Türkiye, 23 çeyrektir kesintisiz büyüyor. Ancak dünyanın her ülkesinde olduğu gibi gelir dağılımındaki farklılıklar dolayısıyla toplumsal kalkınma ve refah artışından herkes aynı oranda yararlanamıyor. Ekonomik büyüme, yüksek enflasyon ortamında gerçekleşmektedir. Hane halkının giderleri artarken, gelirdeki artışlar hayat pahalılığının gerisinde kalmakta ve vatandaşların reel alım gücünü zorluyor, deniyor. Peki işsizlik oranı nasıl 36 aydır tek hanede seyrediyor. Kalkınma genele yayılmıyor sözü tam bir yalan. Türkiye'de trafiğe kayıtlı 17,4 milyon otomobil var. Genel nüfusa oranlandığında yaklaşık her beş kişiden birine otomobil düşüyor. Ortalama bir otomobil değeri baz alındığında (yaklaşık 1,15 milyon TL), Türk halkının sahip olduğu toplam otomobil servetinin nominal piyasa değerinin 20 trilyon TL (güncel kurla yaklaşık 600 milyar dolar olduğunu görürsünüz.)
Türkiye'de nüfusun yaklaşık %57,1'i (veya hane halklarının yaklaşık %60,7'si) yani yaklaşık 50 milyon vatandaş ev sahibi. Nüfusun yüzde 27'si yani 32 milyon kirada oturuyor. Toplam konut servetinin yaklaşık 900 milyar dolarlık kısmını vatandaşların bizzat kendilerinin oturduğu konutlar oluşturuyor. Ülkemizde 94 milyon adet aktif cep telefonu var... Bu cihazların tümünün piyasa değeri ve toplam maddi karşılığı net olarak hesaplanamasa da, en ucuz giriş seviyesi yaklaşık 10 bin ila 132 bin TL aralığındaki modellerin toplam değeri 1 trilyon lirayı aşar...
Soruyorum size bu servetler nasıl oluştu Ülkemizde istikrarlı bir iş dünyası olmasa vatandaş bunlara sahip olabilir miydi Sadece mükemmel sağlık sistemi bile her şeye bedel. Dünyada ABD dâhil hiçbir ülkede bizim gibi sağlık düzeni yok. E-Nabız muhteşem bir program. Peki bunları bize kim sağladı 23 yıldan beri gece gündüz çalışan hükûmet tabii ki... Üzümü yiyeceksin ama bağını da göreceksin!

25