Yazar, Kahramanmaraş'taki okul katliamının kökeninde medyada gösterilen şiddet, aile gözetiminin eksikliği ve eğitim sisteminin ahlaki değerlerden uzaklaşması olduğunu savunuyor. Polis ve güvenlik önlemleri yeterli olmadığını, bunun yerine öğrencilerin dindar ve ahlakli bireyler olarak yetiştirilmesi gerektiğini öne sürüyor. Ancak medyadaki şiddet gösterimini ahlak çöküşünün tek nedeni olarak görüp, bireyin sorumluluğu ile sistemin sorumluluğunun arasında net bir sınır çizebilir miyiz?
Önce Şanlıurfa Siverek'te sonrasında ise Kahramanmaraş'ta meydana gelen okul saldırıları yüreğimize bir yangın gibi düştü. Özellikle Kahramanmaraş'ta 9 canımızın bir psikopat öğrenci tarafından katledilmesi 86 milyonu yasa boğdu. Ne oluyor bize Neler oluyor eğitim yuvalarımızda Bu konuyu teferruatlıca ele alıp, detaylandırıp, analiz edip öylece sonuçlarını ortaya koymamız gerekiyor. Bu ülkenin televizyonlarında dizilerde hala mafya kahramanları gözümüzün gözümüzün içine sokuluyorsa, televizyonlarda ana haber bültenlerinde bile şiddet, terör olayları ballandıra ballandıra haber yapılıyorsa orada bir terslik vardır. RTÜK'ün bu şiddet görüntülerine, kendi raconlarını kendileri kesen mafya üyelerinin yer aldığı dizilere bir ceza kesmemesi, bu türden dizilerin mantar gibi çoğalması şiddeti, terörü bir hançer gibi halkımızın, çocuklarımızın bağrına saplamıştır. Kahramanmaraş'ta 9 canımızı katleden öğrencinin babasının oğlunun psikopat davranışlarıyla ilgili hiçbir girişimde bulunmaması ve beylik tabancalarının evinin en erişilebilir yerlerinde bulundurması en büyük suç olarak karşımızdadır. Oğlunun tabancalara ilgisi olduğunu söyleyen baba, üstüne üstlük bir de ona poligonda atış talimi yaptırarak, içindeki psikopat ruhu beslemiştir. 9 canımızı hayattan koparan psikopat cani, vatsap durumunda da Amerika'da bir okul baskınında 6 kişiyi katleden caninin fotoğrafını koyarak, kendisinin de ona öykündüğünü aylar öncesinden herkese göstermiştir. Yanisi her şey ayan beyan belli iken gerek anne baba, gerekse yetkililer hiçbir önlem almayarak bu katliamın fitilini ateşlemişlerdir. Diğer yandan okullarımızdaki güvenlik sorununu da ayrı bir parantez açmak isteriz. Binlerce okulumuzun bulunduğu ülkemizde okullarda doğru dürüst bir güvenlik önlemi yoktur. Kahramanmaraş'taki katliamdan sonra İçişleri Bakanlığı okullarda güvenlik önlemlerini artırmış ve polisler okulların önlerinde devriye atmaya başlamışlar. Yeterli mi Bizce kesinlikle değil... Okullarda güvenlik önlemini artırmak, polis sayısını artırmak, hatta her öğrenci için bir polis bile tedarik etmek, okullarda güvenliğin yerine getirilmesini sağlamaktan çok uzaktır. Cennetmekan Erbakan Hocamız, bu konuda, "Okullarda güvenlik önlemleri için her bir öğrenci için bir polis bile koysanız yeterli olmaz. Öncelikle öğrencileri Allah'tan korkan bireyler olarak yetiştirmelisiniz" değerlendirmesini yapardı. Biz de başlığımızda bulunan iki cihan serveri Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in Hadisi şerifini hatırlatmak istiyoruz: "Kork Allah'tan korkmayandan"... Maalesef, eğitim sistemimiz ahlak ve manevi değerleri önceleyen bir sistem olmaktan çıktı. Öğrenciler, ellerine silah alarak öğretmenlerini, ellerine bıçak alarak öğretmenlerini, ellerine silah alarak okul basmayı kendilerine mubah görüyorlar. Ekranlardaki mafya kahramanlarına özenerek, kendilerine onları rol model alarak, kendi raconlarını kesmeye başlıyorlar. Televizyon program koordinatörlerinin ve senaristlerin daha çok reyting adına şiddet dozunu giderek artırdığı diziler, zehirli bir örümcek gibi hem insanlarımızın hem de çocuklarımızın, gençlerimizin beyinlerini iğdiş ediyor. Cennetmekan Erbakan Hocamızın kurduğu tüm siyasi partilerin tüzüğünde "Önce Ahlak ve manaviyat" düsturunu ilk sıraya koymuş olmasını bugün iliklerimize dek hissediyoruz. Allah (c.c) korkusu olmayan nesil, kendi kanunlarını, kendi raconunu kendi kesen nesil, her akşam suça sürüklenen çocuklar haberleriyle bültenleri dolduruyor. İş işten geçtikten, Basra Harap olduktan sonra da kerameti kendinden menkul birileri ekranlara çıkıp bol keseden bu katliamların nasıl önlenebileceğine dair ahkam kesiyor, kafaları ütülüyor. İyi de siz bu gençliğe ahlak ve maneviyat anlamında ne verdiniz Önce onun hesabını verin!

4