PKK'nın fesih kongresinin birinci yılında Bahçeli'den kritik öneri

TERÖR örgütü PKK'nın kurucusu Öcalan, 27 Şubat 2025'te yaptığı çağrısında "Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

1990'larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkârının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK'nın anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır. Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir" diyerek, 1978 yılında kuruluşunu ilan ettiği terör örgütünün 47 yıllık varlığına son vermişti. PKK terör örgütü de 5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında yaptığı 12. Kongresi'nde fesih kararı aldı, bunu da 12 Mayıs'ta kamuoyuna duyurdu.

PKK ADIM ATMADI

PKK'nın fesih kararı aldığı kongresinin üzerinden tam 1 yıl geçti. Bu süre içinde, sözde ateşkes ilan eden PKK, 11 Temmuz'da sembolik silah yakma ve zaten varlığı kalmayan Türkiye'den çekilme, Kuzey Irak'ta bazı alanları boşaltma dışında bir şey yapmadı. Bu arada Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ise 18 Şubat 2026 tarihli bir rapor hazırlayarak önemli bir adım attı.

Haberin Devamı

MİT'İN TESPİTLERİ

Buna göre; Milli İstihbarat Teşkilatı, PKK'nın silah bırakmasını takip edecek, "doğrulama ve teyit" mekanizmasıyla hazırlanacak raporlar Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunulacak, ardından da TBMM'de yasal adımlar atılacaktı. Ancak MİT, PKK'nın fesih kararına rağmen "Öcalan'ın iradesini tanımadığı" ve silah bırakmadığını belirledi.

İRAN'A SALDIRI VE DURAN SÜREÇ

TBMM'nin raporunu hazırlamasından tam 10 gün sonra, 28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin İran'a saldırısı da rapor doğrultusunda atılacak adımların da durmasına yol açtı. Bunda, İsrail'in ABD'nin desteğiyle İran'a yönelik kara saldırısında PKK'nın İran kolu PJAK dahil bölücü Kürt örgütlerini kullanma planı etkili oldu. Ancak Türkiye'nin müdahalesiyle bu plan çöktü. Buna karşın İsrail, PKK dahil bölücü Kürt örgütleriyle teması kesmedi, olası bir kara operasyonunda kullanılmak üzere MOSSAD'ı devreye soktu.

SEÇENEK İSRAİL'E MAŞALIK

PKK yöneticilerinden Murat Karayılan geçen hafta yaptığı açıklamada "Şu an itibarıyla süreç dondurulmuştur. Her halükârda seçeneksiz de değiliz" derken, seçeneğin soykırımcı İsrail'e maşalık yapmak olduğu açıktı. Nitekim, konuyu yakından takip eden uzman isimlerden birisi olan SETA Dış Politika Araştırmacısı Can Acun dün Anadolu Ajansı'nda yazdığı analizinde İsrail'in PKK'nın silah bırakmasını önlemeye yönelik girişimlerini şöyle ifade etti: "...Sahadan gelen bilgiler bu süreçte İsrail'in hem Kandil-PJAK hem de Suriye'deki SDG/YPG bileşenlerine sabırlı olmaları ve asla tasfiye olmamaları gerektiğinin telkin edildiğini gösteriyor. Kandil'in bir yandan Öcalan'ın talimatları ve tabanın talepleri bir yandan ise İran'da oluşabilecek yeni fırsatlar ve İsrail'in yönlendirmesi arasında pozisyon almakta zorlandığını ve zaman kazanmaya yönelik bir hareket tarzının içerisine girdiği söylenebilir."

Haberin Devamı

İSRAİL'İN PKK KARTI

Dolayısıyla İsrail, daha önce ABD başta olmak üzere emperyalistlerin maşası olan PKK kartını elinde tutmak için elinden geleni yapıyor. İsrail'in bu planını bozmanın yolu, "Terörsüz Türkiye Terörsüz Bölge" sürecini sonuca ulaştırmaktır.

Bu aşamada, dün PKK adına Mustafa Karasu tarafından yapılan açıklamada "Öcalan'ın statüsü" gündeme getirildi. Bir yıl önce fesih kararı alsa da silah bırakmaya yanaşmayan terör örgütü, önerilerini dikkate almadıkları Öcalan'ın statüsünü gündeme getirerek "dondurulmuştur" dedikleri süreci kesintiye uğratmaya yönelik taktiksel bir açıklama yaptı. Ancak Devlet Bahçeli'nin dünkü açıklamaları bu oyunu da bozacak nitelikteydi.

Haberin Devamı

BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİ

Aynı gün MHP Lideri Devlet Bahçeli grup konuşmasında önemli bir çıkış yaparak, "Öcalan'ın statü meselesinin konuşulması önemli, statü açığı varsa ele alınmalıdır. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK'nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır."