Yazar, son okul katliamlarını velilerin çocuklarını kontrol etmemesi ve öğretmenlere yönelik şiddet kültürünün sonucu olarak değerlendiriyor. Annesi öğretmen, babası emniyet müdürü olan katil çocuğun örneğinde, ebeveynlerin dijital hayata kapanan çocuklarının ne yaptığını bilmemesi ve silahların erişimi gösteriyor. Fakat çocuğun psikiyatrik uyarıları alan aileler bile hadiseyi önüleyemezken, sorunun sadece ebeveyn ihmalinde midir?
Bir gün önce Şanlıurfa Siverek'te uzaklaştırıldığı okula av tüfeği ile gelip rastgele ateş ederek 16 kişiyi yaralayan ve ardından yaşamına son veren Ömer Ket, bir gün sonra Kahramanmaraş'ta, sırt çantasında getirdiği tabancalarla eğitim gördüğü okulda 8 öğrenci ile 1 öğretmeni öldüren, 13 kişiyi yaralayan 8'inci sınıf öğrencisi 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin okul baskını.
İki günde okul baskınlarında öğretmenler ve öğrenci olmak üzere 9 masum insan hayatını kaybetti. Herkesin bir sorumlu aradığı bu acı olayda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifa dilemekten başka elden ne gelir.
Aslında hepimizin özellikle anne ve babaların elinden çok şey gelir ama önce bunun farkına varmak gerekir. "Biz nerede yanlış yaptık" diye kafamızı iki elimizin arasına alıp düşünmenin zamanı çoktan geldi de geçti bile...
ÇOCUK ŞİDDETİNDENÖNCE VELİ ŞİDDETİ
Bu iki olaydan önce de okullarda gencecik öğretmenler, okul müdürleri saldırılara uğradı ve yaşananları sadece seyretmekle yetindik.
Çocukları okula göndermekle sorumluluk yüklediğimiz öğretmenlerimize, okul yönetimlerinin hak ve yetkilerini tanımadık. Hatta okullarda öğretmen ve yöneticilere yönelik şiddeti başlatan bizzat velilerdi.
Haberin DevamıÖğretmenin en ufak telkinini bile CİMER'e şikâyet eden, okulda müdürden ve öğretmenden fazla söz sahibi olduğunu düşünen şımarık veli profilinin okulları getirdiği süreç ortada.
Hangi öğretmen veya okul yöneticisi görev yaptığı yerde bunlar yaşansın ister... Ya da hangi öğretmen onlarca öğrencinin olduğu sınıfta sizin çocuğunuza özel olarak kötü davranır...
Öğrencinin öğretimi gibi eğitimi için emanet edildiği öğretmenlerimiz en zor şartlarda bile görevlerini yapmaya çalışırken öğrenciden çok "veli zorbalığı sorunu" ile karşılaşıyorlar. Bir şikâyetle haklarında soruşturma açılıyor, hatta yargılanıyorlar. Buna rağmen görevlerini yapıyorlar, görevini yapmayan çocuk sahibi olan ama öğretmenlere zorbalık yapan anne babalar.
Artık şunu kabul edelim: Geçen yıllarla gelişen ekonomi, teknoloji, cep telefonlarıyla yatak odalarına kadar giren değerlerin erozyonu karşısında güçlü bir anne ve babalık sergileyemedik. Çocuğun başarı ya da başarısızlığında, işlediği suçta sorumluluk önce ailenindir.
Özel okullardan sonra devlet okullarına yerleşen şımarık veya ilgisiz veli profili, suçu hep karşıda aradı. "Süper zekâ" olduğuna inandığı çocuğunu savunurken hep kendisi haklı diğer öğrenci ile veli ya da öğretmen ve müdür suçlu...
ÇOCUK EVDE, ODADA AMA ÇOK UZAKTA
Ne anne baba olarak çocukla yakından ilgileniyorlar, ne çocuklarının ellerindeki telefon ya da bilgisayar üzerinden oynadıkları oyunları inceliyorlar, ne kimle arkadaşlık yaptıklarına bakıyorlar. Gözünün önündeki çocuğunun bilgisayar oyunları ya da sosyal medya ile aslında kendilerinden çok uzakta olduğunun ve yabancılaştıklarının hatta bir suçluya dönüştürüldüğünün farkında bile değiller.
Kahramanmaraş'ta yaşanan acı olay bunun tipik örneği. Annesi öğretmen olan katil çocuk İsa Aras Mersinli'nin tutuklanan Emniyet Müdürü olan babası Uğur Mersinli'nin ifadesi bunu gösteriyor:
"Oğlum Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı kendisine ait VPN'i bile varmış, ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır, çok zeki bir çocuktur, oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı, oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm. Ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durumun olmadığını oğlumun çok zeki olduğunu söylediler. Yaklaşık iki aydır da evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras'ı götürüyordum, söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebilir dedi. En son üç hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı. Oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim, ismini bilmemekle birlikte oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm, ben kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana 'öf ya..' tarzında cevap vererek geçiştirirdi sağlıklı bir cevap alamazdım.
Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifreleri vermedi, yani zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istemiştim, oğlum cep telefonu ve bilgisayardan oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben kendisinin ne konuştuğunu anlamazdım, oğlum interaktif (konuşmalı-çevrim içi) oyunlar oynardı, odasına girdiğinde ise her şeyi kapatır bize bir şey göstermek istemezdi, biz de bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik."

6