Siyonist İsrail, Suriye'yi parçalamak için ABD elçisi ve DEAŞ kozunu masaya sürdü

ABD Başkanı Trump'ın, "Suriye Cumhurbaşkanı olağanüstü bir iş çıkarıyor.

Suriye toparlanıyor, gerçekten iyi toparlanıyor ve şu ana kadar Kürtlere karşı çok iyi davrandı" diyerek Şara yönetimine verdiği desteği tekrar ettiği günün hemen ertesinde, farklı yerlerde ama birbiriyle çok yakın bağlantısı olan iki gelişme yaşandı.

Birincisi ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamaları, diğeri DEAŞ terör örgütünün iki yıl sonra ses kaydı ile sadece Suriye değil, Türkiye'yi de tehdit eden mesajı yayınlaması.
Ama iki gelişmenin çıktığı tek bir adres var; o da Siyonist soykırımcı İsrail...

ORTADOĞU SİYONSİTLERİN MÜLKÜ MÜ

ABD'li gazeteci Tucker Carlson'ın sorularını yanıtlayan ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İsrail'in Nil'den Fırat'a kadar "vadedilmiş topraklar" iddiasına ilişkin İncil'e atıfta bulundu. Gazetecinin "Bu Mısır'ın, Suriye'nin, Irak'ın, Ürdün'ün, Lübnan'ın ve Suudi Arabistan'ın bir kısmını kapsar. Yani tüm Ortadoğu'yu almak anlamına geliyor" diye itiraz etmesi üzerine Huckabee "İsrail'in onların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi. İncil'e göre, evet, bu, Yahudi halkına sonsuza dek mülk olarak verilen vaat edilmiş topraklardır. Eğer bir gün İsrail bu toprakların tamamı üzerinde egemenlik veya kontrol kurarsa hepsini almaları sorun olmaz" dedi. Carlson, "Peki Amerika neden bunu desteklemeli" diye sorunca Huckabee, "Çünkü İncil böyle diyor ve bu kutsal bir hak" yanıtını verdi.

Haberin Devamı

Büyükelçinin açıklamaları Türkiye başta olmak üzere Mısır, Ürdün, Lübnan, Endonezya, Kuveyt, Katar, Umman, Pakistan, Bahreyn, Suudi Arabistan, Suriye, Filistin, BAE ile İİT, Arap Ligi ve KİK sekreterliklerinin yazılı tepkisi ile karşılaşsa da "Siyonist İsrail'in hiç vazgeçmediği Ortadoğu ülkelerini parçalama planının arkasında ABD var" tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Tüm bu sözler, İsrail ihlal etse de Gazze'de saldırıların azaldığı Trump yönetiminin Suriye yönetimini desteklediği, önemli üsleri devredip DEAŞ'lı tutukluları Irak'a taşıdığı, PKK/YPG/SDG terör örgütünü entegrasyona zorladığı, İsrail'in desteğiyle özerklik peşinde koşan Dürzilerin de Suriye yönetimi ile görüşerek ülkenin üniter yapısının şekillendiği ve ABD'nin en son kalan 1.000 askerini de Suriye'den çekeceğini açıkladığı bir anda söylendi.

Haberin Devamı

Böylece Siyonist İsrail, ABD Büyükelçisi Mike Huckabee'nin ağzından planını bir kez daha dünya kamuoyuna duyurmuş oldu.

İSRAİL'İN MAŞASI DEAŞ

Elbette bu planın uygulanması için kullanılacak araç belliydi; ABD'nin PKK/PYD/SDG'nin arkasından desteğini çekmesi ile bitme noktasına gelmesi, ayrılıkçı Dürzilerin yeterli gücü olmaması nedeniyle Suriye'yi parçalama planlarını gerçekleştiremeyen İsrail, vazgeçilmez aparatı DEAŞ terör örgütünü masaya sürdü.

ABD'nin Suriye'den tamamen çıkmasına karşı olan İsrail'in rahatsızlığı geçen hafta Wall Street Journal gazetesinde bu konuda yayınlanan habere de yansımıştı. "ABD, tüm kuvvetlerini Suriye'den çekiyor" başlıklı haberde, ABD'li yetkililer önümüzdeki iki ay 1.000 ABD askerinin de Suriye'den çekileceğini duyurdu. Ancak haberde tıpkı İsrail medyasında zaman zaman yer aldığı gibi ilginç bir ayrıntı vardı: "Bazı analistler bu takvimin Ortadoğu'yu IŞİD militanlığının yeniden canlanmasına karşı savunmasız bırakacağını ifade etti. Bir ABD'li yetkili ise çekilmenin 'koşullara bağlı' olacağını belirterek IŞİD'in yeniden güçlenmesi halinde ABD'nin bu kararı gözden geçirebileceğine işaret etti."

Haberin Devamı

SURİYE'DE İKİ YIL SONRA DEAŞ TEHDİDİ

WSJ'deki haberin mürekkebi kurumadan bu kez iki yıldır sesi çıkmayan DEAŞ terör örgütü sözcüsü Ebu Hüzeyfe el-Ansari'nin ağzından şu sesli mesajı yayınladı: "Şam'daki Nusayri rejiminin Suriye'deki liderinin düşüşü ve yerine hızla Amerikan nüfuzuna bağlı bir düzen/rejim getirildi. İki yıl sonra size sesleniyoruz. Bu iki yılda en önemli olaylardan biri Suriye'den İran etkisinin kaldırılmasıydı. Ama Batı'ya ve Türklere sadık bir liderin göreve getirilmesi bu gruplara karşı mücadelemizde haklı olduğumuzu gösteriyor. Şam, Haçlıların yönetimi altındadır; onlar Şam'da cihadı söndürdüklerini düşünüyorlar ancak bu mücadelenin sadece yeni bir aşamasıdır. Yeni Suriye rejimi, laik hükümeti ve ulusal ordusuyla kâfir ve mürteddir. Şam'daki mücahitler için öncelik onlarla savaşmaktır."