nü sık konuşmayız...

Pazar günü KKTC'de seçimler var. Ve bu seçimlerdeki rekabet adanın işte bu stratejik ederi, sahipliği üzerinden, bir cephesi İsrail-Yunanistan-GKRY, hatta az Mısır, biraz Hindistan'la da birleştirilerek yapılıyor. Filistin/Gazze'yi, Suriye'yi, Rusya'yı, enerji yol ve rezervlerini, İngiltere, ABD vs artık tekrar tekrar yazmıyoruz...

İran savaşı sırasında Rum Kesimi'nin İsrail'in tahliye sandalına dönüştürülmesi işin küçük parçası. Üzerinde Yahudilerin tapulara saldırmasını, "yerleşik düzen planları"nı duymayan kalmamış olmalı...

Yunanistan'la birlikte silah deposuna dönüştürülmesi, kritik bir takım hava savunma/saldırı sistemlerinin yerleştirilmesi, son zamanlarda tüm Kuzey'e yönelik çatal dilin daha da zehirli hale gelmesi bu seçiminde gündemine katılıyor...

Nasıl; seçime katılan kimi adayların/partilerin, KKTC'nin geleceğine ilişkin tahayyüllerinin, vaatlerinin, bizim anladığımız şekilde "milli" politikalara sarılmadığını izliyoruz...

Yeni mesele değil bu. Fakat şimdi bölge dengelerinin ve bunların içinde Kıbrıs'ın ayrı ve belirleyici bahis olarak hedeflenmesi hassasiyeti artıyor. Yoksa şebekenin fotoğrafını çekmek de ne var; İsrail, Yunanistan'ın can ciğer kankası, Kıbrıs'ı ele geçirilmesi gereken bir kilit taşı olarak görüyor, Suriye'de de PKK'yı destekliyor, terörist ezikler de çıkıp, "kuyruk orada kopacak" diyor. Yani "dana burada da kuyruğu orada sallıyoruz" diyorlar...

İşin özetini Cumhurbaşkanı Ersin Tatar veriyor; "Bu seçim iki devletli siyaset ile federasyon arasında bir referandumdur". Türkiye'nin dertleri hep 'federasyon akıllar'dan geliyor zaten. Nerede "federasyon" lafı varsa ucu Türkiye'ye dokunuyor...

Bizim suçumuz da az değil; 74'ten hesap etsek bile bu kadar yıldır KKTC'de "milli ve yerli" değerlerin hakkınca kavranmasına, sindirilmesine el verememişiz. Herhalde sebebi, KKTC'nin sayısız konuda Türkiye'ye bağımlı olması. Sakıncası yok, yük gelmez bize ama fazla rahatlık iyi değil...

***

Danaya gelelim...

Şam çok dertle uğraşıyor; çökmüş bir devleti günlük ihya meşgaleleri bile çok el tutuyor. Bir yandan da, SDG'nin entegrasyonu yani ülkenin birliği meselesi var, İsrail var, ABD var, ağır ekonomik sorunlar var, var oğlu var...

Bu gündemin içinde Şara, Putin'le buluştu...

Dışarı yansıyan bilgilerden biri, ki Dışişleri Bakanı Şeybani'nin ağzından verildi, Rusya'nın Suriye'ye askeri güç olarak dönmesine sıcak baktıklarıydı; "Rusya'nın bölgemize barış ve devriye gücü olarak dönmesine sıcak bakıyoruz" dedi.

Sebep olarak da şöyle bir okuma sunuldu; "Özellikle Suriye ve İsrail sınır bölgesinde Esad rejiminin devrilmesinden sonra yaşanan gelişmelerin üçüncü güç gereksinimini yeniden gündeme getirmesi"...

Moskova bunu istiyorsa, Esad karşılığında bu kapının açılacağı şartı getirildi. Yanındaki para da istenmiş. Doğruysa, ağızdan çıkmadan bunun olmayacağı biliniyor olsa gerek! Ruslar buna yanaşmaz. En azından şu ortamda...

Bu ziyaret niye yapıldı, ne konuşuldu, ne istendi ne verildi merakı, Perşembe akşamı 'Akıl Odası'nda iki görüş ortaya çıkardı...

Biri, Rusya'nın Suriye'ye dönüşünün ülkenin bütünlüğünü sulandıracağı yaklaşımından hareketle, İsrail'in desteklediği bir yaklaşım olabileceği fikri. Rusya-ABD-İsrail ilişkilerinin son flört bağlamı da eklendiğin de Türkiye'nin hâkim güç olarak tek başına kalmaması için Tel Aviv'in bu yaklaşımı beslediği söylendi. Tabii bu, Şara yönetimi ile İsrail arasında bir tür uyum ihsas ediyor! Okuma doğruysa ciddi sorundur...