Abluka zarfı İran'a ama mazrufu Çin'e...

Trump'ın İran'ı ablukası altına almasında Çin'i ikna etme çabası, gerçek bir barış süreci mi yoksa yeni bir şarkının açılışı mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, ABD-İran savaşında ortaya çıkan karmaşık jeopolitik oyunu, Trump'ın Çin üzerindeki baskısı ve İngiltere-Avrupa-Türkiye ekseninde formlaşan yeni bir güç kuşağının işaretlerini analiz ediyor. Türkiye'nin NATO'daki pozisyonunu korurken Rusya-Çin istikametine yönelmesi, yakın gelecekte Amerika'nın gücünün zayıflayacağı öngörüsüne mi dayanıyor, yoksa bölgesel çıkarları mı belirliyor?

Çin, Hürmüz ablukası 'davetini' kabul eder mi Ya da 'blöfünü' diyelim, yer mi

İran limanlarına yönelik Amerikan ambargosu, İslamabâd müzakerelerinin bir sonucu mu yoksa yeni masaları mı teşvik ediyor

Masadan uçağa atlayıp ülkelerine dönen tarafların, "ateşkese" dokunmamaları ipucu sayılabilir mi

'Hürmüz' açılsın için savaş kopartan ABD'nin, kapıya bir kilit daha vurmasının muhatabı kim Sadece İran mı Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya, vb, ne anlıyorlar acaba boğma telinden

Trump, savaşın çetin anlarından birinde, Çin'i de İran'ı ikna etmek üzere bölgeye davet etmiş, tekrarlamıştı da. Pek yüz bulamadı. Şimdi "davetiyenin" zarfına petrol döküp mühür basıyor. Beyaz Saray'ın Çin'in sürece dahil olmasını istemesi, Pekin'in İran'ı baskılayarak müzakere masasında yumuşatması, Trump'ın bu savaştan kurtulması anlamına geliyorsa... 15 Mayıs'ta gerçekleşmesi beklenen Trump-Xi Jinping zirvesinde boş kağıda imza atmak anlamına gelir...

Nitekim, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un, Çin rotalı uçağı şimdiden Pekin'e indi. Ondan evvel de BAE de Pekin'deydi! Şimdi İspanya Başbakanı da orada...

***

Kimileri bunun ardından kara savaşının geleceği, ateşkes sürecine ayrılan sakin zamanın hazırlık için kullanıldığı fikrinde. Washington ve Tel Aviv'in karakterine baktığınızda kimseyi şaşırtmaz. Alternatif görüş ise, müzakere masasına oturulmasını, el sıkışılmasını, ablukayı, hatta ellerin karşılıklı olarak bu kadar yüksekten açılmasını dahi müzakere taktiği sayıyor...

Mısır, Türkiye, Pakistan, S. Arabistan, vb bir seri ülkenin arabuluculuk çabalarına daha çok abanması, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerin de Amerikan ablukasına katılmayacakları herhalde savaşın bitirilmesi hanesine yazılmalı. Bu satırlar yazılırken, ateşkesin son günü 22 Nisan'a kadar İran-ABD'nin yeniden bir araya geleceğine dair haberler artıyordu. Olur, olmaz, bilinmez. Belirleyici olan, ABD'nin bu savaşın devam etmesini isteyip istemediği...

***

İran savaşını da, tıpkı Ukrayna, İsrail-Filistin/Gazze, Suriye özelinde yaşananların parçası olarak ama 'alt başlık' saydığımızdan, yeni dünya düzenini arayan güvenlik mimarisi tartışmalarını da takip gerekiyor...

Savaşın, hele taraflarından birinin İran olduğu savaşın güncel ağırlığı bu gelişmeleri ezer, normaldir. Ama son tahlilde aklın ağırlık merkezi bu olmak zorunda...

Bir yandan kendi içinde yüksek hararet barındıran, Türkiye'de yeni NATO karargâhları kurulması, bir yandan da MHP'nin girişimiyle bir Rusya adımı atılması ve Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin kısa süre evvel zikrettiği (Eylül, 2025) Türkiye-Çin-Rusya (TRÇ) sürecinin işletilmesini dünyanın ve Ankara'nın nasıl anlamlandırdığı merak edilmeli...

Türkiye'nin bir yandan Trump ABD'si ile iyi ilişkileri, İngiltere ile gittikçe gelişen iş birlikleri ve gündemdeki NATO adımlarının Rusya'yı rahatsız edebileceği yönündeki bir kaygının tezahürü olarak mı bu adımlar atılıyor

Yoksa, Trump'lı veya Trump'sız ABD'nin kısa vadede gücünü yitireceği, önümüzdeki ara seçimlerde bunun belirginleşeceği, hele 2028'den itibaren yeni bir Amerikan iktidarının vücut bulabileceğine dair öngörü mü Ankara'ya bu girişimlere teşvik ediyor Uzak olmayan gelecekte, Çin ve Rusya'nın liderliği devralabileceğine ilişkin okumalar resmi hüviyet mi kazanıyor

Başka okumalar da var; Çin'in yükselişi ile Rusya'nın aynı kefeye konulamayacağı, Rusya'yı daraltan ama Çin'e daha sıcak fakat kontrollü mesafeden yaklaşılması üzerine bir akıl mı kurulduğu da var...

Türkiye'nin kendi bölgesinde, Ortadoğu'da, Hazar havzası ve devamında, Balkanlar ve Doğu Avrupa'da belirgin bir güç kazanarak, Avrupa'nın desteğiyle de farklı bir role soyunacağı türünden bileşik fikirler herkesin aklına gelip-gidiyor...