FETÖ'cü istihbaratçılar, suikast öncesi Yazıcıoğlu'nu Elebaşının talimatıyla C5 Şube'de takibe aldı

"FETÖ'cü istihbaratçılar Muhsin Yazıcıoğlu'nu, suikast öncesi illegal şube üzerinden terörist diye neden takip etti"

Bu soruyu ilk kez 11 yıl önce, 27 Ekim 2015'te Posta gazetesindeki köşe yazımda sormuştum. Aynı soruyu ikinci kez 6 yıl önce, 23 Aralık 2020 günü Hürriyet gazetesindeki köşe yazımda tekrarladım.

19 Ocak 2007'de Şişli'de öldürülen gazeteci Hrant Dink dosyası ile 25 Mart 2009 tarihinde öldürülen Muhsin Yazıcıoğlu dosyası öylesine birbirine bağlantılı ki Yazıcıoğlu suikastını aydınlatacak bu soruyu sormamın nedeni Hrant Dink cinayeti dosyasındaki belgelerdi.

Halen Dink cinayeti dahil birçok kumpas davasından hapiste olan İstihbarat Dairesi eski Başkanı Ramazan Akyürek ve dönemin "Sağ terör ve azınlıklara" bakan C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in 2006 yılı Haziran ayında yasadışı biçimde "C5" adıyla bir şube kurdukları ortaya çıkmıştı. FETÖ'cü ekip bu yasadışı şube üzerinden Hrant Dink yanında, ulusalcı hareketler ve Ergenekon, Malatya Zirve Yayınevi ve Muhsin Yazıcıoğlu'nu takibe almışlardı.

Haberin Devamı

Ankara'daki Emniyet İstihbarat Dairesi bünyesindeki bu illegal şubeyi kuran FETÖ'cü istihbaratçıların, her biri suikastla öldürülen kişileri ve operasyona dönüşen konuları olaylar gerçekleşmeden takibe almış olması tam bir "FETÖ kumpasıyla" karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu.

"TERÖRİST" GİBİTAKİP EDİLMİŞ

Nitekim 2015 yılında Dink dosyasına gönderilen bu bilgi ve belgelere göre; FETÖ'cü istihbaratçıların 2006 yılında illegal biçimde kurdukları ve 23 Mayıs 2012'de İçişleri Bakanı oluruyla yasal hale getirilen C5 Şubesi'nde terörist gibi takip edilenlerden birisi de BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu oldu.

1 Haziran 2006 ile 23 Mayıs 2012 tarihleri arasında illegal olarak çalışan bu şubedeki takip belgelerinin bir kısmı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgiliydi. Asıl önemlisi Muhsin Yazıcıoğlu öldürülmeden önce takip yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa hangi konularda bilgi ve belgelerin toplandığıydı.

Muhsin Yazıcıoğlu suikastıyla ilgili kamu görevlilerinin yargılandığı Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin hazırladığı 81 sayfalık ek mütalaa buna cevap veriyor. Emniyet İstihbarat Dairesi'nin 8 Aralık 2015 tarihli yazısına göre 9 Eylül 2008 ile 23 Mayıs 2012 tarihleri arasında Muhsin Yazıcıoğlu'nun adı geçen 214 evrakın bulunduğu tespit edildi. Söz konusu 214 evraktan, 25 Mart 2009 -1 Nisan 2009 tarihleri arasındaki 61 adet evrakın Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümü ve cenazesine katılımlarla ilgiliydi.

Haberin Devamı

Yine 1 Nisan 2009 ile 25 Mayıs 2012 arasındaki 130 adet evrakın "Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne Gıyabi Cenaze Namazı, Basın Açıklaması, Protesto Etkinlikleri, BBP ve Kurultay, Alperen Ocakları, ölüm yıldönümüne ilişkin Anma Etkinlikleri, Mevlit-i Şerif, Konferans Sempozyum vb." konularına ilişkin olduğu tespit edildi.

23 EVRAK BELİRLENDİ

Asıl önemlisi Yazıcıoğlu'nun ölümü öncesinde hangi konularda takip edildiğinin ortaya çıkmasıydı. Nitekim mütalaada buna da yer verildi. 9 Eylül 2008 ile öldürüldüğü 25 Mart 2009 tarihleri arasında da Yazıcıoğlu takip edilmiş. Yasadışı C 5 Şubesi'nde bu dönemi ilişkin 23 evrak tespit edildi. 23 adet evrakın konuları ise ilginç, "Abdullah Çatlı'yı Anma Etkinlikleri, Ülkücü Şehitleri Anma, Kara 12 Eylül'ü Talin ve Ülkü Şehitlerini Anma, Yürüyüş ve Miting, Seçim Çalışmaları vb."

Haberin Devamı

ÖNCE AÇIĞI ARANMIŞ

Yani FETÖ'cü istihbaratçılar ölümünden önce Yazıcıoğlu'nun açığını aramış. Nitekim, Fetullahçı Terör Örgütü üyesi yurt müdürü olarak görev yapan Abuzer Dilekçi'nin 20 Haziran 2021 ve 30 Haziran 2021 tarihlerinde Adıyaman TEM Şube Müdürlüğü'ne kendiliğinden gelerek verdiği ifade yıllar önce sorduğum soruya cevap olacak nitelikte. Dilekçi, ABD'den gelen iki kişi aracılığıyla FETÖ elebaşının örgütün yanında olması teklifini Yazıcıoğlu'nun reddettiğini, bunun üzerine açığının aranmasını istediğini şöyle anlattı:

"Joseph abiyle Azerbaycanlı yurt müdürü olan şahısla İzmir sefer erkek öğrenci yurdundaki yurt müdürü odasında otururken bizzat kulaklarımla duyduğum çok önemli bir konuyu ifade etmek istiyorum. Josef abi, 'Cemaatin karşısında kim olursa cemaatle kim zıt giderse, işte gördüğün gibi bu şekilde Gezi Parkı'ndaki olaylar büyür. Recep Tayyip Erdoğan bizim karşımızda durduğu sürece Gezi Parkı olayları büyür. Bu hükümete bizim uyarımızdır. Devlet erkânından cemaatin karşısına olan kaybeder, cemaatin gazabına uğrar. Devlet erkânındaki cemaate karşı güç gösterisi yapanları bir kasetle nasıl yükseltip bir gecede nasıl indirdiğimiz ortada. Devlet erkânındaki kişilerin zaafları aranılarak ona göre bir talimatla işlem yapılır. Bizim yanımızda olan rahat eder, karşımızda olan cemaatin gazabına uğrar, ama Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu cemaatin yanında yer almadı.