Sıcak para kenesi!

Türkiye'de üretilen değerler sıcak paranın spekülatif kazancına kurban gidiyorsa, ekonomi yönetimini değiştirmek gerçekten bir çözüm müdür?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'de yatırım yapmanın rasyonel olmadığını, çünkü yerli yatırımcıların üretim yerine spekülasyonla daha fazla kazandığını öne sürüyor. Bu iddiasını enflasyon, faiz oranları ve sıcak paranın dolar bazında elde ettiği aşırı karlarla destekliyor, ancak kendi ayakları üzerinde duramayan bir ekonominin sıcak paraya bağımlılığından çıkmanın yolu gerçekten sadece mali politika değişiklikleri midir?

Türkiye'nin ekonomik yapısıyla alakalı kendisiyle röportaj yaptığımız bir ekonomist, "Bu ülkede yatırım yapan enayidir. Eğer, yatırım yapacak kadar paran varsa, koy faize, hisse senedine, tahvile git Alp'lerde tatil yap, Filipinler'de güneşin altında yan. Yatırım yapacaksın, işçi çalıştıracaksın, SSK'sını ödeyeceksin, vergilerini vereceksin. Ohooo... Uğraşmaya değmez" mealinde bir şeyler söylemişti.

Ekonomisi böylesine kırılgan, maliyet yükleri böylesine ağır bir ülkede yatırım yapmak, elbette cesaret işi. Dikkatinizi çekiyorsa, "Türkiye'ye sermaye akıyor... Arap kızı camdan bakıyor" diye devletlülerimizin medya marifetiyle zihinlerimizi kurcalamaya çalıştığı yabancı sermaye bile, bu ülkeye, direkt olarak değil, dolaylı şekilde giriyor... Mesela, özelleştirilecek kurumlara yerli sermayeyle birlikte teklif veriyor... Sıfırdan fabrika kurup, bir çok yan sektöre iş çıkarmak yerine, hazır, çalışan, karlı, verimli, stratejik kurumlara lönk diye oturmayı yeğliyor.

Bir ekonomist yıllar önce dinlediğim bir röportajında Türkiye'de ekonominin yönetiminin değişmesinin hiçbir anlamı olmadığını kaydederek şunları söylemekteydi: "AKP gelmiş, AKP gitmiş, yabancı sermayenin, sıcak paranın umurunda mı Bu ülkede, sıcak paranın sahibi olanlar, dolar bazında altı ayda, yatırdıklarına yüzde 150 kazanç sağlayabiliyorsa, bu sistem değişmedikten sonra bir şeyleri konuşmanın anlamı yoktur"... Biz ekonomist filan değiliz... Dolar bazında yabancı ve de sıcak para sahiplerinin yüzde 150 oranında nasıl kar sağladıklarını da fazlaca anlamayız... Ama sorulacak olan soruları biliyoruz Nasıl oluyor bu iş

Enflasyonun kağıt üzerinde, yüzde 30 gösterildiği, Merkez Bankası faizinin yüzde 35 diye yutturulduğu bu ülkede, dolar imparatorları, paralarını nasıl katlayabiliyorlar Nereden kazanıyor bu sıcak para sahipleri bu paraları Elbette bizim sırtımızdan....

Bu ülkenin ürettiği değerlerden... Ödediğimiz vergilerden, üretmeye çalıştıklarımızdan... Öyleyse biz neyi tartışıyoruz Bu ülkede, sıcak paranın hükümranlığını yok etmedikten, iliğimizi, kanımızı sülük gibi emen bu baronların saltanatına son vermedikten sonra, biz neyi tartışıyoruz

İyi de, sıcak para kaçarsa, ekonomi mahvolur... Bir zamanlar AKP'nin iktidara gelmesinin sebebi olan Ecevit'in ekonomiyi duvara vurduğu günlere döneriz...

Kendi ayakları üzerinde duramayan bir ekonomi tablosunun bu millete ne hayrı olabilir Pamuk ipliğiyle sermaye sahiplerine bağlı bir ekonomi... Cennetmekan Erbakan hocamızın ekonomi danışmanı Prof. Dr. Osman Altuğ, Türkiye'deki ekonomi sistemini "Dolar, borsa, faiz"... Üç kağıt ekonomisi olarak adlandırmaktadır. İş başına geldiği günden bu yana Türkiye ekonomisini bir türlü düzeltemeyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ülke ülke dolaşarak sıcak para aramaya, ülkeye yatırım çekmeye çalışıyor. İyi de ekonomik göstergelerin böylesine berbat olduğu bir ülkeye kim gelir de doğrudan yatırım yapar Türkiye, sıcak paranın istediği gibi at koşturduğu, parasına para kattığı altın yumurtlayan bir çiftlik gibidir... Türkiye'de son dönemde insanlar mutfaklarını döndürebilmek için kredi ve kredi kartlarına sarılmış durumda. Ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki fark neredeyse 6 bin liraya yükselmiş. Emeklilerin durumları daha da berbat. En düşük emekli maaşının 20 bin lira olarak belirlendiği bu ülkede, hangi ekonomi kriterlerinden söz edilebilir ki Esnaf tükenmiş durumda... 8-9 aylık vadelerle çalışıyorlar... Nakit denilen şey unutulmuş... Çekler, senetler protesto ediliyor... İşçi ücretleri ödenemiyor, SSK'lar yatırılamıyor... Kapasite kullanım oranları yüzde 30'lara, yüzde 20'lere düşmüş... Sıcak para ise dolar bazında ülkemizin kanını emmeye devam ediyor... Merkez Bankası'nın döviz stokları şişmiş-miş!... Herşey harikaymış...