ŞİŞLİ'de 19 Ocak 2007'de öldürülen gazeteci Hrant Dink cinayeti ile 25 Mart 2009'da Muhsin Yazıcıoğlu'nun öldürülmesini birbirine bağlayan kilidin anahtarı Yazıcıoğlu'nun "Bizim tarla çoktan sürülmüş" cümlesidir.
Her kim iki cinayet dosyasında da delil kararttıysa, bununla yetinmeyip; algı operasyonuyla, yalanla, sahte delille, sahte tanıklarla, iftirayla fail yarattıysa "Tarlayı da o sürdü"; yani dosyada Emniyet, Jandarma, İstihbarat, hâkimi-savcısıyla yargı ve medya ayaklarıyla 190 klasörde şüpheli listesinde 51 mensubu ile yer alan Fetullahçı Terör örgütü...
Kimileri böyle bir cümlesi olmadığını iddia etse de Hrant Dink'in yakın dostu Aydın Engin, 6 Ekim 2011'de 'Bir Muamma: Yazıcıoğlu Helikopteri' başlığıyla T24.com.tr internet sitesindeki yazısında bunu şöyle teyit etti: "2007 Şubat başında, Kanal 7'de bir tartışma programına katıldım. Reklam arasındaki ayaküstü sohbette, Hrant Dink'in katillerinden Erhan Tuncel'le aynı fotoğraf karesinde yer alışını hatırlatıp 'tabanına hâkim olup olamadığını' sordum. 'Hâkimim' dedi. Sonra ekledi: 'Ama bizim tarla çoktan sürülmüş. Hâkim olmak kolay değil'.
Haberin DevamıYazıcıoğlu bu 'sürülmüş tarla' vurgusunu o günden sonra birkaç kez daha ve birkaç yerde daha yineledi."
Yazıcıoğlu, parti üyesi 4 kişinin tutuklandığı Dink cinayetinin azmettiricisi Erhan Tuncel ve maşası Yasin Hayal üzerinden partisi BBP ve kendisine kurulan kumpası görmüş, "Bizim tarla çoktan sürülmüş" demişti.
YAZICIOĞLU DİNKRAPORU HAZIRLATTI
Cinayetin planlandığı Trabzon'da konunun araştırılması için BBP İl Başkanlığı'nı görevlendirdi ve bir rapor hazırlattı. 23 Şubat 2007'de Trabzon'a giderek raporu açıklayan Muhsin Yazıcıoğlu "büyük resmi" görmüş, Hrant Dink cinayeti üzerinden sadece kendi partisine değil Türkiye'ye büyük bir komplo kurulduğunu açıkça ilan etmişti. 23 Şubat 2007'de Trabzon'da düzenlediği basın toplantısında: "Amatör bir görüntü içerisinde profesyonelce hazırlanmış uluslararası bir operasyon..." tespitinde bulunmuştu.
Yazıcıoğlu özellikle Emniyet ve Jandarma merkezli olarak partisi BBP'ye bir komplo kurulduğunu şöyle ifade etti: "Emniyet'i, JİTEM'i bile kullanmış bir uluslararası organizasyonla karşı karşıyayız."
Adını koymadığı o yapı Fetullahçı Terör Örgütü'ydü.
Cinayetin azmettiricisi Erhan Tuncel ve bağlantıları üzerinden "tarlanın kimler tarafından sürüldüğünü" görmüştü.
Haberin DevamıYazıcıoğlu'nun cinayetin planlayıcısı olarak bilinen ve Ramazan Akyürek'in Trabzon Emniyet Müdürü, Engin Dinç'in Emniyet İstihbarat Şube müdürü olduğu 2004'te "Mehmet Kurt" kod adıyla YİE(Yardımcı İstihbarat Elemanı) yapıldıktan sonra BBP'ye bağlı Alperen Ocakları çevresine yerleştirilen Erhan Tuncel ile ilgili 23 Şubat 2007'deki tespitleri şöyleydi:"Devletin kayıtlarında bir sigortası var mı, devlet bunu resmi olarak kullanmış mı, kullanmamış mı bunun ortaya çıkması lazım. Eğer sigortalıysa o zaman mesele yoktur. Eğer devletin resmi bir görevlisi değilse o zaman sadece muhbir olarak yapılmıştır yasalara aykırıdır. İkinci hususta; muhbir midir, operasyon elemanı mıdır, o da mahkemelerde çıkacak. Eğer operasyon elemanıysa şartlar daha da değişecek, önümüzdeki günlerde daha farklı şekilde tartışılacaktır."
Haberin DevamıKİLİT İSİM ERHAN TUNCEL
Trabzon İstihbarat Şube Yardımcı İstihbarat Elemanı Erhan Tuncel, Emniyet'in talimatıyla sadece BBP ve Alperen Ocakları çevresini takip etmemiş, BBP üyesi Yasin Hayal'e Mc Donald'a atacağı bombayı hazırlamıştı. Trabzon'da kiliseye ve rahibe saldırıda bulunan Ogün Samast'tan önce de Dink'i öldürmesi için hazırlanan isim oydu. Yaşı büyük Yasin Hayal yerine 18 yaşından küçük olan Ogün Samast'ı da bu ikili tespit edip azmettirmişti.
Tüm bu süreçler Trabzon Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç'e rapor edilirken, bu raporlar Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek imzasıyla Ankara İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'e ulaşıyordu.
Haberin DevamıYazıcıoğlu, basın toplantısında Hrant Dink cinayetinin uluslararası camiada Türkiye'yi daha fazla zor duruma sokacak, Türkiye üzerindeki uluslararası operasyonlara zemin hazırlayacak ve bunlara gerekçe oluşturacak birtakım provokasyonların gelecek dönemde de yapılacağını gösterdiğini söylerken de haklı çıkacaktı. 18 Nisan 2007'de, Malatya'da Zirve Yayınevi'ne yapılan baskında biri Alman, ikisi Türk, üç Hıristiyan'ın boğazları kesilerek öldürüldü, 17 Mayıs 2006 tarihindeAlpaslan Aslan'ın Danıştay 2. Dairesi'ne düzenlediği saldırı ilehâkim Mustafa Yücel Özbilgin öldürüldü, aralarında daire başkanıhâkim Mustafa Birden'in de yer aldığı dört üye ise yaralandı. Yazıcıoğlu'nun bahsettiği komplo ise bir ay sonra, 12 Haziran 2007'de Ümraniye'de bir gecekonduda el bombalarının bulunmasıyla başladı. Komplonun adı Ergenekon operasyonuydu.
C5'TE TAKİP
Haberin DevamıBaşında da tanıdık isimler; Trabzon'dan Ankara'ya tayinle İstihbarat Daire Başkanı olan FETÖ'cü Ramazan Akyürek, tüm bu olayları Ankara'dan dan takip eden ve Ergenekon operasyonunu başlatmak üzere İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü olarak atanan İstihbarat Dairesi C Şube Müdürü FETÖ mensubu Ali Fuat Yılmazer ve ekibi yer aldı.

10